Rant dağıtan bürokrat

, , Sende yorum yap

Recep bir is takibi için geçen çarsamba günü Ankara’ya gitmisti. Bakanliklarda 18.00’e dogru islerini tamamladi. Planlama Teskilati’nin binasinin önünden geçerken bakti, isiklar yaniyor. Eskiden beri Planlama Teskilati’nin isiklari gece yarilarina kadar yanmasiyla meshurdur. Bu demektir ki, içeride insan var. Recep, eski plancidir. Bir ugraya-yim da arkadaslara merhaba diyeyim istedi. Içeri girdi. Polisler yakasina kart ilistirdiler. Üst kata eski mesai arkadaslarinin odasina yöneldi. Usulca kapiyi tikirdatti. Arkadaslarina takilmak için, “Merhaba ey tembel bürokratlar” diyerek içeriye girdi. Keske bu sakayi yapmasa idi. Bakti arkadaslarinin morali saka kaldirir halde degil. Suratlari bir karis asik. Yillarin plâncisi Tarik Agabey sessiz bir kösede oturuyor. Planlamanin kurulusundan beri tarim sektörüne bakan Dursun önündeki birseyleri karaliyor. Yabanci sermayeci Yücel, gözlüklerini temizliyor. Tarik Agabey, “Re-cep’çigim dedi, Istanbul’dan biz bürokratlara bir eksi rüzgar estirdiniz, seçim kampanyasinda üç partinin de tek samar oglani biz bürokratlar olduk. Baksana yillardir bizimle çalisan Turgut Agabeyin, Necdet kardesimiz bile, bürokratlari harcamada Turgut Pasa île yarisa kalktilar. Tarimci Dursun atildi:
—Turgut Pasa’nin TV konusmasini yazan gazeteler, “Bürokratlarin % 10’u ise yarar, garisi fasa fiso” diye baslik atinca, benim kiz bu sabah, “Baba sen % 10’un içinde misin, disinda misin?” diye sordu. Tepem atti, az daha kizi dövecektim diye içini döktü. Yücel’in derdi baska idi. “Agabey diyordu, biz gece yarilarina kadar yabanci sermayenin meseleleriyle ugrasiyoruz. Demek ki, buna gerek yokmus, biz yakalarini birakiversek hersey düzelecekmis, o halde biz ne diye kendimizi sikintiya sokuyoruz?” Recep arkadaslarina takilayim derken, onlari teselli etmek zorunda kaldi:
—Üzülmeyin yahu, Turgut Pasa’min, Turgut Agabeyimin, Necdet Kardesimizin derdi sizinle degil. Onlar demek istiyor ki, devlet kadrolarinda çok adam birikti. —Ne adam birikmesi kardesim, 1981’de 1 milyon 400 bin memur vardi, simdi memur sayisi 1 milyon 240 bine düstü.
—Olsun, bu sayi da fazla herhalde, herkes bos oturuyor-mus.
—Memur sayisinin azligi, fazlaligina nutukla karar verilmez. Bunun bir ölçüsü vardir. Bin kisiye kaç memur düsüyor. Buna bakilir. Isveç’te bin kisiye 156. Ingiltere’de 96, Amerika’da 78, Almanya’da 64, italya’da 55 memur düserken, Türkiye’de 36 memur düsüyor. Insaf be kardesim.
—Ne bileyim iste fazla diyorlar. —Sen hem eski plancisin, hem de Turgut Agabeyin gibi baskalarinin dedigine, tahkik etmeden inaniyorsun. Memur deyince, okuldaki ögretmen, hastanedeki doktor, ormandaki bekçi, sokaktaki polis bunun içinde. Türkiye’de memur sayisinin yetersizligi baska, memurun yetersizligi baska.
—Ama siz de burada oturmus, memuru koruyorsunuz. Baksana emekli maasi baglanmasi için isçi kaç gün bekliyor, hastane kapilarinda vatandas neler çekiyor. —Recep’çigim, onlar altyapi yetersizliginden, memur sayisinin yetersizliginden, seçim konusmalarinda üzerine basilan Ankara’daki bürokratin herseyi engelledigi.
—Siz de engellemeyin be kardesim. Birakin su ihracat formalitelerini, birakin, nereye otel dikilecek, kim yabanci sermaye getirecek isini.
—Recep, sen Istanbul havasina iyice uymussun. Zaten Ankara bürokrasisinden yakinan Istanbul’dur. —Istanbullulari kiskaniyorsunuz. —Yok canim, biz Ankara’dan Istanbullular’a rant dagitiyoruz.
—Ne demek rant dagitmak?
—Ankara’da son yillarda bürokratin tek yaptigi is rant dagitmaktir. Yani, belli mütesebbise ayricalikli islem yapip, ona ayricalikli gelir imkani saglamaktir. —Aman kardesim, planlamanin zaten adi çikmis, böyle çarpik laflar etmeyin.
—Bak Recep’çigim, ihracat isini ele alalim. Türkiye’de bir tek döviz kuru olsa, her mal tek kurdan ithal edilse, tek kurdan ihraç edilse, ihracatçi Ankara’ya neden gelsin? Kendi kendine istedigi mali ihraç eder, gelen dövizin parasini bankadan alir.
—Pekiyi de size neden geliyor? —Çünkü Türkiye’de döviz fiyati 250 lira iken, ihracatçiya bir belge verirsek, dolarin fiyati onun için 325 liraya yükseliyor. Ihracat yaptim diye ayricalikli kredi aliyor. Devlet ona kredi faizinin bir kismini belli bir fondan hediye ediyor. Bu ayricalikli islem, belli kisilere rant yarattigina göre, çok kimse bu ayricaliktan yararlanmak için yarisiyor. Bazilari ihracat yapmadan bu ranti almak istiyor. Bazilari yaptigindan fazla gösterip ranta konuyor.
—Tamam kardesim, Istanbul’daki isadami da iste buna karsi, birakin isler kendiliginden yürüsün. —Biz Ankara’daki bürokratlar da ayni fikirdeyiz. Biz de ayricalikli isleme karsiyiz. Herkes ayni döviz fiyatiyla ithalat-ihracat yapar, herkes ayni sartlarla kredi kullanirsa, ihracattaki o meshur 67 imza isteyen bürokrasi sona erer. Ihracatçinin Ankara’lara gelmesine ihtiyaç kalmaz.
—Siz turizmi bile baltaliyorsunuz. Aga Han otel yapmak istiyor, ilhan Agabeyimin, adarni gezdirmekten cani bezdi. Siz burada tas koyuyorsunuz.
—Recep’cigim, birisi çiksa, ben imar planinda otel yeri olarak gösterilen su arazide otel yapacagim dese, onun önüne kim tas koyabilir? Ama biri gelse, sen bu araziyi imar planinda sehrin parki olarak belirtmissin. Çok güzel bir arsa. Sen bunu bedava ver. Üzerine otel yapayim dese, ne yaparsin?
-Kardesim orada çocuklarin hakki var, bu sehirde yasayanlarin ‘tek nefes alacaklari yer orasi derim. —Recep’çigim, sen saf ve bakir bir Anadolu çocugu olarak bunu dersen, o zaman bürokrasi Ankara’daki herseyi köstekliyor diye, samar oglanina dönersin.
SENARYO: Ali Riza KARDÜZ KAMERA: MISTIK^

 

Sende yorum yap