“Ağamız” nerede “biz” nerede?

, , Sende yorum yap

Asya’nin 4 kaplani, Taiwan, Hong Kong, Kore ve Singapur durup dururken kaplan olmadi. Her-biri önce “kaplan olmaya” karar verdi. Sonra “kaplan olmanin stratejisini” çizip, uyguladi.
Taiwan, arastirma ve gelistirmeyi üretime aktarip, küçük (minyatür) üretim konusunda ihti-
saslasti. Bugün dünyanin en ünlü markalariyla satilan ileri teknoloji ürünlerinin çogu Taiwan’da yapiliyor. Taiwan’lilar ABD’li, Japon üreticilere diyor ki “Veriniz bize 4 kiloluk bilgisayari, biz onu 3 kiloya indirip yapalim…” Ve de bunu yapiyor.
Hong Kong, Çin’in dünyaya açilan kapisi oldu. Koskoca Çin kitasinin dünya ile baglantisini kurdu. Sadece teknoloji, bilgi baglantisi degil, finans, ticaret baglantisini da sagladi. Dünyanin üçüncü büyük liman kenti oldu. Roterdam limani tonajda birinci. Singapur limani en fazla gemi ugrayan liman. Hong Kong limani dünyanin en büyük kontainer trafigine sahip.
Kore, dünya çapinda üç dört büyük sirket kurmayi hedef aldi. Ve bunda basanli oldu. Hyundai, Samsung gibi sirketlerinin benzeri Avrupa’da yok. ABD ve Japonya’da çok az. Her alana biraz arastirma gelistirme harcamasi yapacak yerde sadece belli konularda arastirma gelistirmeyi yogunlastirdi. Yan iletken üretiminde, ABD, Japonya ve Taiwan’dan sonra dördüncü siraya oturdu.
Singapur, “kaplan olmaya karar verdiginde” kisi basi yillik geliri 500 ABD Dolan idi. Yabanci sermayenin Asya’da kuracagi sirketler için en cazip yerle-sim alani olmayi hedef aldi. Bunun için, “dünyanin en iyi havaalani, en iyi limani, en iyi haberlesme sistemi hangi ülkede var, nasil olurmus?” arastirdi. Ben-zerini yapti. Dünyanin en iyi egitim sistemi nasil olur diye arastirdi. Ilkokulda Fransiz modelini, lisede Al-man modelini, üniversitede Ingiliz modelini, üniver-
siteüstü egitimde ABD modelini kopya etti. Ingilizce egitim veren okullar açti. “Ey ahali… Isteyen çocugunu Çince ders veren okula gönderir. Ama, önümüzdeki yillarda ingilizce bilmeyene, iyi egitim görmeyene ekmek yok. Sadece onlara is imkani bulunabilecek. Karar sizin…” insanlar gönüllü olarak çocuklari-ni Ingilizce egitim veren okullara gönderdiler, iyi tahsil yaptirdilar. Bugün Singapur’da her genç ingilizce konusuyor. Iyi tahsile sahip. Altyapi çagdas. Singapur, ileri teknolojiye dayali yabanci sermayenin Âs-ya’daki “üssü” durumunda.
Bunlari Lester Thurouw’dan dinledim. ABD Baskani Bili Çlinton’un bas danismanlarindan olan Lester Thurow’u Interbank’in, danismanlik ve egitim hizmetleri veren Intercon isimli kurulusu Türkiye’ye davet etmis. Dün Çiragan Oteli’nde “Bin ABD Dolan ücret ödeyenler” Lester Thurow’u dinleyebildi, ödenen para helal olsun!.. Keske daha çok kimse Lester Thurow’un anlattiklarini dinleyebilse idi. Bu imkani yaratan Interbank Genel Müdürü Melih Araz’a ve Intercon yöneticisi Ayçe Yazicioglu’na tesekkür ederim. Lester Thurow’dan ögrendiklerimin sadece bir bölümünü bu yazida özetleyecegim. Baska yazilarda da anlatacak çok konu var.
Lester Thurow diyor ki “Ey Türk milleti… Senin stratejin ne? Sen ne yapmak istiyorsun? Sen ne olmak istiyorsun? Baskalarindan farkli neyi, baskalarindan daha iyi yapacaksin da, adam olacaksin? Buna karar ver… Nereye gidecegini bilmeden denize açilirsan, batarsin… Gidecegin limani seç. Ona göre tekne yaptir. Ona göre kaptan bul. Ona göre yakit al. Ve de durmadan o limana dogru gemiyi sür ki, limana varabilesin…”
Lester Thurow diyor ki, 60 milyonluk Türkiye’nin de bir stratejisi olmali. Dünya üzerinde rekabete kapanmis ve açik yerleri arastirarak, Türkiye kendine bir misyon biçmeli. Bu uzun nefes isteyen bir istir. Bunu yaparken elinizdeki paraya, imkanlariniza bakacaksiniz ama herseyin öncesinde insanlarinizi yukarilara çoooookkkk yukarilara çekmek için çok iyi egiteceksiniz.
Ülkenin stratejisini de sadece ülkeyi yönetenler, bürokratlar bilmeyecek. Tüm halk, sokaktaki insan bilecek. Bugün Japonya’da, Singapur’da sokaktaki adam, ülkede hangi sanayilerin gelisecegini, hangi meslek sahiplerinin kolayca is bulacagini biliyor. Daha iyi yasamak, daha basarili olabilmek için daha iyi egitim yapmasi gerektigini, Ingilizce dilini ögrenmesinin zorunlulugunu biliyor. Çocuklarini yarinlara bu çizgide yetistiriyor.
ABD Baskani Bill Clinton’un bas danismani bakiniz daha baska neler söylüyor?
1900’lü yillarda ABD’nin önde gelen on sirketi pamukyagi, çelik, tütün, kursun, kömür, demir, deri, gaz üretirmis. Biri posta hizmetleri verirmis. Biri de General Electric sirketi imis. General Electric disindaki 9 sirket de bugünlere gelemeden batmis. Çünkü tamami “dogal kaynaklara dayali üretim yapiyormus”.
Japonya’da önümüzdeki 10 yilin sirketleri ne olacak diye arastirmislar. Mikro elektronik, bio-teknolo-ji, telekomünikasyon, robot teknolojisi, yazilim-do-nanim sirketlerinin sadece Japonya’ya degil, dünyaya hakim olabilecegi ortaya çikmis. Dikkat buyurunuz: Bunlarin hiçbiri dogal kaynaklara dayanmiyor. Bunlarin tamami, beyin gücüne ve teknolojiye, dolayisiyla egitime, kaliteli egitime dayanan faaliyet kollari.
Lester Thurow diyor ki, bundan sonra ülkelerin basarisi dogal kaynaga, sermayeye falan bagli degil. Sadece yetenek ve beceriye bagli. Eger dünya çapinda bir egitim sisteminiz var ise, dünya çaginda basarili olabilirsiniz. Aksi halde basarili olabilmenin imkani yooooooookkkkkk!..

 

Sende yorum yap