“Bak, ben sana anlatayım…”

, , Sende yorum yap

“Bak, ben sana anlatayim…” Bizim insanlarimiza bir hal oldu… Herkes birini yakalayip,
“Bak, ben sana anlatayim…” diyerek, her konuda, neler yapilmasi gerektigini uzun uzun anlatiyor. Ama ne yazik ki, gene de isler yürümüyor…
Güç durumda oldugu ve hatta battigi gazete sayfalarinda uzun uzun yazilan bir firma var ya… Geçen gün bir davette bu firmanin sahibi ile ayak üzeri sohbet ediyorduk. Yanimiza emekli pasalarimizdan biri yaklasti. Firmanin sahibini tanimisligi var ki, hemen söze girdi:
“… Ne o yahu?.. Gazetelerde firmayi batirdigin yaziyor. Batirirsin tabii… Insan dara düstü mü gelip akil danisir… Bak ben sana anlatayim…”
Ve basladi, bir sanayi kurulusu nasil yönetilir ise batmaz, batan kurulus nasil düze çikar… Hem de uzun uzun… Ben usulca o gruptan uzaklastim.
Bir baska kösede, iki-üç gazetenin yöneticisi biraraya gelmis. Son günlerde düsen tirajlari tartisiyorlardi. Hinde viski kadehi ile dolasmakta olan ünlü müteahhit gruba katildi. Tartismanin konusunu farkeder etmez, hemen söze girdi:
“…Kardesim sen gazete çikarmayi bilmiyorsun. Tabii ki tiraj düser… Gazete çikarmanin, bir yolu yordami vardir. Tiraj artirmak çok kolaydir… Bak, ben sana anlatayim…”
Baktim, müteahhidin tirajin nasil artirilacagi hakkindaki anlatimi uzun sürecek. O gruptan ayrilip bizim hocalarin yanina yaklastim. Onlar da aralarinda üniversitenin durumunu, YÖK sorununu konusuyorlar. Grupta bir de zarif hanim var… Hani ismi ve resmi sosyete sayfalarinda her hafta çikan su meshur hanim… Hoca-lan susturmus durumda:
“…Hoca, hoca ben üniversiteye, müniversiteye gitmedim ama, dünyanin..her yanini dolastim. Kaç ülkede bulundum. Üniversitenin sorunu YÖK, mök degil. Önemli olan hocalarin ilgisizligi, bilgisizligi… Bu isi düzeltmek o kadar kolay ki… Bak, ben sana anlatayim…”
Oradan da uzaklastim… Baktim, biraz önce batan isadamina bir sanayi kurulusunun nasil yönetilecegini anlatan emekli pasamiz, diger genç emekli subaylarla askeri konulan tartisiyor. Neler konusuyorlar diye kulak misafiri olayim dedim… Ordunun modernizasyon ihtiyacindan, komsu ülkelerdeki modern silahlara sahip olamadigimizdan sözediyorlar. Tek eli pantolonunun cebinde, öbür elinde viski bardagi taninmis turizmcimiz gruba yaklasti, pat diye söze girdi:
“…Pasa, pasa… Askeri konulari açiklikla tartismanin zamani geldi. Bugüne kadar çok yanlis yapildi. Ne lüzum var milletin paralarini silaha, cephaneye harcamaya… Yeni bir askeri strateji gerekli… Bak ben sana anlatayim…”
Aaaaa… Ciddi konulardan bayagi sikildim.
Son günlerdeki modaya uygun olarak, ünlü renkli hanimlarimiz da toplantiya davet edilmis. Kendi aralarinda gruplasmislar. Erkeklerin cani çekiyor ama yanlarina yaklasmaya cesaret edemiyor. Ben onlara dogru ilerlerken, firsat bekleyen taninmis nakliyeci de bana katildi. Ben güzelliklerinden, giyimlerinden övgü ile sözedip ilgilerini çekmeye çalisiyorum. Taninmis nakliyecimiz en güzelini kolundan yakalayip, hemen söze girdi:
“…Bak cicim… Sen önce terzini degistir. Sonra saçini baska berbere yaptir. Açtigin butigi kapa… Daha fazla müzik çalismalarina vakit ayir. Müzikte yapacagin çoook seyler var. Bak, ben sana anlatayim…”
O grupta bize is kalmadigini anlayip usulca sivisiyordum ki, meshur gazeteci agabeyimle burun buruna geldim:
“Aman agabey… Neredesin?.. Gel söyle tenha bir köseye gidip iki laf edelim” dedim.
Meshur gazeteci agabeyim her gün okuyuculari ilgilendirecek cazip konulan bulup, onlan okuyucularin hosuna gidecek bir sekilde yaziya dökmede “bir tanedir”.
Üzerinde durdugu birkaç konudan sözedecek oldu… Birden, daha önce yasadiklarimin etkisinde:
“Agabey, halk dogru dürüst yazi bekliyor…” diye söze girmisim… Agabeyim hayretle dinliyor:
“…Ben senin yerinde olsam, halkin hosuna gidecek farkli konulari seçer, her konuya göre bir yazi yazar, bu yazilari masaya dizerim. Sonra her-gün gelismelere göre begendigime öncelik veririm. Bence bu isin püf noktasi bu… Iyi bir yazar olmak istiyorsan… Bak, ben sana anlatayim…”
Agabeyim bozuldu!..
“…Dikkat et… Çizmeden yukari çikma… Sen kirk yildir her gün yazi yazdin mi ki, bana meslegimi anlatmaya kalkiyorsun?.. Benim yazilarimi okuyucu begenmese patron gazetenin kösesini bana parselletip, her ay onca parayi verir mi ki?..” deyince aklim basima geldi. * * *
iyi de… Acaba diger “bak, ben sana anlatayim”cilara ayni tepkiyi baskalari acaba neden göstermiyor?
Baksaniza, Basbakanimiz, bankacilara, sanayicilere neler yapacaklarini anlatiyor.
Sanayicilerimiz, tüccarlarimiz devlet adamlarina memleketin nasil yönetilecegini anlatiyor.
Bazi sütun yazarlarimiz, bazi gazetecilerimiz, partilerin nasil yönetilecegini, kimin ne yapacagini, ekonominin nasil düzelecegini, terörün nasil önlenecegini, kimin nereye tayin edilecegini, dis politikanin, askeri politikanin nasil olmasi gerektigini hükümete, hariciyecilere, askerlere, politikacilara anlatiyor.
Karim kime selam verip, kime selam vermeyecegimi bana anlahyor. Kizim ne giyip, ne yiyecegimi anlatiyor.
Herkes, herseyi biliyor…
Peki iyi de…Ben kime Ne anlatacagim?

 

Sende yorum yap