Birden bire “n’oldu”?

, , Sende yorum yap

Hani, “irtica” bir numarali sorunumuz haline gelmisti. N’oldu? irtica sorunu diye bir sorun kalmadi mi?
Hani, Türkiye’yi “Susurluk Çetesi” benzeri çeteler ele geçirmisti. Hani, “Topal Cinayeti” benzen cinayetlerde bazi kamu görevlilerinin iliskileri belirlenmisti. N’oldu? Bunlar açikliga kavusturuldu mu?
Hani, bazi siyasiler hakkindaki yolsuzluk iddialarinin “hukuk sistemi içinde” degerlendirilip, gerçegin arastirilmamasi kamu oyunda büyük tepkilere neden oluyordu. Yolsuzluk iddialarinda, bekleyen dosyalardan birinin kapagi açildi mi?
Hani, kamu finansman açigi nedeniyle ülke ekonomisi felakete gittiginden, sosyal güvenlik reformunun yapilmasi, kamu bankalari özellestirilmesi, özellestirmenin hizlandirilmasi gerekiyordu… Hani, enflasyon bazi büyük Türk büyüklerinin “namus davasi” idi…
Hani, IMF ile anlasacaktik, Avrupa ile barisacaktik, Rusya’nin gönlünü alip, boru hatlari döseyecektik. N’oldu da bir günde bütün bunlari unutan iki “fâni”, bir kapali kapi arkasinda, yemek yiyip, yemekle birlikte bizi de “yedi”…
Bu memleket bu kadar “garip” bir memleket mi? TBMM’nin açilisinin 78’inci yilinin bayram olarak kutlandigi bir gün, iki “fâni” kapali kapilar ardinda meclisin ve ülkenin “kaderini” belirliyor. TBMM’nin 550 üyesinden çit çikmiyor.
Terörü, irticayi önlemek, hukuktaki tikanikliklari açmak, ülkeye asayis getirmek, egitim sistemini yeniden yapilandirmak, ekonomiyi düzeltmek, vergi gelirlerini artirmak, enflasyonu asagi çekmek için, “riske” atilan, birikimlerini, isimlerini, emeklerini, mesleklerini “ortaya koyan”, güvenerek veya “kerhen” 55’inci hükümetin olusturulmasina, devamina, icraatina
destek veren güçler, kisiler, halk “umursanmiyor”…
Hadi o iki “fâni” bu yanlisi yapti diyelim… Ya kurumlariyla, taze güçleriyle, sesi çikmayan halki ile, bu kararin “tartisilmaz” bir karar-miscasina kabulüne ne demeli?
1) Bu iki “fâni”, ayni seçim yasasi ile seçime gidildiginde, TBMM’nin bugünkü milletvekili dagilimindan farkli bir yapinin ortaya çikacagini bilemiyor diyelim… Diyelim ki bu iki “fâni”nin, erken bir seçimde partilerin bugünküne benzer sayida milletvekili çikaracagini göseren kamuoyu yoklamalarin-
dan haberleri bile yok…
Biz “koyun muyuz ki”, hiç bir çözüm getirmeyecek, seçimi umut olmaktan çikaracak bir emrivaki karsisinda “koyun gibi” sessiz ve hareketsiz kalalim?
2) Iki “fâni” karar vermis: TBMM, Haziran ayi sonuna kadar çalisacak, Ekim ayinda bir tarafsizin (ne akar, ne kokar birinin) basbakanliginda kurulacak seçim hükümeti, bütçe disinda hiç bir kanun için TBMM’ne gidemeyecek. Seçime kadar günlük islerle ugrasacak.”
Bunun Türkçesi sudur: “Türkiye Cumhuriyeti bundan sonra 11 ay hükümetsiz kalacak. Bu hükümet bundan sonra hiçbir sey yapamaz. Bu hükümete bundan sonra kimse güvenmez. Seçim hükümetini de kimse iplemez.”
3) Bütün dünya 2000’li yillara daha basanli girmek için büyük atilimlara yönelirken, Türkiye 11 ay tatile giriyor. Seçim öncesi 11 aylik tatil. Seçim sonrasi da uzun süre hükümet arayislarini ekleyiniz. Demek ki biz 2000’lere “tatil ve tartis-ma” ile girecegiz.
Begenmedigimiz küçümsedigimiz Yunanistan bu arada ne yapiyor? Hiç olmazsa onu hatirlayiniz:
Biz 11 ay sonra erken seçim için isleri tatil ederken, Yunanistan 18 ay sonra “Avrupa Para Birli-gi”ne girecek güce erismek için kisa süreli “yogun” istikrar paketi uyguluyor. Parasini devalüe etti. Enflasyonu 1999 yilinda yüzde 2’ye indirecek çalismalari baslatti. Milli gelirin yüzde 4’ü olan kamu açigini 18 ayda yüzde 2.5’in altina indiriyor. Emekli yasini kadinlarda 60’tan 65’e, erkeklerde 65’ten 67’ye çikariyor. Böylece 18 ay sonra Avrupa Para Birimi “Euro”ya geçis için gerekli sartlan saglayacak.
4) Bu seçim sistemi ile, bu sartlarda 11 ay sonra yapilacak seçimin sonuçlarini ben kendime göre
açiklayayim: Fazilet birinci partidir. Kalanlar birbirini yer…
5) Bu iki “fâni” bunu hep yapiyor… Biri basbakan olunca devamli kaçiyor. Öbürü ülkede ekonomi biraz düzelse, hemen herseyin üzerine “limon suyu” sikip “seçim de seçim” diye tepiniyor. Seçim sonunda oyunun devamli gerilemesine hiç mi, hiç aldirmiyor.
(Iki “fâni” yanlisi veya zoru görüp “U” dönüsü yapsa bile “oldu olacak / kirildi kirilacak”… Bundan sonra “doktor ne yersen ye…” diyor… Ne bu hükümete kimse güvenir, ne bu meclisten is çikar…)
Ali Riza KARDÜZ^

@

 

Sende yorum yap