VENEDİK LOKANTALARI

, , Sende yorum yap

Venedik ziyaretimizde otel personelinin tavsiyesi ile gittigimiz her lokanta “rezil” idi… Tesadüfen gittigimiz iki lokantada ise “nefis” yemekler yedik
Venedik sehrinin en, en, en lüks (ve pahali) oteli, Büyük Kanal üzerindeki Giritti. Kapidaki levhaya 5 yildizdan sonra bir de “+L” harfi koymuslar. Kanal üzerindeki terasinda oturduk. Ayrilirken bas garsona “Hangi lokantayi tavsiye edersiniz?” dedik. “Size Caravella’da yer ayirtayim” diyerek ilgi gösterdi. Gece Ristorante la Caravella’ya gittik. Bir otel avlusunda, tahta bahçe sandalyelerine oturarak, kötü servis ile, kötü yemek ve “büyük bir kazik” yedik.
Ertesi gün, otelin görevlilerine “tipik bir Italyan lokantasina gitmek istedigimizi” söyledik. Bize Trattoria do Fomi’de yer ayirttilar. “Fiyati yüksektir ama iyi lokantadir” dediler. Gerçekten fiyati yüksek idi ama iyi degildi.Akillanmamis olmaliyiz ki gene otel görevlilerinden adres istemek gafletinde bulunduk. Bu defa bir görevli bizi Trattoria alla Scala isimli bir lokantaya götürdü. Öncekilerden iyi ama “ticari ve turistik” bir lokanta idi. Müsteri yemegini yesin ve kalksin ki, baskalari gelsin havasindaki servis nedeniyle “kostura kostura” yemegimizi bitirttiler.
Ertesi gün Rialto köprüsünden yürüyerek Büyük Kanal’in öte yanindaki San Polo ve Santa Croce bölgesine geçtik. Ca Pesaro’daki Modern Sanat Müzesi’ni gezdik.Arka sokaklarda dolanirken bir meydandaki lokanta dikkatimizi çekti. Saat 15.00 dolayinda idi. Bir sey yememis vede yorulmustuk. Taverna Capiton Uncino isimli tipik Venedik lokantasinin önündeki avluyu Italyan müsteriler doldurmustu. Meydanin ortasinda bir bölümde semsiyeler altina dizilen masalara oturduk. Italyan dilinden baska dil bilmeyen sef garson ile yardimcisi iki genç ve güzel kiz degisik soguk etler, çesitli italyan peynirleri ve nefis italyan ekmegi ile masamizi donattilar. Bir sise kirmizi italyan sarabi açtilar, sonra da ev makarnalarindan ikram ettiler. Her sey ama her sey çok çok güzeldi. Lokanta “turistik’* degildi. Çok kisi sira olmus, bos masa bekliyordu (Taverna Capitan Öncsrto, S. Croce, 1501, Venedik).
Bu deneyim ile ertesi aksam yol arkadasimizin alti yil önce gidip begendigi bir lokantaya gitmeye karar verdik. Otel görevlilerine o lokantanin, Ristorante Sempione’nin adresini sorduk. “Sakin gitmeyin. Eskiden iyi idi ama yönetim degisti. Simdi çok kötü. Biz size baska bir lokantada yer ayirtalim”cevabini aldik. Fakat biz “durumu yavas yavas anlamaya basladigimizdan” gene de o lokantaya gittik, iyi ki de gitmisiz…Meger oteller tavsiye basina komisyon alirmis.Kanalin hemen kenarindaki Ristorante Sempione lokantasinin servisi de, yemekleri de nefisti. Yemek masasinda otururken binanin önündeki kanaldan geçen gondollan izledik. Bazi gondollarda akordeon çalan, sarki söyleyen sanatçilar vardi. Gerçek bir Venedik gecesiydi. Lokantanin sahibi hanim müsterilerle ilgileniyordu. Servis elemanlari giyim kusamlari, servisleri ile farkli idi. Yemeklerin takdimi, tadi pek güzeldi. Servis sorumlusu Collovini Renato’ya “Yemeklerden ve servisten memnun kaldigimizi, halbuki otellerin bu lokantayi tavsiye etmediklerini” söyledik. Güldü… “Venedik’te otel görevlilerine lokanta sorarsaniz sizi en fazla komisyon verene gönderirler. O da en kötüsüdür. Biz komisyon vermeyiz, bizi kötülerler. Ama bu lokanta 900 yillik binada 300 yildir müsteri agirlar, ayni aile tarafindan isletilir” dedi. 300 yil bir lokantayi yasatmak, herhalde alkislanacak bir durum.(Ristorante Sempione, Ponte dei Bareteri, 578. S. Marco Venedik)

p>

 

Sende yorum yap