İlk 6 ayda “felaket” gerçekleşmedi

, , Sende yorum yap

Büyük Türk büyüklerinin beceriksiz yönetimi nedeniyle Türk halki
devamli “felaket bekleyisi” içinde yasar oldu. Bu ülkede iyi seyler
olabilecegi, islerin düzelebilecegi konusunda “iyimser” düsünenlerin sayisi
azaldikça azaldi.
IMF destekli istikrar programi rüzgari alti aydir esip kavurdu.
Rüzgar esmeye basladiginda “bunun sonu felaket, alti aya kalmaz döviz
biter, enflasyon patlar, her sey rezil olur” deniliyordu. Geldik yilin
yarisina… Acep durum nedir?
(1) Döviz. Merkez Bankasi dövizi ilan ettigi fiyattan satmayi
sürdürüyor. Döviz bitmedi. En asagi yil sonuna kadar dövizde bir tehlike
görünmüyor.
Olumsuz gelismeler ise, yabanci sermayenin gelmemesi, büyük ölçüde
uzun vadeli kredi girisinin olmamasi ve de Türk halkinin döviz
hesaplarindan Türk lirasi hesaplara dönmemekteki israridir.
(2) Enflasyon. Enflasyonda yüzde 25’lik hedef tutturulamayacak ama
yüzde 30, yüzde 35’lik bir gerçeklesme de hiç yoktan çok iyidir.
(3) Faiz. Faiz beklenen çizginin altina düstü. Içeride tasarruf
sahipleri huzursuz. Faizden çözülen para tüketime gidiyor. Reel faizin
düsmesi kisa vadeli dis kredi (sicak döviz) girisini durdurdu.
(4) Memur, emekli maasi, isçi ücreti ve tarim geliri. Hükümet maas,
ücret ve destekleme fiyatlarinda frene iyi basti! Genis nüfus diliminin
“inlemesine ragmen” kulaklarini tikayip, politikasini sürdürüyor.
(5) Kamu finansman açigi. Vergi gelirleri artti ama, kamu
harcamalari da ayni ölçüde arttigindan kamu finansman açigi kapanmiyor.
Açiktan korkan hükümet tüm kamu hizmetlerini ve yatirimlarini durdurdu.
Buna ragmen iç borçlanma ihtiyaci devam ediyor. Faiz düstü ama, yilin ilk
yarisinda Hazine geçen yilin üzerinde reel borçlanmaya gitti. Bankalardaki
yüzde 100 faizli eski borç senetleri yüzde 30 faizli tahvil ve bono ile
degistiriliyor. Simdilik Hazine’nin faiz yükü hafifliyor ama bankalarin
riski artiyor.
(6) Özellestirme. Hükümet özellestirmede çok yavas gidiyor.
Özellestirmedeki gecikme hem Hazine’ye para girisini engelliyor hem de
satilacak mallarin degeri giderek düsüyor.
(7) Piyasa. Piyasada belli sektörlerde saman alevi benzeri bir talep
patlamasi görüldü. Orta ve üst gelir grubu, faizden çözülen para ve
tüketici kredisinden gelen para ile otomotiv, beyaz esya ve diger dayanikli
tüketim mallarina hücum etti. Genelde tüccar, esnaf durgunluktan sikayeti
sürdürüyor.
Kamu ve özel sektör yatirimlarinin duraklamasi, insaat kesiminin
beklenenin aksine canlanmamasi piyasayi olumsuz etkiliyor.
(8) Üretim. Üretim geçen yila göre daha iyi ama, henüz 1998
yilindaki üretim çizgisine ulasilamadi. Içerideki otomotiv ve beyaz esya
talep patlamasina dönük bir canlilik belirtisi var.
(9) Ihracat. Ihracatta hizli bir gerileme bekleniyordu. Ihracat
beklenen sekilde düsmedi. Maliyetlerdeki artisa ragmen ihracat devam
ediyor.
(10) Ithalat. Ithalatta patlama var. Ithalat patlamasi piyasadaki
canliligin temel nedenlerinden biri. Döviz kuru politikasi ithalati tesvik
ediyor. Ithal mallarinin iç piyasada rekabet sansi ve cazibesi artiyor.
(11) Cari islemler (döviz) hesabi. Ithalatin patlamasi, ihracatin ve
turizm gelirlerinin yerinde saymasi nedeniyle cari islemler (döviz) hesabi
açik veriyor. Döviz açigi daha fazla borçlanmayi zorunlu kiliyor. Simdilik
Hazine kolaylikla bu açigi borçlanarak kapatiyor. Ama burada bir tehlike
var. Sonra unutulmasin ki, böylece dis borç stoku büyüyor. Bunlarin faizi
ve taksidi gelecekte ülkenin basini agritir.
(12) Milli gelir. Ithalatin patlamasina dayali biçimde ilk üç ayda
kalkinmis olduk. Bu ikinci ve üçüncü üç ayda da devam edecek. Önemli olan
üreterek kalkinmaktir. Ithalat ile kalkinma demek el parasi ile gerdege
girmek, gavur parasi ile hovardalik yapmak demektir. Türkiye 1998 yilindaki
üretim çizgisinin altinda üretim yapiyor. Bu fakirlesmenin, fakirligin
devami anlamina gelir.
(13) Gelir dagilimi. Gelir dagilimi bozuluyor. Bir ülkede maaslar,
ücretler, tarim fiyatlari dondurulmus iken, lüks tüketim harcamalarinda,
ithalatta canlanma var ise, bu demektir ki fakir daha da fakirlesirken,
zengin daha da zenginlesmektedir. Ithal otomobil kuyrugu bunun en açik
göstergesidir.
Sayin okuyucularim, IMF destekli istikrar programinin Türk
ekonomisini 2000 yili Haziran sonunda getirdigi çizgi budur. Saf ve bakir
Türk halki kanaatkardir… Iyiye kavustugu için degil, felaketi atlattigi
için de sükretmesini bilir.

Güngör URAS^
p>

 

Sende yorum yap