KONUT STOKU NASIL OLUŞTU?

, , Sende yorum yap

Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar devamlı “Yatırım yapalım” diyorlar. Ülkenin iyiliğini isteyenler, “Yatırımlar artsın ki üretim artsın, istihdam artsın” diyorlar.

Yatırım deyimi çok şeyi ifade ediyor. Düğün salonu yapmak, okul, hastane, köprü, tünel de yapmak yatırım, köye çeşme yapmak ta yatırım, meyve bahçesi yapmak da yatırım.

İstenen, üretime dönük sabit sermaye yatırımı. Sosyal yatırımlar üretime dolaylı katkı yapar. Doğrudan gelir yaratmaz. Beklenti, “imalat sanayiinde üretime dönük, ihracat gücü olan yatırımlardır”.

Fabrika yapılsın istiyoruz

(1) Önce etüt, proje, teknoloji harcaması gerektirir. (2) Daha sonra arsa ve inşaat harcaması yapılır. (3) Nihayet makine ve teçhizat alımına sıra gelir. Bunun bir bölümü içeriden temin edilir, bir bölümü ithal edilir. (4) Yatırım harcamalarından sonra işletme sermayesinin nereden bulunacağı da hesaba katılır.

Özetle, imalat sanayii yatırımı sadece makineden ibaret değildir. Önemli bölümü “inşaat” yatırımıdır.

Aynı şekilde alt yapı yatırımlarının hemen tamamının büyük kısmı “inşaat” yatırımıdır. Havaalanı, liman, yol, kanal, köprü yatırımları inşat harcaması ağırlıklı yatırımlardır.

Genelde “inşaat yatırımları” denilince “konut” yatırımları öne çıkar. Konut yatırımları da inşaat yatırımıdır. Konut yatırımı “sosyal yatırımdır”. İnşaat sırasında ekonomiye katkıda bulunur. İnşaat tamamlandıktan sonra “üretime-ekonomiye” katkı yapmaz.

Kaynak ve harcamalar

Ülkenin büyümesi, üretimin, gelirin, istihdamın, ihracatın artması için her yıl imalat sanayiine yatırım yapmak zorundayız. Yatırımın kaynağı milli gelirdir. Eskilerde Devlet Planlama Teşkilatı, şimdilerde Kalkınma Bakanlığı milli gelirin ne kadarının tüketileceğini, ne kadarının yatırıma gideceğini (kalkınmak için imalat sanayiine ne kadar yatırım yapılacağını) her yıl belirler.

Milli gelir toplam tüketim ve yatırım harcamalarına yetmezse, yurt dışından ne kadar kaynak bulunacağını hesaplar. (Cari açık işte böyle oluşur.)

Bir yanlış anlama vardır. Yatırımların cari açıktan gelen döviz sayesinde gerçekleştirilebildiği söylenir. Yanlıştır. Dış kaynak, iç kaynağa eklenir. Dış kaynağın ne kadarının tüketime ne kadarının yatırıma gittiği belirlenemez.

İnşaat yatırımından elde edilen getirinin dış borç geri ödemesine katkısı, imalat sanayiine yapılan yatırımdan elde edilen getirinin dış borç geri ödemesine katkısından düşüktür. Çünkü imalat sanayii üretimi önemli ölçüde ihraç edilerek dövize dönüşür.

Kalkınma Bakanlığı 2017 yılı programını hazırlarken, GSYH tahminini 2 trilyon 382 milyar TL olarak yapmıştı. GSYH’nin 2 trilyon 31 milyar TL’sinin tüketime, 497 milyar TL’sinin de yatırımlara ayırılmasını hedef almıştı. (Dikkat buyurunuz, yatırım ve tüketim toplamına iç kaynak yeterli olamıyor.)

Üretimi ihmal ettik…

İmalat sanayii yatırımı artacak ki üretim, istihdam, gelir, ihracat artsın.

2007 yılında toplam yatırımların % 41.4’ü imalat sanayii yatırımlarına, % 21.1’i konut yatırımlarına gidiyordu.

2017 yılında ise imalat sanayii yatırımlarının toplam yatırımlardan aldığı pay % 16.9’a gerilerken, konut yatırımlarının payı % 32.9’a yükseldi.

Görülüyor ki biz imalat sanayiine yatırım yapmaktan vazgeçtik. Özel sektörün yatırım kaynaklarının büyük bölümünü konut yatırımına harcadık.

Sonuç: Üretime dönük büyüme yavaşladı. Büyük ölçüde konut stoku birikti.

Netice: Önümüzdeki dönemde, özel sektör kaynaklarının konut yatırımına gitmesini engellemek, imalat sanayii yatırımlarını artırmak zorundayız.

 

Sende yorum yap