Ankara kontrolü kaybedince direksiyon piyasanın eline geçti

, , Sende yorum yap

Sayin okuyucularim, yangin neden, nasil çikti? Ankara ne yapti? Ne yapmadi? Bunlari size teker teker özetleyecegim.
Liberal ekonomi denilen sey Türkiye’ye gelince bürokrasi dövizin, faizin fiyati ile oynama gücünü kaybetti. Direksiyon piyasanin eline geçti. Bunu göremeyen Ankara, piyasanin bekleyislerinin yerine kendi kisisel tercihlerini oturtmak için gerçekçi olmayan zorlamalara yöneldiler.
(1) Vadeyi kismaya, bir yildan alti aya , üç aya çekmeye, (2) Faizi indirmeye, yüzde 90’dan, yüzde 80’e getirmeye, (3) Döviz fiyatini enflasyonun altinda tutmaya çalisti. Bu üç zorlama da, piyasa sartlarina tersti.
(1) Ankara, piyasanin bekleyislerine ters olan uygulamasini sürdürebilmek için / (a) yurt disindan kisa sürede asin borçlanmaya gitti. Dis borcun 50 milyar dolardan 70 milyara tirmanmasinin yolunu açti. (b) Merkez Bankasi’na bol bol para bastirdi.
Ama piyasa bunu “yemedi”. Tabiat sartlari (siz isterseniz buna liberal ekonomideki piyasanin gücü deyiniz) galip geldi.
Ankara’nin suyun yönünü çevirmek için örmege çalistigi duvar yikildi. Su normal kanalinda akmaya basladi. Olan, Ankara’nin duvar örmek için harcadigi zamana, ve de paraya oldu… Sel onlan sildi götürdü.
Piyasada olan nedir?
Su anda piyasa güçleri kontrolü ele geçirmis durumda. Dövizin ve faizin fiyati yerine oturma arayisinda. Fakat geçici bir durum var. Suyun önündeki duvar yikildi ama, suyun normal mecraya girebilmesi zaman alacak. Bu arada duvar önündeki birikimin tazyiki ile su saga sola zarar yerecek. Hizinin kesilmesi, sakinlesmesi için bir süre geçecek. Bu safhada Ankara ya düsen görev, “duvarin yikildigini” kabul edip, suyun normal kanalinda akisini kolaylastirici düzenlemeleri yapmak, enkazi kaldirip yaralan sarmaktir.
Ankara’nin basireti baglandi. Olayi kü-cümsedi. Üzerine düseni yapmakta gecikti.
Ankara’nin üzerine düsen görev, (1) Merkez Bankasi ile Tahtakale arasindaki kur makasini kapatmak için Merkez Bankasi kurunu hemen yükseltip, (2) Bu fiyattan öncelikle döviz büfelerine efektif döviz satmak, (3) Ayni anda bankalararasi faizi ve diger faizleri hemen sok etkisi yapacak seviyeye çikarmakti.Ekonomi yönetiminde basan, dogru tedbiri, dogru zamanda, dogru ölçüde uygulayabilmededir. En dogru tedbiri
gecikerek uygularsaniz, dozunda uygulamazsaniz, bu tedbirle birlikte alinmasi gerekli diger tedbirleri almaz iseniz, yaptiklariniz bosa gider… “- Bakiniz ben alinabilecek her türlü tedbiri aldim, yapilabilecek her-seyi yaptim…” diye aglasmaniz ise yaramaz. Ankara (a) Merkez Bankasi ve Tahtakale döviz kurlari arasindaki fark küçük iken bu farki kapatamadi, geç kaldi, (b) Faizi yukari çekti, hersey düzeldi yanügisiyla hemen indirdi, in-çik güven kalmadi, (c) Merkez Bankasi piyasada döviz tanzim satisi yapamadi. Sonra da inanilmaz bir hataya düstü. Dolarin yüzde 13.5 devalüe edildigi günden bir gün önce 300-500 milyar dolar satti. Bu uygulama ve ucuz dolarlan kimin satin aldigi ve bu islemden kimin yararlandigi, uzun süre tartisilacak…
Ankara ne yapti?
