Kapadokya mevsimi

, , Sende yorum yap

Kapadokya; Tuzgölü, Firat ve Karadeniz arasinda kalan
bölgenin adi. Adini Kizilirmak Nehri’nin bir kolu olan
Kapadoks’tan aliyor. Bu bölgedeki Erciyes Dagi ile Hasan Dagi
altmis milyon yil önce yanardagmis. Yanardaglarin püskürttügü
lavlar Kayseri ile Aksaray arasindaki alani kaplamis. Lavlar
ve külleri sogumus. Yagmur ve rüzgar lavlarin yumusak
bölümlerini eritmis, tiras etmis. Katilasan lav eriyigi beyaz
tüfler dev bacalar halinde ortaya çikmis.
Insanlar tüf adi verilen kaya türünün kolayca
oyulabildigini fark edince, bunlari oyarak içlerine evler,
saraylar, kiliseler yapmis. Bu bölgede bes bin yildir yasam
var. Önce Hattiler yasamis, sonra Hititler gelmis. Kimerler,
Frigyalilar, Romalilar, Bizanslilar yasamis.

Büyük Bazil
Hiristiyanlar milattan sonra 47 yilinda Kayseri’ye gelip
yerlesmis. Kayseri’nin önemli ve zengin bir ailesine mensup
olan Büyük Bazil, kesislerin küçük topluluklar halinde, halkin
içinde yasamlarini sürdürmelerini hedef alan bir din akimini
baslatmis. Büyük Bazil’in izinden gidenler altinci ve yedinci
yüzyillarda bölgede resimli küçük kiliseler insa etmeye
baslamis. Önce Pers, daha sonra Arap saldirilarina dayanamayan
din adamlari Kayseri’yi terk ederek, peribacalarinin bulundugu
Kapadokya bölgesine yayilmis. Burada peribacalarini oyarak,
yerlerin altina girerek, bir dini yerlesim bölgesi insa etmis.
Onuncu ve on üçüncü yüzyillarda bu insanlar taslari
oyarak içine sütunlu, kubbeli binlerce kilise, binlerce oda
yapmis. Kiliselerin duvarlarini, kubbelerini Isa tasvirleriyle
bezemis. Milattan sonra 726 – 843 yilarinda Bizans
Imparatorlugu’nda resim karsiti bir akim baslamis.
“Ikonaklazma Krizi” denilen bu dönemde figür içeren resimler
tahrip edilmis. Kapadokya’yi da etkileyen kriz sona erince
yeni kiliseler yapilmis.
Tabiatin ve insanlarin zalim tahribatina ragmen bu
kiliseler ve kilise süslemeleri günümüze kadar varligini
sürdürebilmis.

Açik hava müzesi
Göreme’de bini askin küçük küçük dini yapi var. Göreme
bir açik hava müzesi haline getirilmis. Etrafi çevrilmis. Bir
kapidan girince, bölgedeki çok sayida dini yapiyi gezme sansi
oluyor.
Bu mevsimde, sabahin erken saatlerinden itibaren çok
sayida turist grubu, toplu halde, rehber esliginde vadiyi
dolduruyor.
Peribacalarinin disaridan görünüsü etkileyici, ama içleri
bir baska dünya.
Bölgenin günümüz insanini sasirtan bir baska özelligi her
gün bir yenisi kesfedilen yeralti sehirleri. Bunlarin ziyarete
açik olanlari Kaymakli ve Derinkuyu tamamen volkanik tüften
oyulan çok katli yeralti yasam alanlari. Arap saldirilari
sirasinda insa edildigi sanilan bu yeralti sehirlerinden
Derinkuyu’nun 18 – 20 katli oldugu ve yerin 40 metre altina
indigi biliniyor. Katlardan 8’i ziyarete açilmis durumda. Yüz
bin kisinin bir yil süre ile disariya çikmadan yasayabilecegi
sanilan bu sehrin 52 havalandirma bacasi, kilisesi, okulu,
hayvan ahirlari, sarnici var.

Ihlara Vadisi
Melendiz Çayi, Hasan Dagi’nin püskürttügü volkanik tüfü
yararak, 150 metre derinlikte, 15 km. uzunlukta bir kanyon
yaratmis. Bu kanyonun ortasindan çay yoluna devam ediyor. Iki
yani yemyesil. Çayin iki yanindan yükselen 150 metrelik dik
kayaliklarin içleri oyulmus. Içlerine kiliseler yapilmis.
Duvarlari boyanmis. Hiristiyanligin ilk dönemlerinden itibaren
Ihlara ve Belisirma vadilerinde önemli manastir yerlesimleri
olmus.
Sayin okuyucularim görmediniz, gezmediniz ise
Kapadokya’ya gidiniz. Bu bölge iki – üç günde tamami
görülemeyecek kadar zengin bir bölge. Bilenlerle konusup ilgi
alaninizi sinirlayiniz. Sonra bir tura katilarak geziniz. Tura
katilmadan rehber yardimi olmadan sadece Göreme Açik Hava
Müzesi’ni gezebilirsiniz.
Güngör URAS^

 

Sende yorum yap