AT başka şey

, , Sende yorum yap

AET baska sey
Bugünlerde Avrupa Toplulugu ile Türkiye iliskileri gene gündeme geldi.
Bizi alacaklar mi? Almayacaklar mi? Girelim mi? Girmeyelim mi?
Acaba bu tartismalari yapanlar nereye girecegimizin, nasil girecegimizin farkinda mi?
Çünkü biz girelim mi, girmeyelim mi diye vakit geçirirken, Avrupa ülkelerinin isbirliginin
“mahiyeti degisti”
isbirligi önceleri sadece ekonomik alanda idi. Onun tein biz buna “Ortak Pazar” veya “Avrupa Ekonomik Toplulugu” veya kisaca “AET’ diyorduk.
Simdi isbirligi ekonomik alana ek olarak diger alanlara da yayildi. Nerede ise ortaya “Federal bir Avrupa Devleti” çikiyor. Parlamentosu ile, bakanlar kurulu ile… Onun için simdi kendilerini “Avrupa Toplulugu” veya kisaca “AT” olarak isimlendiriyorlar.
Ortak Pazar’a degil AT’a
Avrupa Toplulugu ile sadece “ekonomik iliskileri gelistirmek” üzere anlasma yapmak baska seydir. Simdi ise “Tam Üye”lik için
basvuruda bulunmak baska seydir.
Çünkü, “gelismeler sadece” ekonomik isbirligi çerçevesinde degerlendirilir ise, “gümrük tarifesi, korumacilik, tarim politikalari” gibi konular tartisilir. Ama atilan adimin “Avrupa Topluluguna tam üyelik adimi oldugu” fark edilir ise, o zaman “ekonomik uyumun disinda”, “sosyal, kültürel, politik entegrasyon” konularinda Türkiye nin yükümlülüklerinin önemi ortaya çikar.
Insanlarimiza kurulmakta olan bir “Avrupa Birlesik Devletlerinin” çatisi altinda bir anlamda “eyalet statüsünü kazanacak” Türkiye’de bazi deger yargilarinin degismesi “zorunlulugu” anlatilmaz veya anlatilamaz ise, çok kisa süre sonra “yan yoldan geri • dönme” zorunlulugu kaçinilmaz olur.
“Avrupa Parlamentosu” giderek güçlenmektedir.
“Tek Senet” (Acte Unique), Avrupa Parlamentosu’na; Avrupa Topluluguna dahil ülkeler için “ortak yasalar hazirlama ionusunda ciddi yetki ve sorumluluklar tani-
maktadir. Bu Türkiye’nin “Avrupa Parla-mentosu”na katilmasindan sonra Anayasasinda degisiklik yapmak ve TBMM’nin duvarinda bulunan “Egemenlik Kayitsiz Sartsiz Milletindir” yazisini, oradan sökmek zorunda oldugunun isaretidir.
Çünkü, bizim Anayasamiza göre, “Egemenlik, kayitsiz sartsiz Milletindir… Egemenligin kullanilmasi, hiç bir surette, hiç bir kisiye, zümreye veya sinifa birakilamaz” (Anayasa Madde 6)
“Ekonomik Uyum”
iliskiler sadece “AET iliskileri çerçevesinde” degerlendirildiginde, “sanayiin tarimin uyumu, isgücünün dolasimi” gibi sinirli konularin çözümü ile sonuca ulasilabilecegi sanilir. Halbuki “Avrupa Toplulugu’na entegrasyonca “ekonomik uyum , “genel uyum paketinin” sadece bir dilimini teskil eder.
Açik anlatimiyla Türkiye’nin “tekstil ürünlerindeki kotadan kurtulmak, vata-daslanna vize uygulamasina son vermek, Avrupa ülkelerinden daha fazla kredi temin etmek” amaciyla “yola çikmadigi”, Avrupa Toplulugu’nun Türkiye’den bekleyislerinin, bu ekonomik sorunlara olumlu yaklasim için verilmesi gereken ödünler olmadigi “Türk insanina” anlatilmalidir.
– Demokratik, hürriyetçi parlamenter rejimin islemesi,
– insan haklarina saygi gösterilmesi,
– Siyasal istikrar, can ve mal güvenligi,
– Hizli nüfus artisini sinirlayacak tedbirlerin alinmasi,
– Ekonomik sorunlarin çözülmesi,
– Türkiye Yunanistan arasindaki anlasmazligin giderilmesi.
Avrupa Toplulugu’nun Türkiye’den bekleyisleridir.
Içine sindirmek
Bütün bunlarin AET’ye tam üyelik basvurusunun müsbet sonuçlandirilmasi için ortaya atilan “formaliteler ve “karsi tarafi tatmin etmek için” ele alinmasi gereken konular olarak kabul etmek baska seydir, bunlari “Bati Klübü’nün saygin üyeliginin tabii zorunlulugu” ve “öncelikle çözülmesi gereken sorunlar” olarak benimsemek baska seydir.
Türkiye “baskalarina hos görünmek için degil”, çözmek zorunda oldugu için cesaretle ve öncelikle bu sorunlarin üzerine gittigini “insanlarina” anlatabilmelidir.
Biz kendi kendimize “biz aslaniz, biz kaplaniz, biz çok hizli kalkmiyoruz…” diye övünüyoruz ama, karsidakiler bizim ne oldugumuzu çok iyi biliyor.
Bakiniz neler diyorlar:
Komlsyon’un bir önceki Akdeniz Bölge Müdürü Dr. Eberhard Rheln’e göre, … son yillardaki önemli gelismelere ragmen Türkiye’de fert basina milli gelir Topluluk ortalamasinin dokuzda bindir. Fert basina milli gelirin Topluluk içindeki ortalama yillik büyüme hizi yüzde 1.5 dur. Türkiye de fert basina milli gelirin yilda yüzde 3 büyüdügü varsayimi altinda, Türkiye Topluluk ortalamasina 80
yilda erisebilecektir.”
Is gümrük degil
OECD Türkiye’ye Yardim Konsorsiyumu eski baskanlarindan Dr. Rolf Gebert’e göre, “… bugün Toplulugun en fakir ülkesi Portekiz’de fert basina düsen milli gelirin 2.500 dolar oldugu gözönünde tutuldugunda Türkiye’nin bu ülkeyi yakalayabilmesi için 15-20 yil gerekecektir.”
Görüyorsunuz ki, is sadece gümrügü indir, gümrügü bindir isi degildir. Sen bana bunu ver, ben sana bunu vereyim ile is bitmiyor.Bunun için acele etmeye, hirçinlasmaya gerek yok.
Eger biz Avrupa Toplulugu’na girmeyi samimi olarak istiyor isek, karsi tarafin üyelik için koydugu sartlan kabul edece-giz.Zor ile, kapiya yüklenerek girmenin imkani yok.

 

Sende yorum yap