Belirsizlik kredi notunun kırılmasına neden oluyor

, , Sende yorum yap

Standart and Poor’s isimli kurulus, Türkiye’nin kredi notunu “pattt” diye düsürdü. Hem de durup dururken. Hem de Türkiye’ye uzman gönderip yeni bir “teftis” yapmadan. Hem de rakkam-lara bakmadan. Hem de döviz rezervlerimiz “rekor” düzeyde iken.
Hem de basimizda su “erken seçim derdi” varken. Hem de yeni bir hükümetin kurulmasina çalisilirken. Hem de isçiler grevde iken. Hem de 1996 bütçe hazirliklari baslarken. Hem de döviz fiyatlarini mi arttirsak, faizi mi art-tirsak diye kafamizin karistigi bir dönemde. Geliniz de üzülmeyiniz. Geliniz de kizmayiniz!.
Biz kizmakta üzülmekte hakliyiz. Ama notumuzu kiranlar da haksiz sayilmaz. Neden mi? Arz edeyim.
Efendim, kredi verecek kisi, kurulus, borç isteyenin, bu borcunu zamaninda ödeyip ödemeyecegini arastirir. Bu arastirmayi ya kendi imkanlariyla yapar ya da bir profesyonel kurulusa (bu is için kurulmus bir firmaya) yaptirir.
Ülkelerin Kredi Degerliligi-Kredi Notu (ingilizce deyimi ile ratingi) o ülkenin krediyi zamaninda ödeme gücünün göstergesidir.
Bir ülkenin disaridan aldigi döviz kredisini ödeyebilmesi için, Milli Geli-ri’nin artmasi, ihracat yapmasi, veya baska döviz gelirlerinin (örnegin turizm, örnegin gemi tasimaciligi gibi) olmasi, Cari islemler Dengesi’nin açik vermemesi gerekir.
Degisik ekonomik, sosyal, politik göstergeler puanlanarak, her ülke için belli notlar verilir. Bu notlara göre de ülkeler dis borç ödeme kapasiteleri-yetenekleri itibariyle siralanir.
Ülkelerdeki politik istikrar, ülkelerin geçmiste borçlarina sadakati, döviz durumu, rezerv durumu, ülke ekonomisinin üretim gücü, ihracat kapasitesi, ödemeler dengesi gibi temel göstergelere bakilir.
Neticede ülkeler dis borç ödeme kapasitelerine veya yeteneklerine göre gruplandirilir. En güçlü, sorumsuz ülkelere (AAA-AA-A) notlari verilir. Ödeme gücü fena olmayan ülkeler, kurumlar (BBB) notu alir. Kredi almada iyilik siniri (BB)dir. Not tek (B)ye düstü mü, tehlike var, ülkenin veya kurumun ödeme gücü zayif demektir. Not ile birlikte artilar, eksiler verilir. Ar-tilar ve eksiler verilirken yanina “uyarilar yazilir.”
Ülkeleri kredi ödeme güçlerine göre gruplandirma gruplara harfler ile “not” verme isini 1986 yilinda “Standard and Poor’s” isimli kurulus baslatmis. Bu isi yapan baska kuruluslar var ama dünyada en geçerli not “Standard and Poor’s”un notu.
Bizim hükümetimizin yaptigi basvuru üzerine Standart and Poor’s 1991 yilinda ilk defa Türkiye için kredi notu verdi. Sonra, Ankara Belediyesi, Ziraat Bankasi ve Garanti Bankasi’nin istegi ile onlara da not verme isini baslatti.
Standart and Poor’s bir defa ülkeye veya kurulusa not vermeye basladiktan sonra, notunun kirilacagini görenlerin notunu begenmeyenleri “Ben vazgeçtim. Artik bana not verme. Bana kötü not veriyorsun. Ben sana küstüm. Notumu da degistirmez isen ben seninle konusmam…” demek haklan ortadan kalkar. Ülke notu kirildiginda, o ülkedeki kurumlarin, kuruluslarin notu da kirilir. Çünkü hiçbir ül-
