Bayramdan sonra…

, , Sende yorum yap

BIZDE saat ve gün belirleme aliskanligi yoktur. Biz
saati, günü ve hatta aylari “yayariz”:
– Aksama dogru gel… / – Ne zaman yani? / – Saat
kaçta? / – Uzatma iste… Aksama dogru gel.
– Abicim ne zaman ödeyeceksin? / – Hafta sonu? / –
Hangi gün? / – Hafta sonu dedik ya…
– Önümüzdeki aylarda mali teslim ederiz… / – Hangi
ayda? / – Önümüzdeki aylarda dedik ya… / – Iyi de hangi ay?
/ – Uzatmaaaa…
Günlük hayatimizdaki bu aliskanlik ekonomiye de
yansidi.
Ekonomide de gelismeler “vakt – i meçhul”e
endeksleniyor.
– Ramazan’da isler durur!..
– Bayram geçsin, islerde kipirdama baslar!..
– Vergi ayindan sonra ödemeler düzene girer!..
Bu “genis zamanli” hedefler ve beklentiler ile zaman
geçip gidiyor. Ramazan ayi, “on bir ayin sultani” diye
bilinir. Eeee… On bir ayin sultani olan ayda is yapilir mi?
Hem de “oruç” var… Türkiye’de “Ramazan ayi” boyunca otuz gün
ekonomik hayat yavaslar. Sadece üretim degil, ödelemeler de
yavaslar…
Ramazan’da marangoz dolabi, sandalyeyi tamamlamaz… “-
Abicim, Ramazan… Malum oruç var… Sen Ramazan sonunu
bekle…” der. Borcu olan ödemez. “- Ramazan ayinda is mi var?
Para mi döner? Ramazan sonu ödeyelim” der.
Bu Ramazan ayinda “piyasada yaprak kimildamamasi”
halkimizca “olagan” karsilandi. “- Ne de olsa Ramazan…
Bayramdan sonra isler açilir” ümidi tekrarlanip durdu.
Bayram günü isyerinde ziyaretine gittigim dostumun, “-
Mal satamiyoruz, alacaklari toplayamiyoruz, borçlari
ödeyemiyoruz… Ne yapacagimizi sasirdik…” diyerek aglasan
dostumu teselli etmeye kalktim: “- Üzülme… Bayram basladi.
Bayramdan sonra isler açilir, ödemeler düzene girer…”
diyecek oldum. Dostum basladi anlatmaya:
– Otuz gün Ramazan’i, bayrama dogru isler açilir diye
bekledik. Bayram geldi. Piyasada hareket yok. Eskiden bayram
tatili 3 gün olurdu. Bu yil on günlük bayram tatili var.
Ramazan’a on gün daha eklendi.
Bayramdan sonraki hafta, “bayram rehaveti” diyerek
kimse is yapmaz, para ödemez. Böylece subat ayi baslar…
Subat ayi vergi öncesi aydir. Herkes mart ayi için
vergi hazirligi yapar. Derken mart ayi gelir… Mart ayi vergi
ayidir. Insanlar burnundan solur. Piyasada para kalmaz.
Aslina bakarsaniz, subat ile mart aylari “iki bayram
arasi”dir. Hac farizasi hazirligi var. Hacca gidecekler var.
“iki bayram arasi” dügün dernek yapilmaz. Para harcanmaz.
Mart ayi sonunda Kurban Bayrami var. Birçok is de
Kurban Bayrami sonuna ertelenir.
Nisanda isler açilir, ödemeler düzene girer diyecegim
ama, diyemiyorum. Çünkü nisanda seçim var. Her sey “seçim
sonu”na ertelenecek. Seçim öncesi piyasada yaprak kipirdamaz.
Seçimden sonra bakmak lazim… Kim hükümet kuracak? Kim
dümene geçecek? Program hazirlanacak, bakanlar koltuklarina
alisacak. Valiler degisecek, müdürler degisecek…
Malum bizim 1999 yili bütçemiz bile yok. Yeni hükümet
bütçe hazirlayacak. Ödenekler serbest birakilacak. Ihaleler
yapilacak. Devlet para harcamaya baslayacak… Bunlar olsun ki
piyasa açilsi…
Tam piyasa açilacak iken… Bu defa haziran ayinin
ortasina gelinecek ve de okul tatili baslayacak. Bizim
memlekette okul tatili baslayinca millet yazliga gider,
ekonomi yavaslar. Piyasa “tatil sonuna” kadar durur.
Dostum bunlari uzun uzun anlatirken “içimin
bayildigini” hissettim… Ben ücretle yasiyorum. Her ay
ücretimin ödenmesini bekliyorum… Rahmetli babam devlet
memuru idi… O da her ay maasini devletten tikir tikir
alirdi. Nasil ki babam, “devlet parayi nereden buluyor,
devletin parasi var mi yok mu, bu parayi bulurken basina neler
geliyor” diye düsünmedi ise , biz ücretliler de, isverenin her
ay basi ücret olarak ödedigi parayi nasil temin ettigini
aklimiza bile getirmiyoruz.
Ramazan, Kurban, saçim, yaz tatili… Bizim için dügün
bayram… Gelin görün ki, devlet kapisinda is bekleyen,
piyasada islerin açilmasini bekleyen, dükkaninda müsteri
bekleyen, alacaginin ödenmesini bekleyen, malini satip eline
para geçmesini bekleyen, basvurdugu isyerinden cevap bekleyen
için durum farkli…
Ama Tanri’dan ümit kesilmez… Hele su bayram bir
geçsin… Insallah her sey daha iyi olacak!..
Güngör URAS^

 

Sende yorum yap