Be-Te-Be

, , Sende yorum yap

Be-Te-Be

BT.B. (Be-Te-Be seklinde okunur) eskiden binaların cephesini kaplamada kullanılan, küçük kare parçacıklarından oluşan cam esaslı bir inşaat malzemesi idi… Simdi o malzemenin modası geçti.

Günümüzde B.T.B. demek, BÜYÜK TÜRK BÜYÜKLERI demektir.

Geçen hafta Büyük Türk Büyüklerinin büyük katılımıyla gerçeklesen, bir büyük toplantıda, büyüklerimle birlikte otururken Büyük Türk Büyüklerinin büyüklüklerini tartıştık…

Nasıl tartışmayalım ki… Salonu dolduranların yarısı Büyük Türk Büyüğü veya kendilerini Büyük Türk Büyüğü sananlar i-di.

B.T.B.’lerin (Büyük Türk Büyüklerinin) salonlara bir girişleri var ki!.. Adamı (adam dedi isem, bizim gibi saf ve bakir a-damlardan söz ediyorum…) kahrediyor… (Veya “kıskançlıktan, hasetten çatlatıyor” diyebilirsiniz…)

Söööyyyle, kasıla kasıla, salına salına bir yürüyüşleri var ki, görmeyiniz… Sanırsınız ki, Türkiye’nin bütün sorumluluklarını sırtlarında taşıyorlar… Altmış milyon Türk halkının istikbali onlara “emanet edilmiş”… Tek kasları havada… Ellerinde kocaman bir Havana purosu…

Salonun en önündeki, üzerlerine “protokol” yazılı levhalar dizilmiş masalara yönelişleri, popolarının yarısı ile koltuklara oturuşları, altın Rolex saat takılı kollarını masaya dayayarak ayak ayaküstüne atışları ve de yana kaykılarak “anlamlı bir poz verişleri” var ki… Görmeyene anlatılamaz.

Eskiden B.T.B.’lerin katıldıkları toplantılarda salonun önündeki bir kaç koltuk, bir kaç masa “protokol” yazısı ile B.T.B.’lere ayrılırdı. Şimdi, koltukların yarısı, masaların çoğu “protokol” yazısı ile B.T.B.’lere tahsis olunduğu halde, yermiyor…

Çünkü B.T.B. sayısı hızla artıyor.

Bir B.T.B., en önde oturacak koltuk veya masa bulamaz ise…

Aman Allah’ım! Böyle durumlarda neler oluyor neler? Görülmeye değer… B.T.B. ağır ağır salona giriyor. Bakıyor ki, öndeki koltuk veya masada yer kalmamış… Kalkık kasını biraz daha kaldırıyor. Yüzündeki ciddiyeti artıyor. Purosundan derin bir nefes çekiyor. Ve ayakta “dikilmeye başlıyor”… İşte o zaman davet sahiplerini bir telaş alıyor… Öyle ya, bir. B.T.B. hiç bir zaman, normal koltukta, normal masada oturamaz… Hemen bir koltuk bulunup, öndeki koltukların arasına sıkıştırılıyor. Öndeki masaya bir Sandalye daha ilave ediliyor. Buna imkân yok ise, arkalardan bir masa öne taşınıyor. B.T.B. için özel masa hazırlanıyor…

B.T.B.’lerin sayısı arttıkça, B.T.B.’ler arasında “gizli bir yarış” başlıyor. Kim bir adım daha önce çıkıp, önde görülecek… * * *

Geçen hafta B.T.B.’lerin salonu doldurduğu toplantıda benim oturduğum “halk masasında B.T.B.’lerin özellikleri tartışıldı. Kimdir bu B.T.B.’ler ne yaparlar? Tayfun Uzunova benim için uzun bir liste çıkardı. Sayın Okuyucularım, B.T.B.’lerin özelliklerini size aktarayım ki, bu konuda bilgisiz kalmayınız.

–   Efendim, B.T.B.’ler, halkı kurtarmak için üstün güçlerin yarattığı kişilerdir. Her şeyi bilirler. Her konuda konuşurlar.

– B.T.B.’lerin hepsi çok zengindir. Nereden zengin olduklarını kimse bilmez. Rivayete göre hepsinin karisi zengindir.

– B.T.B.’ler devamlı olarak,   “Mustafa Kemal”,

“Vatan-Millet Silistre” nutku atar, “zavallı Türk halkının cahilliğine, beceriksizliğine” üzülürler…

– Devletin vazifesi B.T.B.’lerini korumak ve kollamaktır. Devlet her birine üç koruma görevlisi, dört polis tahsis eder. Kapılarının önüne polis diker. B.T.B.’ler yola çıktığında, polis trafiği durdurur. Halka yolu kapar “Çekilin… Hey öndeki yana yanaş ve dur!.. Geçiş var… Görmüyor musunuz? Yolu boşaltın…” diyerek B.T.B.’lere yolu açar…

– Devletin etkili ve yetkilileri tepeden aşağıya B.T.B.’nin gözüne girmek, B.T.B.’lere hizmet sunmak için yarışırlar. Bir B.T.B.’yi “memnun edemezler ise” islerinden olacaklarına inanırlar.

– Her gazetede, her TV istasyonunda, her vesile ile B.T.B.’lerin görüntüleri verilir. Her konuda ne söyledikleri halka duyurulur…

– B.T.B.’ler hata yapsa, halkı kazıklasa, hapis yatsa da, halkımız hakkini “helal etmek”, olan biteni kısa sürede unutup B.T.B.’lere layık olduğu hürmeti göstermek, hizmeti vermek zorundadır. Halkımız buna şartlandırılmıştır.

– B.T.B.’ler her konuda “yuvarlak konuşur”, duruma göre değişir, nabza göre serbest verir. Çünkü B.T.B.’ler için, baskı sayısı, rating, oy sayısı, iktidar önemlidir. Gerisi bostur. İktidarda kalmak pek hoştur.

* * *

Karıma, “Amma da çok insan kendini Büyük Türk Büyüğü olarak yutturuyor…” diyecek oldum. İtiraz etti: “Öyle diyeceğine, amma da çok insan bu numaralan yutuyor der isen daha doğru olur…” Ve devam etti: “İngilizcede perceived re-ality diye bir deyim var. Türkçesi varsayılan hakikattir. Önemli olan B.T.B. olmak değil, başkalarına kendini B.T.B. olarak gösterebilmek, yutturabilmektir. Başkalarının birilerini B.T.B. varsaymaları, B.T.B. varsaydıkları kimselerde güç olduğunu sanmalarıdır.

Bu havayı basabilenler, hemen B.T.B. “katına” çıkıp, “kadroya” dahil oluyor… Bunu bir defa gerçekleştirdikten sonra, onlara sadece hava basmak, havayı kaçırmamak kalıyor. Bir şey yapmalarına, bir şey olmalarına, gerçek güce sahip olmalarına gerek yok…

– * *

Karimin anlattıklarından sonra düşündüm: “Acaba başka ülkelerin de B.T.B.’le-ri var mi?” örneğin acaba ABD’de Büyük Amerikan Büyükleri, Almanya’da Büyük Alman Büyükleri, Fransa’da Büyük Fransız Büyükleri yaşıyor mu?

Oralarda da “Büyük Gavur Büyükleri”, salonlarda sadece ön koltuklara ve masalara mi oturuyorlar? Her şeyi biliyor, her konuda konuşuyorlar mi? Onları da dört polis mi koruyor? Onlar da geçerken polisler halkı azarlayıp, yolları boşaltıyor mu?

 

Sende yorum yap