kede hiçbir kurum ve kurulus ne kadar güçlü olursa ise olsun, onun notu, ülke kredi notu tavanini geçemez. Açik anlatimiyla Türkiye’nin kredi notu kirildiginda, Standard and Poor’s kurulusundan daha önce kredi almis bankalarimizin kredi notu da (daha önce ne olur ise olsun) mecburen asagi iner.
Türkiye’nin 1991 yilinda aldigi not (BBB) gibi iyi bir not idi. 1993 Mayis ayinda bu not (BB-)’ye düstü. 1994 Nisan ayinda (B+) oynayarak hem “haysiyetimizle”, hem de dis piyasadaki “itibarimizla” oynuyorlar. Aslinda onlar oynamiyor da bizim durumumuzun “aynasini” yüzümüze tuttuklarinda, biz “kahroluyoruz-üzülü-yoruz”.
En son “teftiste”, kredi notumuzun “mülahazat hanesine”, “uzun dönemli borçlanmalarda Türkiye olumlu yolda” diye yazmislardi. Geçen hafta sonu bu “mülahazati” çizip, “olumsuza” dönüstürdüler, “endiselerini” dünyaya ilan ettiler.
Simdi, “egri oturup dogru konusalim”. Bunu durup dururken yapmis gibi görünseler de öyle olmadi. Bunu düsmanliktan da yapmadilar. Ileriye dogru “uyari görevlerini” yerine getiriyorlar.
Gerçegi bilelim ve görelim: (1) Türkiye disaridan normal yollardan borçlanmaya baslayamamisti. Biz “sicak para” denilen kisa vadeli veya vadesiz fonlari Türkiye’ye çekiyorduk. Bunlar sayesinde döviz açigimiz kapaniyor, döviz rezervlerimiz artiyordu. (2) Kisa vadeli ve vadesiz döviz girislerini tesvik eden, kurun kalmasi, faiz oraninin enflasyonun üzerinde tutulmasi, enflasyonun kur ile faiz arasinda bir noktada seyretmesine baglidir. 1994 Nisan ayinda bu yana IMF hedeflerini tutturmada gösterilen basan, belirlenen politikalari uygulamadaki kararlilik bir güven yaratiyordu. Bu güven iledir ki kisa vadeli veya vadesiz fon sahipleri Türkiye’ye paralarini gönderiyordu. Daha önce Türkiye’ye para baglayanlar, telasa düsüp ellerindeki borç senetlerini satmaya kalkmiyordu. (3) Simdi bir seçim hükümeti kuruluyor. Simdi bir seçim dönemine giriliyor. 1994 Nisan ayindan bu yanaki uygulamalari ayni disiplinle sürdürme sansi yok. Döviz fiyati artabilir, dövize talep büyüyebilir. Enflasyon hizlanabilir. Bütün bunlar, Türkiye’ye para gönderen, Türkiye’nin yakin ve orta dönemli gelecegine güvenerek paralarini Türkiye’ye yatiranlar için endise verici seylerdir.
Türkiye’deki durumu izlemek ve olani biteni Türkiye’de riski olanlara duyurmak sorumlulugunu tasiyan ciddi bir kurulus, bu gelismeler karsisinda nasil duyarsiz kalabilir? Bir uya-
ri yapmadan nasil durabilir? Iste Standard and Poor’s kurulusunun kredi notu “mülahazat hanesine” “dikkka-aattt” kelimesi eklemesinin sebebi bu. “Uyyy, bu ne biçim kurulus? Tem-muz’da verdigi notu, Ekim’de degistiriyor. N’olllmus yanii? Baska ülkelerde kriz olmuyor mu?” diye notumuzu kirana kizmayalim. Kendimize kizalim.
“Biz ne biçim ülkeyiz ki politik hayattaki en ufak bir degisiklikte, tüm ekonomi alt üst oluyor. Büyük çabalarla saglanmaya çalisilan istikrar ortadan kalkiyor. Inisler çikislar basliyor. Kimse yarin ne olacagini bilemiyor. Olur mu böyle sey” diyerek hatayi kendimizde arayalim.

 

Sende yorum yap