Yavru şehir kovboylarımız

, , Sende yorum yap

Yaslari 40’in altinda olup yilda en az 40 bin dolar (yaklasik 25 milyon Türk Lirasi) kazanan yöneticiler dünyada “YAP”lar veya “YUPI”-ler diye adlandiriliyor.
YAP deyimi Ingilizce “Young Aspiring Profession-nels” kelimelerinin bas harflerinden olusuyormus. Bu kelimelerin Türkçe anlami ise, “Genç Iddiali Yöneticiler” imis.
YUPI ise, gene Ingilizce “Young Urban Profession-nell individuals” kelimelerinin bas harflerinden olusan bir kelime imis. “Yavru Sehir Kovboylari” anlamina geliyormus…
Türkiye’de özel sektördeki “profesyonel yönetici”-lerden sözedilince bir zamanlar sadece bir iki isim akila gelirdi…
Sonra ihracat sirketleri, yabanci bankalar, dis müteahhitlik firmalari ortaya çikinca, “profesyonel yönetici” sayisi çogaldi.
Acaba bizim Türk “Yavru Sehir Kovboylari” batidaki benzerleri YAP’lar YUPI’ler ile ayni çizgide mi silah çekiyorlar?
Geçen hafta Yeni Gündem’de Türkiye’nin “Yavru Sehir Kovboylari” tanitiliyordu. Bizim “afsiz kovboylarin, “Bati Yakasi”nin kovboylarindan hizli olduklari anlasiliyor.
Bizim “Yavru Sehir Kovboylarindan bazilari kendilerini anlatirken sunlari söylüyor: “Önce isim, sonra öteki hayatim”, “Bana cumartesi-pazar da çalisacaksin deseler, ailemin ne sorunu olursa olsun kabul ederim”, “Sinemaya, tiyatroya gidemiyorum, kitap okumaya vaktim yok”..
Örnek bir Türk “Yavru Sehir Kovboyu”da patronunun sagladigi imkanlari söyle siraliyor: “…Para sikintim yok, ama halen ev sahibi degilim. Araba da sirketin… Sabah 06.00 ‘da kalkiyorum. Kizim Melisa’yi doyurup okula birakiyorum. Karim da çalisiyor. Dönüste kizimi, karimi alip eve getiriyorum…”
Batinin “Yavru Sehir Kovboylarinin özelligi, çok iyi bir gelir düzeyine ulastiklarindan, en ünlü spor otomobillere sahip olmalari, en iyi evleri satin alabilmeleri, en iyi lokantalarda yemek yemeleri, tatillerini en ünlü yabanci tatil yörelerinde geçirmeleridir. Açik anlatimiyla 40 yasina ulasmadan, emekleri ile en üst düzeyde yasam imkanlarindan yararlanabiliyorlar. Herbiri “kartal olmus…” “Baba Kartallar” ile birlikte uçuyorlar… Bizim “Yavru Sehir Kovboylari” ise “Baba kartal-
lar”in kendilerine ödünç verdikleri “ata” , pardon “otomobile” biniyorlar. Baba Kartalin faturayi ödemesi halinde, Baba Kartallarin gittikleri lokantalarda yemek yi-yebiliyorlar. Baba Kartalin uçak biletini yermesi halinde, is için yurt disina çikabiliyorlar. Her biri “Serçe dogmus serçe kalmi..,.” Kartallarin arasinda uçmalarina biraz izin verilince, kendilerini de “Kartal” saniyorlar.
Hasan Pulur Agabeyim 2 Ocak 1986 tarihindene güzel yazmis:
“…Kartal, kartalla uçar, serçe serçeyle.. Kartalin cani serçeyi yanina almak isterse alir, ama nafile..’Kartal isterse, serçeyi yanina alir’ dedim. ‘Serçe isterse kartalla birlikte uçar’ demedim. Kartal, isterse serçe ile uçar… Kartal isterse serçeyi yanina alir, uçar. Istemezse kanadindan tutugu gibi atar. Oysa serçenin ne kartali yanina alip uçmaya, ne de kartali yanindan kovalamaya hakki vardir…”
Bizim “Yavru Sehir Kovboylari”miz, Hasan Pulur beyimiz gibi “görmüs-geçirmis” büyüklerinin hikayelerini okuya okuya, ders ala ala, birgün elbet büyüyecekler… Ama büyüseler büyüseler iri birer “serçe” kalacaklar. Hiçbir zaman “kartal” olamayacaklar.
Ali Riza KARDÜZ^

 

Sende yorum yap