Kültür sanat hayatın tuzu biberi

, , Sende yorum yap

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın (İKSV) ‘Kültür-Sanatta Katılımcı Yaklaşımlar’ başlığını taşıyan ve şubat ayında yayımlanan raporu çok kişinin dikkatinden kaçtı.

Raporda yer alan Türkiye’deki 34 ilden 14 bin kişiyle gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarını içeren, ‘Türkiye’yi Anlama Kılavuzu’ başlıklı bölümde yer alan bilgilere göre halkımızın yüzde 49’u hiçbir zaman sinemaya gitmiyor, yüzde 39’u hiç kitap okumuyor, yüzde 66’sı konser, tiyatro ya da opera gibi herhangi bir etkinliğe katılmamış, yüzde 81’i hiçbir enstrüman çalmıyor, yüzde 57’si video, VCD, DVD ya da internet üzerinden film veya dizi izlemiyor, yüzde 47’si hiç dergi okumuyor, yüzde 86’sı hiçbir hobi kursuna gitmemiş. En sık yapılan aktivite ise yüzde 85’le televizyon izlemek.

Türkiye’de en yüksek kültür-sanata katılım oranı 18-24 yaş arasında ve eğitim seviyesi ile geliri yüksek olarak tanımlanan AB grubunda. ‘Bilet satın alarak yılda bir veya daha çok kez etkinliğe katıldım’ diyenlerin oranı her iki ay ortalaması alındığında yaklaşık %20, bilet satın almaksızın ücretsiz bir etkinliğe katılanların oranı ise yine iki ay ortalaması alındığında %10 civarında. Hiçbir etkinliğe katılmadım diyenler ise yaklaşık %70 gibi bir oranla ezici çoğunluğu oluşturuyor.

Hiç katılım yok

Raporda, ‘Kültür-Sanatta Katılımcılık Yaklaşımları’ konusunun önemi anlatılıyor. Katılımcılık yaklaşımları her bireyin kültürel yaşama katılma, erişme ve katkı sağlama hakkından yola çıkarak daha fazla insanın toplumun kültür-sanat hayatına aktif olarak katılmasının yollarını açacak pratikleri ifade ediyor. Sadece halihazırda izleyici olanları değil, mümkün olan herkesi hedef alıyor. Çünkü katılımcılık kişilerin gözlemleyen, keşfeden, seçip bir araya getiren, algılayan ve kendini ifade eden bireyler olmalarını sağlayacak süreçleri yaratmayı hedefliyor.

Bu alana para ayrılmıyor

Hane halkı tüketimleri satın alınan biletler üzerinden hesaplanıyor. Bireylerin istatistiki anlamda kültür-sanata katılımları bilet alarak yani ancak gelir sahibi olduklarında gerçekleşebiliyor. Tüketimdeki bu düşüklüğün nedenleri arasında her biletten alınan %18 oranındaki KDV ve %10 oranındaki eğlence vergisi var.

İstanbullu bir hane, hanede kaç kişinin yaşadığından bağımsız olarak aylık gelirinin 115.63 lirasını kültür-sanata harcıyor.  Bunun 32,37 lirasını da devlete vergi olarak ödüyor.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu olarak İstanbul’da uluslararası sanat festivalleri düzenlemek amacıyla 1973 yılında Dr. Nejat F. Eczacıbaşı önderliğindeki 17 işadamı ve sanatsever tarafından kuruldu.

1973 yılında düzenlenen ilk İstanbul Festivali programında klasik müziğe yer verilmişti. Daha sonra festival kapsamında diğer sanat dalları da yer aldı. Film gösterimleri, tiyatro, caz, bale performansları ve tarihi mekânlarda gerçekleştirilen sergiler de programda yer aldı.

Şimdilerde müzik, caz, tiyatro, film, tasarım ve görsel sanatlar konularında programlar düzenleniyor.

Gerçekçi olalım… Türkiye’de kültür ve sanat faaliyetleri o kadar azaldı ki İKSV olmasa, İstanbul’da kültür ve sanat diye bir şey olmayacak…

2017 yılının ilk yarısında İKSV faaliyetleri hakkında bilgi almak istedim. Bana verilen bilgiye göre, nisan ayında gerçekleştirilen İstanbul Film Festivali’ni 100 bin dolayında kişi izlemiş. Mayıs-Haziran aylarındaki İstanbul Müzik Festivali’nin izleyici sayısı 20 bin imiş. Temmuz ayındaki caz festivalinde ise izleyici sayısı 25 bini aşmış. İKSV koordinasyonunda düzenlenen 57’inci Venedik Bienali’nde Türkiye Pavyonu’ndaki sergi kasım sonuna kadar devam ediyor. Eylül ayında İKSV öncülüğünde düzenlenecek 15’inci Uluslararası İstanbul Bienali’ne 35 ülkeden 55 sanatçı katılacak.

 

Sende yorum yap