Bankalar için ‘kayıkçı kavgası’

, , Sende yorum yap

Bankalarla ilgili tartismalar halki biktirdi. Halk bu
tartismalarin nedenini anlayamiyor ama anladigi bir sey var…
Ne zaman bankacilik tartismasi gündeme gelse, sonunda halkin
önüne bir fatura konuluyor. Bu faturayi da halk ödüyor…
Su kis gününde halkimiz is derdinde, as derdinde…
Geliniz görünüz ki halkimizin isini, asini konusan yok. Önce
“bankalari kurtaralim, sonra halki kurtaririz” diyorlar.
Bankalarla ilgili tartismalar “kayikçi kavgasi”na dönüyor.
Eskiden Istanbul’da Eminönü – Karaköy arasinda yolcu tasiyan
kayikçilar, müsteri beklerken kendi aralarinda kavgaya
tutusurmus. Hiç yoktan çikan kavgada sesler yükselir, kürekler
havaya kalkar, saga sola savrulurmus. Kavga çikinca
etraflarinda toplanan halktan bazilarinin kafasina kürekler
iner, ama kürekler ne hikmet ise kavga eden kürekçilerin
hiçbirinin basina degmezmis…
Bu yalanci kavga daha sonra denizden karaya tasinmis…
Halki çarpmayi meslek edinen yankesiciler, “Yeni Cami” önünde
kayikçi kavgasi benzeri “yalanci kavgalar” ile halki
çevrelerine toplayip “soymayi adet edinmis”.
Sayin halkim, bu kayikci kavgasina katilanlarin her
birinin maksadi farklidir…
(1) Kavgaya girenlerin bir bölümünü, “Ona daha fazla
verecekler, bana daha az verecekler… Veya hiç
vermeyecekler… Bana da versinler…” derdinde.
(2) Bir bölümü, “Yaralari tedavi ederek hastalari
iyilestirmenin ne geregi var… Biraksinlar da ölsünler…
Piyasa temizlensin… Rakipler azalsin… Piyasa bize kalsin”
diyerek kavga ediyor.
(3) Bir bölümü “Abicim böyle bir ortam bir daha ele
geçmez… Bütün bankalari devletlestireceksin…” diyerek
kavgaya giriyor.
(4) Bir bölümü “Madem para veriyorlar, bolca versinler
de… Baska isler de yapalim” diyerek bankalara akitilacak para
miktarini artirmak için kavgaya girmis durumda.
(5) Bir bölümü “Daha önce bize de para verilse idi, bizim
banka elimizden çikmazdi… Bizim banka Fon’a geçti. Simdi
baskalarinin bankalari kurtariliyor…. Olur mu böyle…”
diyerek kavgaya karisiyor.
(6) Bir bölümü “Abicim… Gördügünüz gibi bu isin sonu
yok… Bizi bos yere mahkemelere verdiniz, hapislere
tiktiniz… Bizi bir an önce af ediniz…” diyerek “hak aramak
için” kavganin içine giriyor. Dikkat edilir ise, “Yapilmak
istenilen nedir? Yapilir ise bu ülkeye, bu halka ne iyilik
getirir?” sorusuna cevap arayan yok.
Ortada iki seçenek var:
(1) Devlet bankalara sermaye koymayacak. Vaziyeti bozulmus
ve bozulacak bankalar eskisi gibi fona devredilecek. Bugüne
kadar konulan 20 milyar dolara ek olarak içlerine para
akitilacak.
(2) Devlet 4 milyar dolar sermaye koyarak, bazi bankalarin
Fon’a geçmesini önleyecek. Bu destege ragmen ayakta kalamayacak
bankalar eskisi gibi Fon kapsamina alinacak. Bunlarin sahip ve
yöneticileri suç islemis ise eskisi gibi mahkemeye verilecek.
Bu iki seçenek arasinda karar verirken de iki noktayi
unutmamakta yarar var: (1) Fon bundan önce devredilen 19
bankanin hasarini çok az hazmedebildi. Devlet bu bankalara
koyacak 20 milyar dolari zor da olsa bulabildi… Bundan sonra
Fona devredilme durumunda kalacak bankalar, Fon’un
hazmedemeyecegi boyutta büyük bankalar olabilir. Bunlarin
açiklarini kapatacak büyüklükte para bulunmayabilir. (2) Bir
bankayi tüm yükümlülükleriyle Fon kapsamina alarak tasfiye
etmenin faturasi, sermaye yardimi yaparak kurtarmanin
faturasinin çok çok çok üzerindedir.
Tevfik GÜNGÖR^
p>

 

Sende yorum yap