Önceki gün Ankara tarafindan alinan kararlan iki gruba ayinniz. (1) Dövizdeki yangim söndürme kararlari (2) Banka sistemini adam etme kararlan. Banka sistemini adam etme kararlarinin kisa süredeki döviz yangini ile iliskisi yoktur. (Onun için bugün üzerinde durmayacagim.) Dövizdeki yangini söndürmek için: (a) 24 Ocak 1980’den bu yana ilk defa devalüasyon yapildi. Türk lirasinin degeri % 13.6 oraninda düsürüldü. Merkez Bankasi dolarin fiyatini 15.231 liradan 17.301 liraya yükseltti, (b) Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu üzerindeki yüzde 5 stopaj (vergi) kaldirildi, (c) Yüksek faiz uygulamasina agirlik verilerek piyasadan Türk Lira-si’nin toplanmasina karar verildi.
Neticede ne oldu?
Bu yaziyi ben dün ögle tatilinde yazdim. Döviz büfeleri o saatlerde, dolari en asagi 18.500 liradan satiyorlardi. Bir gün önce 17.500 liradan dolar satin alma imkani vardi. Merkez Bankasi’nin devalüasyon ilan ettigi gün Merkez Bankasi ve Tahtakale fiyattan arasindaki farkin yüzde 7 dolaylarinda olmasi sagliksiz bir durumdur. Bu fark yüzde 2 dolayina oturmadigina göre, ya Merkez Bankasi’nin fiyati gerçekçi degildir, ya da piyasa istikrara, güvene kavusmamistir. Spekülatif bekleyisler kirilamamistir. Öte yanda, Reuters ekranina çikip, “Dolari 20 bin liradan satarim, 17.600 liradan satin alirim diyerek alim satis fiyatlari arasindaki farki yüzde 14 dolayina tirmandiran bankalarin davranisi” da ciddi ve samimi degildir. Bu tip bankalar Ankara’ya yardimci olmamakta tersine tas koymaktadir.
Basarili bir uygulama için: (a) Tahtakale ve banka fiyatlanni Merkez Bankasi fiyatini en fazla yüzde 2 fark ile izlemesi gerekir, (b) Madem ki su anda kontrol piyasa güçlerine geçmistir ve fiyati döviz büfelerindeki arz talep belirlemektedir, o halde Merkez Bankasi’nin mutlaka ve mutlaka, ilan ettigi fiyattan döviz büfelerine istedikleri kadar e-fektif döviz akitmasi sarttir. Zorunluluktur. Kaçinilmaz bir durumdur. (3) Hazine kisa vadeli yüksek faizli bono satisiyla piyasadan hemen para çekmek zorundadir. Elakat bütün bunlar aspirin tedbirlerdir. Sadece atesi düsürür. Hastayi iyi etmez.
Çözüm: Aci reçete
Ankara’dakiler dövizi, faizi indirip bindirecek… isten kimse zarar görmeden isler düzelecek… Yok böyle bir sey… Tansu Çiller, Osman Unsal, Bülent Gültekin çalisacak millet kilini kipirdatmayacak… Yok böyle bir sey… Bu durumdan tüm politikacilar, tüm milletvekilleri, tüm partiler sorumlu… (Sahi… Onlar nerelerdeler?.. Olan biteni henüz duymadilar mi acaba?) Bu durum hepimizi yakacak. Potura hepimizin cebinden çicka-cak. Simdi yapilmamasi ve yapilmasi gereken seyleri de özetleyerek bu yaziyi bitireyim:
Neler yapilmamali
Kimse telasa kapilir, idari tedbirlerle polisiye tedbirlerle ekonomiye müdahale etmeye kalkmamali. Sakin ha, döviz büfelerini kapamayi, ithalati sinirlamayi, döviz tasimayi yasaklamayi düsünmeyiniz!..
Neler yapilmali
‘ Vücuttaki uru ameliyat edip çikarmadikça atesi düsüremezsiniz. Aspirin tedbirlerle kendinizi avutursunuz. Ur: Kanunun finansman açigidir. Bunu kapatmanin tek bir yolu vardir: TBMM’ni toplayacaksiniz (1) Tüm vergi sistemini degistirip köklü bir yergi düzenlemesi yapacaksiniz (2) KiT’leri “yarin” (evet öbür gün degil, yarin) satmak ve ise yaramayanlari kapatmak için TBMM’den kanun (evet Hükümetten kararname degil TBMM’nden kanun) çikaracaksiniz. (3) Kapatilan KiT’lerle issiz kalanlann sosyal güvencesini saglamak ye iç borç yükünü tasfiye etmek için gerekirse kelle vergisi (aman dikkat buyurunuz, varlik vergisi öneriyorum sanip hücuma kalkmayiniz, ingiltere’de benzeri uygulanan kelle vergisinden sözediyorum) alacaksiniz. Vaaaa mi bunun baska yolu?

 

Sende yorum yap