Avrupa’nın adı Türkiye’nin tadı var

, , Sende yorum yap

Bay Poffet 70’inci dogum gününü kutladi. Bay Poffet bir isviçreli. Isviçre’de evi var, barki var. Sandoz firmasinin Türkiye’deki genel müdürü idi. Bes yil önce emekli oldu. Ülkesine dönmedi. Istanbul’da yasamini sürdürüyor. Çünkü Türkiye’den hoslaniyor. Istanbul’da yasamaktan zevk aliyor. Bizim gibi Türkiye’de dogup büyüyenlerin göremedigi güzellikler onu mutlu ediyor.
Biz devamli “Bati’da yasamak özlemini” tasiriz. Bay Poffet Bati’da yasayan, Bati ile Türkiye’yi mukayese imkanina sahip biri olarak Türkiye’de yasamayi tercih ediyor.
Türkiye’de tesadüfen yasiyorsunuz, ama “yasiyorsunuz”
Bay Poffet’i onbes yildir taniyorum. Bay Poffet’e hayranligim bir gün THY Dergisi’nde yayinlanan bir söylesiyi okudugumda basladi. Bu söylesiden bir baska yazima da alinti yapmistim. Söyleside Bay Poffet, Türkiye’de yasamanin zevkini, heyecanini anlatir:
“…Isviçre’ye ayak basar basmaz Türkiye’nin özlemini çekmeye basliyorum. Isviçre’de doguyorsunuz. Hayatinizin nasil geçecegi belli. Hatta kaç yasinda öleceginiz belli. Hersey önceden programlanmis gibi… Elektrik hep yaniyor. Tren hep saatinde kalkiyor. Su hiç kesilmiyor. Ayni bakkal ikiyüz yildir ayni dükkanda ayni mali satiyor. Fiyati ayni. Kalitesi ayni. Hersey dondurulmus sanki… Halbuki Türkiye öyle mi? Devamli bir macera yasiyorsunuz. Elektrik ne zaman sönecek? Su ne zaman akacak? Bunun zevkini bilemezsiniz… Sabah evden çikiyorsunuz… Aksama kadar basiniza neler gelebilir, eve nasil dönersiniz belli degil. Isviçre’de tesadüfen ölüyorsunuz, Türkiye’de tesadüfen yasiyorsunuz… Eeeee… Bundan heyecanli bir hayat olabilir mi?”
Dr. Edgar Poffet kim?
Poffet 1926 yilinda isviçre’de dogmus. Konservatuvarin piyano bölümünden virtüöz olarak mezun olmus. Fakat bakmis ki ikinci Dünya Sava-si’nda fakir düsen Avrupa’da 1945-1946 yillarinda piyano çalmak kann doyurmuyor, bu kere Bern’de eczacilik okuluna girmis. Eczacilik diplomasi almis.
O yillarda ayni okulda, Ankara’nin ünlü Tagmaç Eczanesi’nin sahibinin kizi Güzin Tagmaç da ögrenci imisler. Birbirlerini begenmisler. 1958 yilinda evlenmisler. Sandoz firmasi 1959 yilinda Güzin Hanim ile Edgar Bey’i istanbul’daki Sandoz’un basina getirmis.
Sandoz’a 33 yil hizmet veren kari koca bes yil önce emekliye ayrildi. Avukatlik yapan bir ogullari, ingiliz filolojisi ve konservatuvar egitimi yapan bir kizlari var. Bay Poffet emekli olunca isviçre’ye gitmedi. Bo-gaz’in Anadolu yakasinda, yesillikler içinde bir ev alip, Istanbul’da yasamini sürdürdü. Biz Türkler kadar güncel olaylardan, iç politikadan etkileniyor, gündemi bizden daha ciddi izliyor ama bunun disinda bir sey daha yapiyor. “Istanbul’u yasiyor!..”
Noyan ve Noyan
Bay Poffet Noyan çiftinin yaptigi müzigi begenirmis. Yas gününe Noyanlar’i da davet etmis. Gece yarisi evinin bahçesinde bir masanin çevresine dizildik… Bay Noyan gitarini eline aldi, Bayan Noyan duyarak Neveser Köktes’in o güzel sarkisini okudu: “Sevdikçe seni, ömrüm artar ey yar/Askindi güzelim, bana yadigar/Basbasa kalsak seninle bir an/Döksem sana içimi ah, kalbim ferahlar/Hayal olmasa ah bu mesut günler/Solmasa kalpteki güzel çiçekler…”
Noyan ve Noyan’in müzigini dinlerken mehtabin güzelligini fark ettim… Bogaz’in Avrupa yakasinin isil isil oldugunu gördüm… Ay isiginin Bogaz’in sularinda kipirdanisi beni etkiledi…
Ekonomik sorunlari tartismak, terör gerçegi ile yasamak, ölenlere acimak, is ve es bulamayanlari düsünmek günümüzü o kadar doldurur oldu ki bu ülkede güzel seylerin de oldugunu, sevgiyi, ask unuttuk gitti.
Bay Poffet’in 70’inci yas gününde Anadolu yakasindan mehtap altinda isil isil yasayan Istanbul’u gördüm. Her-seye ragmen, Istanbul’un güzel, çok güzel bir sehir oldugunu hatirladim. Gazetelerde bazi haberler dikkatimi çeker: Yillar önce yurt disina göçen ve di-sanda varlikli bir hayat süren bir vatandasimizin, ileri yasinda Türkiye’ye dönmeye karar verdigini ögreniriz. Türkiye’ye dönme kararini söyle açiklar: “Vatanimda ölmek istedim!..” Bu gibi açiklamalar bana ters gelir. “Yasamak için baska ülkeyi tercih edenlerin, ölmek için Türkiye’ye dönmeleri”ni anlayamam… Türkiye’nin “yasanacak bir ülke” degil de “ölmek için gelinecek bir ülke” olarak kabul edilmesi beni yara- lar. Bize “bu topraklar için ölünecegi” anlatilir. Bu topraklarda nasil yasanacagini, bu topraklarin güzelliklerinin insanlari nasil mutlu edecegini kimse bize anlatmaz.
Istanbul’u doya doya yasayan isviçreli Bay Poffet’in 70’inci yas gününde Istanbul’da yasamanin güzel bir sey oldugunu fark ettim.

 

Sende yorum yap