MÜZEDEKİ ZİYAFET

, , Sende yorum yap

Haliç kiyisindaki Rahmi Koç Müzesi’nde bir pub, iki de lokanta var. Müzeyi ziyaret etmisken buralarda dinlenip bir seyler
içebilir, lezzetli yemeklerinin de tadina bakabilirsiniz
Günes piril piril ama hava soguk. Haliç kiyisinda dolastik. Yorulduk. Karnimiz da acikti. Bar Bar Rossa yazili kapidan içeri girdik… Girdik de sanki Istanbul’da Haliç’te degil de Ingiltere’de bir liman sehrindeyiz. Sanki o Ingiliz sehrinin yüz yillik “pub”ina girdik.Pub, ingilizlerin mahalle kahvelerine verdikleri isim. Mahalle halki pubda yemek yiyor; içki, çay, kahve içiyor. Kadinli erkekli toplaniyor, sohbet ediyor. Ingiltere’de eski publarin her biri bir müessese. Iste bizim Haliç kiyisinda Rahmi Koç Müzesi’nde gördügümüz pub da böyle bir yer… Yillanmis görüntüsü veren dekoru, mobilyalari, etrafi süsleyen eski deniz esyalari, model gemileriyle kendi basina bir dünya.Çevrede rahat oturulacak köseler, masalar da var ama biz kari-koca ahsap bar tezgahinin önündeki yüksek iskemlelere tünedik.Isimlerinin Murat Tuzlucu ve Yilmaz Kültür oldugunu ögrendigimiz barmen ve yardimcisi ilgi gösterdi. Karnimizin aç oldugunu söyledik. Bize ince uzun, Fransiz baget ekmegi türü kitir ekmek ile hazirlanmis sandviç ikram ettiler. Pek lezzetli idi. Ben bira istedim. Sogutulmus bardak ile buz gibi bira içtim. Karim bir bardak Kavaklidere’nin Angora sarabini tercih etti. Sandviç 5 milyon, sarabin bardagi 5 milyon, bira 4 milyon lira idi.Tuvaletleri temiz ve dekorasyon açisindan zevkli. Ben lokantalarin mutfaginin temizligine, servisin kalitesine baktigim kadar, tuvaletlerinin durumuna da bakarim. Bir hizmet müessesesinde tuvalete bakiniz, görünümü ve temizligi, nerede ve nasil bir yerde oldugunuz hakkinda size fikir verir…de hediyelik esya satis bölümü var. Burada bir yil önce bir oyuncak uçak gördüm. Fiyati “Koç fiyati” oldugundan alamadim. O zamandan beri müzeye her gidisimde satildi mi, satilmadi mi diye bakar oldum… Görevliler de isi sakaya bogdu. “Bu sizin… Para biriktirin… Gelin alin… Biz saklariz…” dediler. Bu yilbasi karim “Artik paran biriktigi kadar birikmistir. Haydi su uçagi satin alalim” diyerek kolumdan tutup beni haliç’e götürdü.Oyuncak uçagimi satin aldim.
Bar Bar Rossa’nin tuvaletleri hem temiz hem de dekorasyon açisindan zevkli idi.Bar Bar Rossa’ya durup dururken gitmedik… Soguga ragmen günesi görünce hafta sonumuzu Rahmi Koç Müzesi’nde geçirmeye karar vermistik. Önce müzeyi gördük.
Rahmi Koç Müzesi açik ve kapali bölümleriyle gez gez bitmeyecek bir hazine. Pazartesi hariç her gün saat 10.00’dan itibaren açik. Giris 4 milyon lira. Ögrenci biletleri tenzilatli.Rahmi Koç Müzesi’nde “Halfdan Buraya” isminde bir sergi düzenlemisler. Isminden ne oldugunu anlayamadim. Ama brosürünü okuyunca sasirip kaldim. Iskandinav Vikingler var ya… Iste o Vikingler küçücük teknelerine atlayarak Atlantik kiyisindan, Cebelitarik ve Akdeniz’i geçerek Haliç’e kadar gelirlermis. Bazilari da Baltik Denizi’nden asagi nehir yollarindan Karadeniz’e ve oradan Haliç’e ulasirlarmis. Milattan sonra 400 ve 1000 yillan arasinda Vikingler buralara ugrayarak ülkelerine mal tasimislar. Sergide bu ilginç olaylar hikaye ediliyor. Vikinglerin gezilerinde kullandiklan silahlar, giysiler sergileniyor.Rahmi Koç Müzesi’ne her gidisimde “Denizcilik” bölümündeki tekneleri hayranlikla izlerim. Bunlardan biri rahmetli Bülent Kozlu’ya ait. Müzeye Cem ve Can Kozlu’nun hediye ettigi, Ingiltere’de insa edilen bu tekne boyu, posu, estetigi ile nefis mi nefis bir tekne… Bizim gemi yapimcilan neden çizimini kopya etmezler anlayamam. Param olsa ben bir tane yaptiririm…Karim “Para biriktir de yaptir” diye beni yüreklendiriyor ama benim biriktirdigim para ancak Rahmi Koç Müzesi’ndeki iki kanatli oyuncak uçak almaya yetiyor.
Özel bir durum ama yazacagim. Müzenin biraldim. Çalisma odamin tavanindan asagiya iplerle astim. Bazilari-sahicisi ile mutlu oluyor. Modeli bana yetiyor.isteyene Fransiz, isteyene Akdeniz lokantasi seçenegi Dönelim Rahmi Koç Müzesi’ne… Rahmi Koç Müzesi’nde Bar Bar Rossa disinda bir Fransiz, bir de Akdeniz lokantasi var.Fransiz lokantasinin adi Cafe du Levant. Rahmi Koç, Fransa’ya bir gidisinde eski bir Fransiz “brasserie”sini masalanyla, sandalyesiyle, banyla, aynalariyla, süsleri ve püsleriyle oldugu gibi satin almis, Istanbul’a tasitmis. Halic’in kenannda lokanta olarak islettiriyor. Bu lokantada ögle ve aksam kahve, çay, pasta, yemek ve içki servisi var. Fransiz mutfagi esasli lokantada et ve balik çesitleri bulunuyor.
Haliç kiyisindaki Halat Restaurant ise aksamlari açik. Akdeniz mutfagi esasli bu lokantanin balik köftesi, karidesli kadayif salatasi, beyaz soslu kalkan baligi pek begeniliyor.Müzedeki lokantalara Azize Taylan hanim nezaret ediyor. Fransiz asçi Jose Perreau’ya, Bolulu asçi Zeki Kazar yardim ediyor. Bu lokantalarin deneyimli sempatik bir “maitre d’hoteF’i var, Rifat Karakoç istanbul’da servis sektöründe deneyimi ile begeni gören ve uzun süre kalan az eleman vardir. Onlar serviste kalitenin sembolüdür. Rifat Karakoç da iste onlardan biridir.Aksam yemeklerinde Halat Restaurant’da kisi basina ortalama 30 milyon lira, Cafe du Levant’da 40 milyon lira ödemek gerekiyor.
Bar Bar Rossa ve Halat Restaurant tel: 297 66 44, Cafe du Levant tel: 235 63 28

 

Sende yorum yap