Beylik Evler” şimdi yok ama Heybeliada gene de güzel

, , Sende yorum yap

Bahriye Mektebi 1824 yilinda Ka-simpasa’dan Heybeliada’ya tasindi. Evvelce Karacas’in köskü iken Levent Kisla-si’na dönüstürülen sahildeki büyük bina mektep oldu. 1835 yilinda “Panayi Manasti-ri”nda uluslararasi ticaret egitimi yapan “Elen Ticaret Okulu” açildi. 1844 yilinda ise Papaz Dagi’ndaki Aya Triada Manastiri’nda “Papaz Okulu” egitime basladi.
Heybeliada gibi küçük bir adada 3 yüksek okul olmasi, dünyada esi, benzeri bulunmayan bir seydi. Bunlar yaninda Bahriye’nin Mizika Okulu, Çarkçi Okulu, Deniz Lisesi, Rurn Kiz Yetim Okulu, Rum Ilkokulu, Türk ilkokulu Heybeliada’daki diger egitim tesisleri idi.
Nejat Gülen’in “Heybeliada” isimli yayinlarinda anlatildigina göre, Bahriye hep Ada’da kalmis, sadece bir kez, ikinci Dünya Savasi’nda istanbul’un bosaltilmasi sirasinda 1941 yilinda Mersin’e tasinmis, 9 Eylül 1946 yilinda tekrar Ada’ya dönmüs. Deniz Harp Okulu Tuzla’ya tasindiktan sonra da, “Bahriye” Ada’daki varligini Deniz Lisesi ile sürdürür olmus.
Nejat Gülen’in anlatimiyla Bahriye Okulu’ndan mezun her subay kendini Heybeliadali kabul etmis, Bahriye ile iliskisi olanlar da Adali olmus. Lojmanlarda, kiralik evlerde oturmus. Emekli olan subaylar, astsubaylar, hatta erler ve sivil görevliler adaya yerlesmis. Kisa anlatimla Bahriye Heybeliada’ya damgasini vurmus.
Heybeliada öyküleri Nejat Gülen, Heybeliadali, Heybeliada asigi. 1982 yilindan buyana Heybeliada ile ilgili 8 kitabi yayinlanmis. Dogan Hizlan Usta diyor ki: “Her adanin bir uzmani olsa ne iyi olurdu. Inanir misiniz Nejat Gülen olmasa Heybeliada’ya böylesine bir yogun sevgi gösterilmezdi.” Nejat Gülen’in ilk Heybeliada kitabi “Bir Semt Monografisi”. içine öyküler serpistirilmis. “Heybeliada’da Yazsonu” öykü-roman. “Leylak Kokusu”nda öykülerle Heybeliada anlatiliyor. Arada “Üsküdar’daki Ev” isimli bir hikaye kitabi var. Sonra “Dünden bugüne Bahriyemiz” isimli deniz harp tarihi arastirmasi geliyor. “Resimlerle Heybeliada” nefis bir belgesel. Son okudugum ve etkilendigim kitap “Heybeliada Öyküleri” (Ergül Yayincilik, Birici Bask 1993, 200 Sayfa).
Nejat Gülen, Heybeliada üzerine yazmayi sürdürüyor. Enka tarafindan yayinlanan Kültür ve Sanat Dergi-
si’nin 36’inci sayisinda “Beylik Evleri” basligini tasiyan bir anlatimini ve bu anlatima bagli ask öyküsünü okudum. Ask öyküsü, “Beylik Evler”de oturan ve günes dogarken Safak Koyu’nda plaja giren, kayalarin üzerine uzanip güneslenen bir bahriye subayinin kizi Ayten’e asik olan Astsubay Sevket Bey’in oglu Rifat’in ask hikayesi.
Nejat Gülen’in uzun hikayesinin son kismini aktarayim… Arayi Sayin okuyucularim kendilerine göre doldursun. Hikaye söyle bitiyor:
“Yillar yillar geçti.
Çok uzun yillar.
Ayten nerede mi?
Emekli bir albay karisi simdi. Tombul bileklerinde bilezikler, konken oynuyor.
Rifat ise evlenmedi.
