Yalap şalap banka satılmaz

, , Sende yorum yap

Halk banka krizinin faturasini ödüyor. Fatura da öde öde
bitmiyor. Bankalar battikça, devlet bankalarin içini doldurmak
için halktan para topluyor. Sonra içini doldurdugu bankalari
önüne gelene satiyor. Devletin satarken yaptigi hata sonucu
banka tekrar batiyor. Devlet gene halka “Hadi bakalim pamuk
eller cebe” diyor. Gene halktan para topluyor… Gene…
Gene… Gene derken… Bu is devam edip gidiyor.
Devletin “yanlis seçimi” sonucu, “yanlis kisilere”
satilan bankalar “gene” batti. Bankalarin içini doldurmak için
devlet “gene” halkin cebinden paralari çekip bankalara
akitiyor, bankalarin içini dolduruyor. Ve de devlet bu içi
doldurulan bankalari gene birilerine satmak üzere.
Gerçekte bu bankalar artik devletin degil. Halkin. Çünkü
bu bankalar halkin parasi ile ayakta duruyor. Halk kim?
Sizsiniz. Benim. Biziz… Bankalarin içini doldurmak için
devamli para ödemekten imani gevreyen saf ve bakir Anadolu
çocuklari olarak, bizim de bir çift laf etmeye hakkimiz
olacagi düsüncesiyle, bankalari “istediklerine yalap salap
satma hazirliginda olan” Ankara’daki etkili ve yetkili Büyük
Türk Büyükleri’ne arzimi siraliyorum:
Bankasi olanlara ikinci bir banka satilamaz.
Türkiye’de zaten sermaye gruplarinin imkanlari sinirli.
Gücü olan varsa, önce elindeki bankayi adam etsin. Ikinci bir
bankayi ne yapacak? Ne yapacagini ben size arz edeyim. Al
gülüm ver gülüm yapacak. Birinden alip, öbürüne verecek.
Ikisini birden bosaltacak. Iki banka baska ise yaramaz.
Büyük bankalari tasfiye ederek küçükleri satmak
yanlistir.
Bankacilik sisteminde küçüklerin yasama sansi yoktur.
Küçüklere yol vermeyiniz.
1913 yilinda kurulmus, 270 subeli Türkbank’i tasfiye
ederken hastaliktan ayakta duramayan Etibank’in kuyruguna iki
banka ekleyerek yasatmaya çalismak dogru degildir.
Bir banka için (I) sube örgütü (II) Teknolojik güç (III)
Personel kalitesi (IV) Müsteri portföyü önemlidir. Kötü
yönetim ile veya baska nedenle bankanin bilançosu bozulabilir.
Ama “reel yapisi” bilançodan önemlidir. Içine para koyunca her
banka banka olamaz. Türkbank’in, Demirbank’in bu bakimdan
ayricaligi vardir.
Yüz tane küçügü birlestirmek ile bir banka elde edilemez.
Küçükler hep küçük kalir. Üç gün sonra gene devletin ve halkin
basina bela olur.
Ordu Yardimlasma Kurumu’nun bir banka daha almasi, Polis
Vakfi’na banka satilmasi sistemi bozar.
Ordu bizim canimiz. Feda olsun kanimiz. Polise saygimiz
büyük. Ama, ordunun ve polisin finans, ticaret ve sanayi
kesimlerinde agirliginin olmasi dogru degildir. Ordu
Yardimlasma Kurumu’nun “Oyak Bank” adinda bir bankasi var.
Oyak Bank’a ek olarak Ordu Yardimlasma Kurumu’na Demirbank da
satilir ise, bankacilik kesiminde agirligi büyür. Ordu
Yardimlasma Kurumu’nun ordu ile dogrudan iliskisi yok ama,
Ordumuzun kurumu… Banka denilen sey batar da çikar da…
Ordu Yardimlasma Kurumu’nun bir bankasina karsi Ankara’nin
tedbir almasi, kapatmasi veya destekleyip kurtarmasi yanlis
anlamalara neden olur.
Bunun ordu sempatizanligi ile ilgisi yok. Ayni sekilde
Maliye Müfettisleri Vakfi, Hazine Memurlari Yardim Kurumu
banka satin almak istese onlara da banka satilamaz.
Sahipsiz bankacilik olmaz. Her bankanin bir sahibi
olmalidir.
Bankacilik sorumluluk ister. Bankalarda “kolektif
sahiplik” olmaz. Emekli sandiklarinin, sendikalarin,
vakiflarin bir bankada pay sahibi olmalari dogaldir. Ancak
sandiklarin, sendikalarin, vakiflarin kolektif yönetim yapisi
içinde bir bankada sorumluluk üstlenmeleri bir bankayi
yönetmeleri (güçtür demiyorum) imkansizdir. Banka yönetiminde
bir “muhatap” bir “sorumlu” olmalidir. Baska ülkelerde halka
açik bankalarda azinlik hissesi ile de olsa, bankayi kimin
yönettigi, yönetiminden sorumlu sermayeder bellidir.
Bunlara dikkat etmeden bankalar yalap salap satilirsa üç
yil sonra, bes yil sonra devlet gene bu bankalari kurtarmak
için halktan para toplamaya mecbur olur.
Güngör URAS^

 

Sende yorum yap