“Batı’nın bizimle derdi yok Biz “Batı “dan nefret ediyoruz

, , Sende yorum yap

Bati ile iki bagimiz kaldi: NATO ve Gümrük Birligi… Onlari da keselim. Su isi bitirelim! Bati sag, biz selamet… Büyük Türk Büyükleri’nin gayreti ile yakinda bu sonuca ulasacagimiz anlasiliyor.
Nedir bu “Bati Düsmanligi”?., ilginç olan “Bati Düsmanliginin öncüleri, Bati’ya “hinç” duyanlar, Atatürk düsmanlari degil. Dogu hayranlari degil. Din fanatikleri degil… “Entellektüel” olduklarini, “laik” olduklarini, “Kemalist” olduklarini “agizlarina sakiz edenler” Bati’dan nefret ediyor.
Acaba bu davranislarin ardinda bir “Don Kisot” psikolojisi mi var? Yoksa bir “duygusal eziklik” dürtüsü mü Bati düsmanligi yaratiyor?
Türkiye’nin Bati’ya yönelmesi, “Avrupalilasma” çabasi Osmanli döneminde basladi. Atatürk “muasir medeniyetler seviyesine ulasma” hedefini verirken parmagi ile “Avrupa”yi gösteriyordu.
Batili olmak, Avrupali olmak “din degistirmek”, “dil degistirmek” demek degil. Avrupalilarin “emrine girmek”, “kölesi olmak”, “pazari olmak” savunulacak seyler degil.
Avrupali olma arayisi, Avrupa ülkeleriyle ayni teknoloji, yasam, ekonomi çizgisinde bulusma arayisidir.
Bu ise ortak bir dil konusmak, ayni bilgi düzeyinde kalmak, paylasacak ortak kültürel degerlere sahip olmakla mümkündür.
Atatürk “muasir medeniyetler seviyesine” ulasmamizi isterken bunu istiyordu.
Neyimiz “Bati çizgisinde”?
– “Bes yillik egitim mi, sekiz yillik egitim mi?” tartismasini sonuçlandiramadik ki, çocuklarimiza dogru dürüst temel egitim verebilelim.
– Türkiye’de “parasi olmayan” ailenin çocuklarinin ne ilkokulda, ne ortaokulda, ne lisede ve ne de üniversitede yabanci dil ögrenebilmeleri mümkün.
– Anadolu Liseleri’ndeki yabanci dil imkanlarini yok ettik. Üniversitelerdeki yabanci dil hazirlik siniflarini kaldirdik. Üniversitelerin bazilarinda denenen yabanci dil ile egitimin “civigi çikti”.
– Bu genç kusak hangi egitim, hangi kültür, hangi alt yapi ve hangi dil bilgisi ile dünyada olup biteni izleyecek, yabanci yayinlari okuyacak, yabancilarla anlasacak?..
– Imam Hatip Okullari’ni, Kur’an kurslarini Erbakan açmadi. Kendilerinin “laik” oldugunu iddia edenler açti. Gelistirdi. Bati dilleri ögreniminin kapisini kapayanlar da bu “laik” oldugunu söyleyen kesim. “Arapça”yi en yaygin yabanci dil haline getirmenin yolunu açanlar da bunlar.
Simdi de ayni kadro “günün politik icaplarina uygun celalat gösterisi ile” kendi yaptiklarini temizleme telasinda. Çünkü “dün o moda idi, bugün bu moda!..”
Bilinen seyleri tekrarlamadan ve uzatmadan gelelim ana konuya:
– Bati’dan kopuyoruz. Bati’nin disinda kaliyoruz. Rahmetli inönü’nün “yeni bir dünya kurulur, Türkiye o dünyada yerini alir…” sözüne güvenmeyiniz. O belli bir dönemin sartlarinda söylenmis sözlerdi. Bir zamanlarin “Bagimsiz ve Baglantisiz Ülkeler” arasina girme ümidi de geride kaldi (Zaten bizi aralarina alan da olmadi!). Rusya ve Çin simdi “Bati muhibbi”… “Dogu Bloku Ülkeleri” diye bir sey yok… Bir “Küba” var… Bir de Erbakan’in “D-8’ler”. Tamam… Tamam… Irak var, Libya var, Iran var, Suriye var, Arap Birligi var… Ama onlar da bizi sevmiyor, istemiyor.
Kala kala iki bagimiz kaldi: NATO ve Gümrük birligi… Bu baglari da koparalim.
Birlikler, beraberlikler menfaat dengeleri çerçevesinde “belli ilkelere, karsilikli anlasmalara dayanir. Anlasmalara uyum, sözlere baglilik esastir…”
Kafa tutarak, santaj yaparak “birlikte, biradada yasama sansi yoktur.”
Büyük Türk Büyükleri’nin bü-yüklügü Türkiye’de her gün yap-
tiklari konusmalarin sertligi ile degil, yabanci ülke liderleriyle kuracaklari iyi diyalog, uluslararasi toplantilarda Türkiye’yi temsildeki basarilari, Türkiye’yi Batililar ile ayni masaya oturtacak çizgiye çikarma becerileri ile ölçülür.
Bati’yi karsiya almak, Bati’dan kopmak çok kolay… Marifet esit sartlarla Bati’nin içine girmek.

 

Sende yorum yap