Zayif, kara kuru bir adam, ince siyah biyiklari var.
Ada’ya gelmis geçenlerde. Park Lokantasi’na oturmus, Necati Çukur’a sormus. ‘Burasi Acem’in Lokantasi degil miydi?’ diye.
Ve sonra dert yanmis, ‘Eskilerden kimseler kalmadi’ diye. Acem Mehmet’i, Ismet’i sormus. ‘Safak’i Bahriye istimlak etmis, halka kapatmis, dogru mu?’ demis.
‘Su yokusu çikip da Beylik Evler’in oraya bile gidemiyorum, içim kaldirmiyor’ demis. Sigara üstüne sigara içmis. Aksam olunca, binip bir vapura Istanbul’a gitmis.”
Beylik Evler
Nejat Gülen’in hikayelerinde sözü edilen “Beylik Evler” de ne ola ki? Benim merakimi çekti. Bakiniz Nejat Gülen Heybeliada’nin bugün yok olan Beylik Evler’ini nasil anlatiyor:
“Heybeliada’da Bahriye Lojmanlari’nin karsisinda, Gemici Kaynagi So-kagi’nda, önü duvarli güzel bir park vardir. Eskiden burasi çayirdi, lojmanlarin yerinde de “Beylik Evler” vardi. Bunlar bitisik nizamda insa edilmis eski, ahsap evlerdi, subay lojmanlari. Kimi cadde üzerinde, kimi arkada, denize dogru uzanan sokaklarda yan yana, sira sira evlerdi ve çok haraptilar. Hele Büyükada’ya bakan yarin üzerindeki evler. Bu evlerin manzarasi fevkalade güzeldi, yüksek duvarli yolun altindan Bahriye Limani ve Fabrika görünürdü. Kapali spor salonu ve yüzme havuzu yoktu o zamanlar. Sokagin dogu yönünde, kapi gibi bir yerden Toplu Kir’a çikilirdi. Toplu Kir, denizden yukariya dogru, Aya-yorgi Manastiri’na bakan bir bayirdi. Ramazanlarda buradan top atarlar-mis da o nedenle Toplu Kir denilmis. Baharda yemyesil olur, papatyalarla bezenirdi, karsida Büyükada, arada deniz mavi mavi.
1940’li yillardi, Bahriye Mersin’e girmisti, Büyükada’ya bakan yar üzerindeki siradan baslayarak Beylik Evleri yiktilar. O kis Ada halki odun almadi. Beylik Evler’in enkazini yakarak isindi. Bütün evleri yiktilar. Sadece bastaki Kumandanlik binasi ile Gemici Kaynagi caddesinin kiyisindaki, bugünkü parkin, o zamanki ‘Çayir’in karsisindaki sira evler kaldi.
Birbirine yapisik, bitisik düzen uzanan bu evler uzun zaman yasadi. Bahriye Mersin’den döndü. Yine Bahriyeli aileleri oturdu bu evlerde. En sonunda, 1955 yilinda onlar da yikildi ve bugünkü beton “lojmanlar” yapildi.
Yeni bir mahalle olustu. Kösebasla-rina içinde tüfekli askerler duran inzibat kulübeleri yapildi. Kimi yol parmakliklarla, kimi yol zincirle kapatildi. Sonra Ayayorgi Manastiri’na giden yoldaki evleri de yiktilar ve oraya hantal bir orduevi yaptilar. Bu arada Manastir’in önündeki meydanda, uçurumun üzerindeki Ali Pasa’nin Kirmizi Evi’de yikildi gitti.
Yunan Ihtilali’ni hazirlayan hain Rumlar toplanirmis bu evde ve bir baskin vukuunda dik yardaki gizli yoldan deniz kiyisina iner, sandalla kaçarlarmis, Bahriye Ada’ya gelmeden önce. Sonra Ali Pasa’nin Rum sevgilisi oturmus, uçurumun üzerindeki o kirmizi boyali evde. Bahriye o evi de yikti.”
Heybeliada herseye ragmen gene de çok güzel. Hele hele bu mevsim…

 

Sende yorum yap