MEVDUAT, KREDİ YERİNE TAHVİLE, BONOYA GİDİYOR

, , Sende yorum yap

Bankalarin topladiklari mevduat, 123.9 katrilyon lira. Bankalar bu paranin, 74.4 katrilyon lirasini devlet tahviline ve bonosuna baglamis, 8.3 katrilyon lirasini mevduat karsiligi (garantisi) olarak Merkez Bankasi’nda tutuyor, 30.3 katrilyon lirasini da kredi olarak kullandirmis. Kalan 10.9 katrilyon lira da bankalarin kasasinda veya baska alanlara yatirilmis.
Bankalarin esas görevi, mevduat toplayarak kredi vermek. Mevduat olarak topladiklari parayi, kasalarinda bos yere tutamazlar. Kredi olarak veremezse bir baska sekilde degerlendirmek zorundalar. Ama, sistem bizde tersine isliyor. Mevduat olarak topladiklari paradan tahvile ve bonoya yatirabilecekleri parayi, tahvile ve bonoya yatiriyor. Kalan olursa kredi olarak kullandiriyor.
Bankalarin krediden kaçinmalarinin degisik nedenleri var. Öncelikle, bizde banka kredileri likit degil. Bankadan kredi kullanan, bunu bir vade ile degil, devamli olarak kullanmak üzere aldigi inanci ve davranisi içinde. Ayrica, faiz oranlarinin yüksekligi nedeniyle birçok firma kredi faizi ile ana parayi ödemede zorlaniyor. Kredi ihtiyaci olan, kredi alamamaktan yakinirken, bankalar, kredi kullandiracak güçte müsteri bulamamaktan yakiniyor.
Alternatifleri var
Tahvil ve Hazine bonolarinin likiditesi açik anlatim ile istenilen anda paraya çevrilebilme özelligi, reel faiz oranlarinin yüksekligi, bunlar için getirilen vergi kolayliklari, bankalarin mevduattan topladiklari paralarin giderek daha büyük bir kisminin tahvile ve bonoya yönelmesine yol açiyor. Kredi verememek, bankacilari üzmüyor. Çünkü, tahvil ve bono nedeniyle her zaman için alternatif bir yatirim alanina sahipler.
Bu tablonun bir de arka yüzü var. Tasarruflarini bankaya Türk lirasi ve döviz mevduati olarak teslim edenler, “benim param, bankanin kasasinda duruyor” diye düsünüyor. Halbuki, bankanin kasasinda duran para yok. Bankanin veznesine birakilan paranin büyük bölümü (yüzde 60.1’i) tahvil ve bono karsiligi Hazine’ye aktarilmis. Az bir bölümü de (yüzde 24.5’i) kredi olarak dagitilmis.
Bankalarin mevduati ödeyebilmesi için, kredi olarak verdigi parayi geri almasi, kredi kullananlarin ödemelerini zamaninda yerine getirmesi, Hazine’nin de tahvil ve bono faiz ve anapara ödemelerini aksatmadan yapmasi gerekiyor.
‘Af gelsin’ diyorlar
Bu gerçegi unutanlar, çok kere çok tehlikeli önerilerle ortaya çikiyor. Örnegin, “ekonominin güç durumu nedeniyle, kredi kullananlar taksitlerini ödeyemiyorsa faiz ödeyemiyorsa, bunlara af gelmeli” diyenler oluyor. Bir bankadan kredi kullanana anapara ve faiz konusunda getirilecek af, o bankaya mevduat yatiranlarin, mevduat alacaklarindan vazgeçmeleri demektir.
Örnegin, “iç borç çevrilemez hale gelirse” Hazine, tahvil ve bonolarin anaparasini veya faizini ödemez olur biter” diyenler oluyor. Mevduatin yüzde 60.1’i tahvil ve bonoda olduguna göre, tahvil ve bononun anapara ve faizinin ödenmemesi demek bankalardaki mevduatin yüzde 60.1’inin karsiliksiz kalmasi demektir.
Mevduatin, bu kadar büyük bölümünün tahvile ve bonoya baglanmasi, iç borç stokunda yeniden yapilandirma konusundaki tesebbüslerin de önünü kapatiyor. Fakat burada ana sorun, Hazine’nin iç borç stokunu çevirme isine birinci önceligi vermesi olur. Iç borcu çevirme isi birinci öncülügü kazaninca, ekonominin kredi ihtiyacinin karsilanmasi geri planda kaliyor. Tahvil ve bonoya yapilacak yatirima saglanan net getiri, kredinin bankaya saglayacagi net getirinin üzerine çikiyor. Bu çarpik yapinin kisa sürede düzeltilmesi de imkânsiz.
Toplam Mevduattan Kredilere ve Devlet Iç Borçlanma Senetlerine Ayrilan Pay*
2002 KASIM 2001 Degisim (Yüzde)
– Mevduat 123.923 103.768 19.4
– Kredi 30.321 31.671 -4.3
– Tahvil ve bonolar 74.477 58.130 28.1
– Munzam karsiliklar oran (yüzde) 8.386 7.732 8.5
– Kredi / Mevduat 24.5 30.5
– Tahvil ve bono / Mevduat 60.1 56.0
– Munzam karsiliklar / Mevduat 6.8 7.5
(Trilyon TL)*

 

Sende yorum yap