İşler karışık…

, , Sende yorum yap

ROMA’da Pazartesi günü baslayan durusmada, Agca italyanca olarak durusma salonunda bulunanlara ve televizyon araciligiyla dünya komuoyuna: “Ben Allah’in ogluyum…” diye bagirinca, görevi geregi her iddiayi incelemek sorumlulugunu tasiyan Italyan Yargi Severino Santiapichi, hemen harekete geçmis.
Saga sola haber göndermis: – Bu adam “Allah’in oglu oldugunu iddia ediyor, Allah’in bir akrabasini bulun da ona sorun bakalim. Gerçekten Allah’in oglu mu?”
Bütün Italya ayaga kalkmis. Yargicin emri geregi yetkililer Allah’in akrabasini ariyor. Halk da galeyan içinde: “Hiç Allah’in akrabasi olur mu?” diyerek..
Ama geçen gün ne olsa begenirsiniz? Yargiç Severino Santiapichi’nin odasinin kapisi vurulmus, içeriye orta yasli bir Italyan girmis.
“- Sayin Yargiç”, demis, “Allah’in akrabasini ariyormussunuz. Iste, ben Allah’in akrabasiyim…” Yargiç gülmemek için kendini zor tutmus. Ama ne de olsa görevi geregi delilleri toplamak, sorusturmayi yapmak zorunda: “Evladim”, diye sormus, “Nasil oluyor bu Allah ile akrabaliginiz?”
Italyan sakin sakin anlatmis: “Efendim, benim hanim hastalandi. Iyiles-tiremedik. Allah onu aldi. Ben de bunun üzerine baldiz ile evlendim. Simdi Allah ile bacanak oluyoruz…”
Bebek Oteli’nin terasinda, Ramazan vesilesiyle düz gazozlarimizi yudumlarken, bir uçak sirketinin müdürü bize bu hikâyeyi anlatti. Masamizda Turgut Agabey ve Semra Ablam ile birlikte Japonya seyahatine katilan talihli vatandaslarimizdan birinin yakini oturuyordu. O da bizim isadamlari heyetine Japonya’da anlatilan hikâyeyi anlatti.
Dünyanin en büyük saadeti Japon kadina, Ingiliz tipi eVe ve Fransiz ahçiya sahip olmakmis. Ama bazi kimseler isleri karistirip hayati kendilerine zehir edebilirlermis. Mesela Fransiz kadin ile evlenir, Japon tipi 45 metrekare’lik kâgit evde yasayip, Ingiliz ahçiya sahip olabilirlerin is…
Ben, her ne kadar saf ve bakir bir Anadolu çocugu isem de, yillardir Hasan Pulur agabeyimin her fikrasinin altindan bir “baska mânâ” arama hastaligindan kurtulamadigimdan, bu iki fikranin “kissa-dan hisse”si nedir diyerek önüme gelene sormaya basladim.
Kimine göre akrabalik hikâyesinin “ardindaki mâna”, geçen hafta Biten parti kongresinirtso-nuçlariymis…
Japon hikâyesi ise, bizim ekonomik politikamizi anlatiyormus. 1980 yilindan bu yana Turgut Agabeyim, dünya üzerinde icat edilmis ve de
edilmemis her türlü tedbiri uygulayarak enflasyonu düsürüp, ihracati artirmaya çalisiyor. Ama 1985 yilinin besinci ayi bitip, mübarek Rama-zan’in sonuna dogru yol alinirken görüldü ki, islerde bir karisiklik var. Düsmesi gereken enflasyon artiyor da, artmasi gereken ihracat düsüyor…
Ali RIZA KARDÜZ^

 

Sende yorum yap