2000 yılına ANAP hangi kadro ile girecek?

, , Sende yorum yap

Ben particiligi anlamiyorum. Fakat partilerin “demokratik parlamenter rejimin” temel müesseseleri olduguna inaniyorum. Demokratik parlamenter sistemin güçlü partiler olmadan yasayamayacagini görüyorum. Kendi i-çinde demokrasiyi isletemeyen, kendi içinde yetenekli kadrolar olustu-ramayan, liderler çikaramayan partilerin, Türkiye’de demokratik parlamenter sistemi isletemeyecekleri, güçlendiremeyeceklerini biliyorum.
Bir iktisatçi olarak, bir yazar olarak bu gazete sütununda benim “ahkam kesmem” bir ise yaramaz ki… Bu ülkede dogru dürüst partiler olacak… Bu partiler “dogruya” sahip çikacak… Politikalar gelistirecek. Bu politikalari uygulayacak… Ülke bir yere gidecek…
* * *
Bir zamanlar bu ülkenin gençleri “Ümidimiz Ecevit” diye, Ecevit’in pesine takilmisti. Ecevit bizi (ben de o zaman gençtim) yolda birakti. Son zamanlarda bir “ümit olarak” Mesut Yilmaz’in “yildizi parladi”. Gençler, Mesut Yilmaz’in “liderliginden ümitlenerek” ANAP çevresinde toplanmaya basladi.
Dikkatimi çeken bir gelisme var. Çok sayida genç, hem de yurtdisinda ve yurtiçinde iyi egitim görmüs hanimlar beyler ANAP’da Mesut Yilmaz’in liderligi altinda politikaya girip, ülkeye birseyler vermek arayisinda. Mahalli idare seçimi döneminde bu gençlerin çogu partililerle birlikte çalisti. Seçim sonrasi su veya bu sekilde partinin bir kolunu tutmaya çalisiyorlar… Fakat onlara el uzatan yok. Lider olarak görmek istedikleri Mesut Yilmaz onlarla ilgilenmiyor.
Geçen hafta istanbul’da Gülay A-tig’in Vuslat Sadikoglu’nun destegi i-le düzenledigi ANAP’a ilgi duyan gençleri biraraya getiren bir toplantida bulundum. Toplantiya katilan genç hanimlar, genç beyler beni çok etkiledi. Hepsi iyi egitim görmüs, meslek sahibi olmus, genç dinamik insanlar… Politikaya ilgi duyuyorlar… Koltuk, mevki için degil, politik yapiyi iyilestirmek, çagdas çizgiye yükseltmek arayisinda birseyler yapmak istiyorlar… Onlarla ilgilenen yok.
Müstafi istanbul il Baskani Erdal Aksoy’un da gençlerin partiye ilgilerini çekmek için bir çaba içinde oldugu biliniyor ama, bu da onun sahsi çabasi…
Parti içi çekismeler, parti içi dengeler yeni kadrolarin olus masasina, yeni isimlerin sivrilmesine imkan vermiyor.
Siyaset adamlarimiz, politikacilarimiz, liderlerimiz yeni adam yetistirmiyor. Yetistiremiyor.
* * *
Sayin Okuyucularim… Sizler hiç “mesk silsilesi” diye bir sey duydunuz mu? Bizim müzik adamlarimizin bir gelenegi varmis. Bu gelenek çerçevesinde her biri kendinden sonra,
kendini mutlaka asacak birini yetistirmeyi görev bilirmis. örnegin Haci Arif Bey, Sevki Bey’i yetistirmis. Sevki Bey, Haci Arif Bey’den ögrendiklerine kendi degerlerini katip yeni bir üslup olusturmus. Lemi Atli’yi yetistirirken hem Haci Arif beyden ögrendiklerini hem de kendi bildiklerini aktarmis. Sonra Lemi Atli, Sadettin Kaynak’i yetistirmis. Haci Arif ile baslayan Sevki Bey ile genisleyen ve Lemi Bey üe doruga olusan birikim yeni ögrenciye intikal etmis…
Diyelim ki Mesut Yilmaz’in sansi yoktu. Ne ögrendi ise kendi ögrendi… iyi de, o kimleri yetistiriyor? ikinci ye üçüncü adamlar kim? ögrenmek için etrafina toplanan gençlere el uzatabiliyor mu?
2000 yilinin partisi olma iddiasindaki ANAP’in istanbul il baskanligi için son ikibuçuk yilda üç defa baskan a-rayisina girilmis. Her defasinda da belli iki adaya yalvarmislar. Onlar da her defasinda nazlanip reddettiginden il baskani bulunamiyor! Parti içi demokrasinin islemedigi, parti kadrolarinin tayin ile dolduruldugu bir düzende varligini iddia ettigimiz “demokratik parlamenter sistem” nasil isler. Parti yönetimleri kendilerinin istedigi kisileri il yönetimine getirecek, ilçe yönetimine getirecek. Sonra onlar genel yönetimi seçecek. Bu “al gülüm-ver gülüm oyununa da” demokrasi denilecek!.. Sonra da “Acep neden bu partiler halktan kopuyor. Ah… Vah…” diye dövünecegiz.
* * *
ANAP için degil, tüm partiler için genel bir degerlendirme yapmak istiyorum. Particilikte bozulma üç noktada basladi: Atama üe belli sandalyelere oturtulan partililer 1) Tembel-ça-lismiyor, 2) Cahil-okumuyor, 3) Men-faatperest-sandalyeyi kaybetmemek için herseye boyun egiyor.
Böyle bir kadronun basindaki üst yönetimler ise, parti politikalari olusturup bunlari savunma, ülke için planlar-programlar hazirlama ve belli bir çizgi tutturma yerine (1) sürekli uzlasma arayisinda, (2) sürekli taviz veriliyor, (3) gürültü yapanlara problem çikaranlara “mama” dagitiliyor, (4) partiye gerçekten yararli olacaklar kenarda kaliyor…
* * *
Tekrar ANAP’a dönerek yaziyi bitireyim… ANAP’i 2000’li yillara götürecek bir lider olarak Mesut Yilmaz büyük sorumluluk tasiyor. (1) Tamam… Tamam… deyip geçistirmeden, isi ciddiye alip, gençleri politikaya sokmak misyonuna soyunmak zorunda (2) Kimleri yetistirecegine, kendinden sonra sorumluluk alacak kadrolarin kimler olacagina, kimleri nereye koyacagina karar vermek zorunda.
“Refah Olayi” iyi degerlendirilmelidir. Refah “gökden zembille inip bu güce kavusmadi”… Refah Partisi’nin yapisini çalisma seklini inceleyiniz. Yukarida Mesut Yilmaz’a önerdigim seyleri onlar yapiyor.

 

Sende yorum yap