Sanat taciri Wehner’in “hazine”si şimdi “Tünel”de

, , Sende yorum yap

Hacer Gündogdu bundan bes yil önce inanilamayacak bir isi basardi.
Berlin’de satisa çikarilan bir “sanat dükkani”ni dolaplari ile, raflari
ile, çekmeceleri ile oldugu gibi Istanbul’a tasidi. Dolaplarin, raflarin,
çekmecelerin içi “sanat” dolu… Ve de bes yildir Tünel’de nasil bir
“hazine” bulundugunun çok kimse farkinda degil.
Önce “hazine”yi, sonra “Hacer” Hanim’in ilginç hikayesini anlatayim.
Kunsthandel Wehner (sanat taciri Wehner) bir aile firmasi. Yüz yili
asan geçmisi var. Berlin’in bir zamanlar sanat merkezi olan “Krenzberg”
mahallesinde bir avlu çevresinde, sanat kitaplari, sanat baskilari,
tipkibaskilar, cilt atölyeleri, marangozhane ve yaldiz atölyeleri ile
“Wehner” kocaman bir müessese olmus. Duvar çekilince Wehner Dogu’da kalmis.
Dogu Berlin’in sanat evi olarak Dogu Bloku ile Rusya’nin tüm sanatçilarinin
eserlerini toplamis. Bati’da bilinmeyen sanat eserlerine ulasmis. Baba
Wehner ölünce torunlar ise sahip çikmamis. Berlin Duvari yikilinca
Krenzberg’in sanatçilar için önemi kaybolmus. Emlakçiler için önemi artmis.
Wehner’in torunlari binalari bosaltip, gayrimenkul olarak degerlendirme
arayisinda iken Ahmet Dogan bu sanat hazinesine ilgi göstermis. Muhtar
Katircioglu bu hazine ile Türkiye’de ilgilenecek tek kisinin Hacer Gündogdu
olabilecegini düsünerek Hacer Hanim’i yüreklendirmis.
Hacer Gündogdu da “hazine”yi Berlin’den Türkiye’ye tasimis. Çok kisi
için “hazine”, paradir, altindir, esyadir… Halbuki sanat hazinesi
yagliboya tablo, tipkibasim, gravür, çerçeve, kitap, kartpostal… Ve sanat
hazinesini de çok kimse hazineden saymiyor. Her ne ise… Iste bu sanat
hazinesi Tünel Geçidi 7 numarada, Hacer Hanim’in dükkaninda…
Simdi de Hacer Hanim ile dükkanini anlatayim.
Hacer Hanim Samsunlu bir ailenin sekiz çocugundan biri. Kardesi
Kasif ile birlikte yüksek tahsillerini 1968 – 1975 yillarinda Viyana’da
yaptilar. 1976 yilinda Nuruosmaniye Caddesi 48 numarada, babalarinin mülkü
olan bir dükkanda turistlere sanata dönük eserler satmaya basladilar. Hacer
Gündogdu Tünel Geçidi’ndeki dükkanini 1994 yilinda açti. Tünel Geçidi (veya
Tünel Pasaji) Istiklal Caddesi’nin en ucunda, Tünel Meydani’nda, üç eski
binanin ortasindaki üzeri açik geçittir. Geçidin basinda ve sonunda iki
büyük demir kapi bulunur. Insani etkileyen, insani geçmislere götüren bir
havasi vardir. Bu geçidi yillarca antikaci, kitap kurdu Mustafa Kayabek’in
dükkani süsledi… (Onun hikayesini de bir baska yazida anlatacagim.) Hacer
Hanim’i pasaja çeken de Mustafa Kayabek’in “gizemli dükkani” oldu. Hacer
Hanim, hastanelere saglik gereçleri, ilaç satan eski bir dükkani raflarina
dokunmadan sanat ürünleri satan bir dükkana dönüstürdü. Sonra yanindakini
de kiraladi. Berlin’den gelen “hazine” simdi bu iki dükkanda. Wehner’in
dolaplari, kartoteksleri, çekmeceleri sanki bu dükkanlar için yapilmis.
Yüzyildir burada imis gibi.
Çekmecelerde sanatçinin ismine göre siralanmis, milyonlarca
kartpostal büyüklügünde resim var. Dogu ve Bati’nin tüm ressamlarinin tüm
eserleri. Çekmecelerde gene sanatçi isimlerine göre siralanmis
tipkibasimlar. Gravürler. Ufak yagliboya tablolar.
Ancak sanati destekleyen kültür politikasina sahip devletlerin
destegi ile üretilebilecek, çogaltilabilecek eserler simdi Istanbul’da…
Berlinli sanat taciri Wehner’in düzeni insani sasirtiyor. Konularina göre
resimler, gravürler, suluboya veya tipkibasimlar… Hayvan serisi dolabi…
Bir çekmece çekiyorsunuz, kuslar, böcekler, atlar, koyunlar vesaire,
vesaire… Gemi dolabi… Yelkenliler, takalar, sandallar… Bitki
dolabi… Çiçekler, agaçlar vesaire vesaire…
Fiyatlar da makul. Albrecht Dürer’in 16. yüzyil teknigi ile
çogaltilan gravürü çerçeveli olarak 30 milyon lira. Küçük suluboya,
yagliboya Alman ressamlarinin tablolari 25 milyon lira. “Lichdrucktechnik”
basimi Italyan ressam Canaletto’nun resimleri 3 milyon lira… Kartpostal
boyu istediginiz ressamin, istediginiz eseri 500 bin lira…
En iyisi, imkaniniz var ise, Tünel Geçidi’ne kadar bir zahmet gidip
bu anlattiklarimi gözlerinizle görünüz…
Hacer Hanim, sanat dükkaninin karsisindaki, Mustafa Kayabek’in terk
ettigi kitapçi dükkanini da hiçbir seyine dokunmadan kahve haline
dönüstürmüs. Isme “Ka – Ve”… Bati ülkelerindeki sanatçi kahveleri benzeri
“rüya atmosferinde” simsicacik bir farkli kahve. Orada Hacer Hanim’in
ablasi Azime Gündogdu yapimi “kivratma” yer sicak bir çay içersiniz… Ka –
Ve, sabahtan geceyarisina kadar açik.
Güngör URAS^

 

Sende yorum yap