5 milyon yazlıkçı var, bini “Sakızlı Koy”da

, , Sende yorum yap

Baba Türk yaz aylarinda eskiden “yaylaya çikar”di. Simdi devir degisti. Yaz aylarinda “denize iniyor”.
Türkiye’de toplam 12 milyon dolayinda hane var. Kiyi seridindeki yazlik hanelerin sayisinin l milyonu astigi tahmin ediliyor. “Yazlik” var… “Yazlikçik” var… Bazilari Bodrum’da kabugunu 1 milyon Amerikan Dolari’na satin aldiklari binalarin içine 500 bin Amerikan Dolari ödeyerek esya dolduruyor. Bazilari da Ergun Sav’in Sakizli Koy’unda 1 milyar Törkis Liraya 65 metrekarelik “yazlikçik”da yasiyor.
Ergun Sav da kim diyeceksiniz… Ergun Sav çok renkli bir “hariciyeci”dir. Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Londra’da tiyatro ögrenimi gördü. Geldi. Disisle-ri’ne girdi. Brezilya’da, Portekiz’de Türkiye’yi Büyükelçi olarak temsil etti.
Ergun Sav’in, Çesme’ye 4 kilometre uzaklikta Sakizli Koy’da bir kooperatifte “yazlikçigi” var. Türkiye’de 5 milyon insanin bu yasam tarzini Ergun Sav “Sakizli Koy Kumpanyasi ve Rakin-tilar” basligi altinda hikaye etmis. Ankara’da ayni yillarda komsu fakültede okudugumuzu hatirlayip kitabina adimi yazip, imzalayarak be-
ni onurlandirmis. Kitabin yayincisi Bilgi Yayinevi Sahibi Ahmet Küflü kitabi bana ulastirmak zahmetinde bulunmus.
Ben de iste bu kitaptan alintilar yaparak sayin okuyucularima Ergun Sav’in kaleminden Sakizli Koy’u anlatacagini. Ergun Sav, “yazlik-çiligim” anlatiyor: “Yedi sira üzerine kisla nizami dizilmis 221 ev. Bizim ev altinci sirada. Otururken denizi göremezsiniz. Boyunuz 150 cm.den yüksek ise, ayaga kalkinca öndeki evin dami ve bacasinin ardindan masmavi deniz görünür. Evin yüzölçümü iki katta 65 metrekare. Bize yetiyor. Bu evi Dolma-bahçe Sarayi’na degismem.”
Ergun Sav, “tipik bir yazlikçi yasamini” hikaye ediyor:
“Yaz kis, hafta içi hafta sonu, bayram seyran, en geç yedi yedi buçukta kalkarim ben. Dus tiras, vesaire. Sekizde markete giderim. Bakkali Tayfun çalistirir; karisi, baldizi da çalisir.
Bahçivan da gelmis, arabasini koymus. Domates, patates. Günün meyvasi neyse ondan biraz. Belki de kiraz.
Eve gelirim. Jale uyuyor. Çayimi koyarim. Gazete okurum. Çayimi demlerim. Gazete okurum. Jale uyuyor. Çayimi bardaga koyarim. Taze ekmek, peynir-zeytin. Hele yakut gibi domates. Ses getirir, ses.
Asagida hizli oyuncular toplanmaya baslamistir. Bizde deniz için henüz erken. Tavlaya baslanir. Bir oyun ki! Iki kisi oynar. Sekiz kisi seyreder. Saat ikide yukari, eve. Hafif yemek. Siesta. Keka! Fiesta!
Dörtte çikarim. Bu kere aksamlik giyimli. Sort-tisört. Gene gazinoya. Kiran kirana briç, maçakizi. Çayina-kah-vesine. Yedide oyun biter. Yürüyüs. Sonra gelir sekiz kisilik masama otururum. Masa hazirdir. Raki, beyaz peynir, domates, roka. Gene keka! Sonrasi sonra.
Jale gelir. Agbim gelir. Nuyan gelir. Yegenler orday-sa onlar da. Agbim ‘ne balik var’ diye Sakir’e gider. Iste, simdi sekiz kisilik masanin islevi baslar. Bizi gören, cam isteyen gelir oturur. Laflariz. Bu sohbetin üstüne yok. Bu hayatin üstüne yok. Keske on-iki ay sürse.
Iste, 221 evlik Sakizli Koy. (Bazilari Site diyor.) Bence büyük aktörleriyle burasi bir kumpanyadir.”
Ergun Sav “klasik” tereddüdü dile getiriyor “Bir ay tatil için, yazlik ev alinir mi?” Sonra “tecrübesine binaen” soruyu cevapliyor:
“Ben yazlik ev fikrine karsiydim. ‘Yilda topu topu bir ay tatil yapabiliyoruz. Param varsa lüks bir otele giderim’ diyordum. ‘Yazlik ev ölü bir yatirim’ diyenlere katiliyordum.
Kismet olup da bu evi aldiktan sonra anladim: Yanlis düsünmüsüm. Eviniz sizin, tikel de olsa rahatiniz orda. Yuva sicakligi var onda. Özgürlügü seçebiliyorum. Don-paça dolasiyorum.
Karimla tavla oynuyorum. Plaja indigimde en azindan üç-bes dost buluyorum. Bes yildizli otelde var mi bu rahatlik? Her gün degisen banyo havlulari, çarsaflar olma-yiversin. Kaliplar yok burda. Formalite yok. Birbirini süzme yok. Merakli, dedikoducu bakislar yok. Herkes sere-serpe geziyor. Kimse, kimsenin ne giydigine bakiyor, ne yedigine,
Emekliligim yaklasti ya. Soruyorlar: ‘Nereye yerleseceksin?’ Planim söyle: Dokuz ay Ankara, üç ay Sakizli Koy. Bundan büyük mutluluk mu olur? Ben evimi seviyorum. Sitemi, dostlarimi seviyorum. Yasamayi seviyorum.”
Ergun Sav sadece 65 metrekarelik “yazlikçigini”, yazlik siteyi, yazlik yasami hikaye etmiyor. Bu hikayenin içinde, hem mesleginde hem de yan ugrasilarinda sivrilebilmis bir Türk bürokratinin, yillarca büyükelçilik koltugunda oturmus, yillar boyu çok sayida kitap yazmis bir Türk aydininin hayat boyu çalismalari sonucu, emeklilik döneminde “maddi imkanlar bakimindan” nasil bir çizgiye ulasabildigini de sergiliyor.
Ergun Sav’in “Sakizli Koy Kumpanyasi”ni okuyunuz. Gerçekçi gözlemleri, tatli anlatimi hosunuza gidecek.
Ergun Sav’in Bilgi Yayi-nevi’nce yayinlanan diger kitaplari sunlar: Diplo-dra-matik Anlatilar (1992), Nostaljik Muhabbetler (1993), Raki Sohbetleri (1994), Deli Deli (1995), Sakizli Koy Kumpanyasi ve Rakintilar (1996), Yakut Balik (1996), Kaplumbaga ve Kuslar (masal, 1996).

 

Sende yorum yap