Kadir Gecesi

, , Sende yorum yap

Kadir Gecesi

Sayın okuyucularım, Müslümanlar Ramazan ayının 27’inci gecesini Kadir Gecesi olarak kutlarlar. Bu gün ve gece Müslümanlar için önemli gün ve gecedir. Kadir, Gecesi, Kur’an’ın indirilmeye başladığı gecedir. Bunun için Müslümanlarca mübarek gecelerden sayılır.

Kur’an’ın kırk yedinci suresinde (El Kadr) Kadir Gecesi’nin “bin aydan hayırlı olduğu” bildirildiğinden, Müslümanlar bu geceyi Kur’an okumakla, zikirle, namaz kılmakla ve diğer ibadetlerle geçirirler.

Hazreti Muhammed bir hadisinde Müslümanlara bu gece “Ya Allah, süphesiz ki sen çok affedicisin. Affı seversin. O halde beni affet” diye dua etmelerini tavsiye etti.

Kadir suresinde, “Kadir Gecesi’nin bin aydan hayırlı olduğu, bu gecede meleklerin ve Cebrail’in Rablerinin izniyle yeryüzüne indikleri” belirtilir.

Hazreti Muhammed, Kadir Gecesi’nin Ramazan ayının hangi gecesi olduğunu kesin olarak açıklamadı. Yorumculara göre, bunun nedeni Müslümanların bütün Ramazan gecelerini ibadet ile geçirmelerini teşviktir. İslâm bilginlerinin büyük çoğunluğu, Kadir Gecesi’nin Ramazan’ın 27’nci gecesi olduğunu Hazreti Muhammed’in bazı hadislerine dayanarak belirtmişlerdir.

Ramazan ayı, Kur’an’da açıklandığı gibi, semavi dinlerin bütün hakikatleri bünyesinde toplayan son vahiyler topluluğunun insanlığa lütfedilmeye başladığı aydır. İnsanoğluna vahiy yoluyla bildirilen evrensel gerçeklerin en mükemmel toplayıcısı olan Kur’an’ın ramazan ayında indirilişini müfessir Taberi, bir ayet ve hadise dayanarak şöyle tefsir ediyor:

“İbrahim Peygambere indirilen vahiy sahifeleri, ramazanın ilk gecesinde, Musa’ya indirilen Tevrat, Ramazan’ın altıncı gecesinde, İsa’ya indirilen İncil, ramazanın on üçüncü gecesinde, bana indirilen Kur’an da, Ramazan’ın yirmi dördüncü gecesinde vahyedildi.” (Taberi, Tefsir 2/144)

Kur’an-ı Kerim, Hazreti Muhammed’e Cebrail adlı bir melek aracılığıyla indirilmiştir. Ancak bu indirme bir kerede ve toplu olarak değil, Hazreti Muhammed’in yirmi üç yıllık peygamberlik hayatı boyunca çeşitli problemleri çözmek, sorulara ve çıkan güçlüklere cevap vermek üzere peyderpey inmiştir.

Kur’an peygamberimize vahiy yoluyla inmiştir.

Vahiy, “işaret etmek, hızlı işaret, elçi göndermek, gizlice söz söylemek, bir diğer insana ilka olunan söz” gibi anlamlar taşıyan bir kelimedir.

Dini bir kavram olarak, “başkalarına gizli kalacak şekilde peygamberlere bildirilen ilahi söz ve haber” demektir. Hazreti Muhammed’e gelen ilk vahiy, kendisine peygamberlik görevinin verildiği 610 yılının ramazan ayında gerçekleşmiştir. Kur’an’da şöyle buyurulmaktadır:

“Ramazan ayı ki, yol gösterici, hidayeti, doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırt edip açıklayıcı olarak Kur’an, o ayda indirilmiştir. (Bakara Suresi: 185).

Duhan Suresi’nin 3’üncü ayetinde, “Biz onu mübarek bir gecede indirdik”, Kadir Suresi’nde ise

“Biz Kur’an’ı Kadir Gecesi indirdik” buyurulur.

610 yılının Ramazan ayında ve Kadir Gecesi’nde inmeye başlayan Kur’an’ın ilk inen ayetinin, Alâk suresinin ilk ayeti olduğu bilinir:

“Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insani alâk-dan (kan pıhtısı biçimini alan embriyondan) yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir. O insana kalemle yazmayı öğretti. İnsana bilmediğini öğretti.” (Alâk suresi: 1-5).

Vahiy, peygamberimize değişik şekillerde gelmiştir:

1- Olduğu gibi çıkan doğru rüyalar halinde. Bu rüyalar, sabah aydınlığı gibi apaçık olurdu.

2- Cebrail Aleyhisselam görünmediği halde, sesinin duyulduğu vahiy şekli.

3- Bazen de Cebrail AIeyhisselam bir insan kılığına girerek vahiy getirirdi. Böyle durumlarda melek, daha çok Dihye adındaki sahabenin kılığına girerdi. Bu haldeyken diğer sahabeler de onu görmüşlerdir.

4-  Vahiy, bazen de çan sesine benzer bir ses halinde gelirdi. Cebrail, çan sesine benzeyen ve ürperti veren bir sesle Peygamber Efendimize hitap ederdi. Vahiy bittikten sonra, Allah tarafından gelen vahiyler açık ve net olarak peygamberimizin zihnine yerleşmiş olurdu.

5-  Cebrail Aleyhisselam, bazen de doğrudan doğruya görünerek vahiy getirirdi. Bu durumda Hazreti Muhammed, Cebrail’i açık bir şekilde görürdü.

6- Peygamber Efendimiz, Miraç gecesinde, hiçbir aracı olmadan Allahü Teala’dan doğrudan doğruya vahiy almıştır.

Gelen vahiyler, Peygamber Efendimiz ve arkadaşları tarafından hemen ezberleniyor ve aynı zamanda peygamberimizin emri üzerine vahiy kâtipleri tarafından yazılıyordu. Peygamberimizin görevlendirdiği vahiy kâtipleri arasında Hz. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Zeyd b. Sabit, Ubeyy b. Kâ’b, Halid bin Velid, Sabit b. Kays ve Muaviye b. Ebi Süfyan gibi sahabeler bulunuyordu.

Peygamberimizin hayatı boyunca her ramazan ayında o zamana kadar gelmiş olan vahiylerin Cebrail Aleyhisselam’la karşılıklı okuduğu rivayet edilmiştir. Yani inmiş bütün Kur’an ayetleri peygamberimiz tarafından Cebrail’e okunuyor, sonra da Cebrail tarafından peygamberimize okunuyordu. Buna, karşılıklı okumak ve dinlemek anlamına gelen “Mukabele” adı verilir. Bugün de camilerimizde ve evlerimizde okunan “Mukabeleler”, işte peygamberimizin Cebrail’le karşılıklı Kur’an okuyuşlarının birer hatırlanışıdır.

Yeni ayetler indikçe, Hazreti Muhammed bu ayetleri nereye yerleştirileceğini söylüyor ve böylece Kur’an’ın düzenlenişi de mümkün oluyordu. Bir yandan yazılan ve bir yandan da ezberlenen Kur’an, hiçbir bozulmaya uğramadan günümüze kadar gelmiştir.
Sayın okuyucularımın  Kadir Gecelerini kutlarım.

 

Sende yorum yap