HIZLI TOPARLANDIK, ŞİMDİ NORMALLEŞME ZAMANI

, , Sende yorum yap

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, “15 Temmuz sonrası küresel yatırımcıların dönmeye başladığını, Türkiye’nin yatırımcı algısının iyileştiğini” belirtiyor.

Maliye Bakanı Ağbal, ”Tedbirlerin ekonomiyi canlı tuttuğunu, büyüme politikasına girdiğimizi” söylüyor.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, “15 Temmuz’un yaralarını hızla sardık, bu yılın ilk beş ayında 1.1 milyon kişiye istihdam sağladık. Darbe girişimi milletimize ve ekonomimize yöneltilmemiş olsaydı, 2015’in üçüncü çeyreğinde yüzde 5.9, son çeyreğinde yüzde 7.4 büyüyen ekonomimiz 2016’da da bu büyümeyi yakalayacak, milli gelirimiz 50 milyar lira fazla olacaktı“ diyor.

Yerinde tedbirler alındı

Bütün bu anlatımların arkasında son bir yılda reel sektör güven endeksinin, tüketici güven endeksinin iyileşmesi, sanayide kapasite kullanım oranlarının artması var. Hükümetin, 15 Temmuz darbe girişiminin ekonomiyi olumsuz etkilerini önlemek için aldığı tedbirler başarılı oldu. Döviz girişlerinin normale dönmesi, döviz fiyatının belli bir koridorda oturmasını sağladı. Yabancı yatırımcıların borsaya ilgisi, borsa endeksinde beklenenin üzerinde iyileşmeye imkan verdi. İhracat artışının devam etmesi bekleniyor. Bütün bunlar ekonomide “htoparlanma”nın işaretleri. Ne var ki, kısa sürede toparlanmanın sonunda “normalleşme”nin başlaması ve normalleşmenin de kısa sürede tamamlanması gerekiyor.

Anadolu ekonomisi…

Hain FETÖ hareketinin finans kaynağını oluşturan Anadolu’daki bazı sermaye gruplarının tasfiyesi, bu sermaye gruplarının yaygın faaliyet gösterdikleri şehirlerde ve bölgelerde ticaret ve finans kesiminde yeniden yapılanma gereğini ortaya çıkardı. Özellikle Gaziantep, Kayseri, Konya gibi” Anadolu Aslanları” diye adlandırılan güçlü sermaye gruplarının, yatırımları ve üretimleriyle öne çıkan şehirlerde normalleşme önem kazandı. Anadolu’da normalleşme çok önemli.

Unutmayalım, esnaf ve küçük sanat erbabının faaliyetine dayalı Anadolu ekonomisi, daha sonra KOBİ diye adlandırılan küçük ve orta boy işletmelere dayalı bir ekonomi haline geldi. KOBİ ölçeğini aşan yerel sermaye gruplarının sanayi yatırımları ile Anadolu sanayi İstanbul sanayi ile yarışmaya başladı.

FETÖ’ye finansal destek sağlayan sermaye gruplarının tasfiyesi ile oluşan boşluğun kısa sürede doldurulması için “normalleşme” süreci çok önemli. Anadolu sermayesinin yerel yatırımlarını ve üretimini artırması, gene de büyümenin dinamiğini oluşturacak.

MÜSİAD’ın Anadolu’daki bu “normalleşme” sürecini izlemesi, desteklemesi, sorunları belirleyerek çözüm önerilerini Hükümete duyuracak olması önem taşıyor.

İstanbul ekonomisi…

İSO 500 listesinde yer alan sanayi tesislerinin 11’i kamu kuruluşu. Kalıyor geriye 489 özel sektör kuruluşu. Bunların 180’i İstanbul’da, 309’u Anadolu’da.

Ne var ki, İstanbul ve çevresindeki sanayi kuruluşları büyük ölçekli, ihracata dönük üretim yapan, yabancı sermaye ilişkili kuruluşlar. İstanbul aynı zamanda uluslararası finans hareketlerinin merkezi durumunda. İstanbul’daki büyük sermaye grupları FETÖ hareketine uzak durdu. Fakat Anadolu’daki temizlik hareketi, ticari ve parasal ilişkilerde güçlüklerin ortaya çıkmasına yol açtı.

Geçen bir yıllık dönemde İstanbul sermaye grupları geçiş dönemini kazasız belasız atlatmaya çalıştı. Hükümetin aldığı tedbirlerin olumlu etkisi ile İstanbul ekonomisi büyük risklerle karşılaşmadan bir yılı geçirdi.

Şimdi ”normalleşme” dönemi başlıyor. Ülkenin başına FETÖ belasını saran kadroların, sermaye gruplarının tasfiyesinin tamamlandığı güvencesi ile önümüze bakmamız gerekiyor. Anadolu sermaye gruplarının ve İstanbul sermayesinin normalleşme sürecine girmesi gerekiyor.

TÜSİAD’ın bu dönemde İstanbul sermayesinin normalleşme sürecini izleyerek sorunları ve çözüm önerilerini Hükümete duyurması gerekiyor.

Unutmayalım normalleşme sürecinin bir de yurtdışı ayağı var. Dış ekonomik ilişkilerin normalleştirilmesi, ekonomiye döviz akışını kolaylaştıracak, ihracatın gelişmesine, uluslararası sermayenin yatımlarının artmasına imkan verecek.

 

Sende yorum yap