İHRACATÇI CENGİZ GEMİ PEŞİNDE

, , Sende yorum yap

Recep aksam üzeri isten çikista Karaköy’de arkadasi “yeni ihracatçi” Cengiz’e rastladi. Cengiz, bir kolunda ceketi, öbür elinde agir “Jeymis Bond çantasi” kravati gevsetmis, kan-ter içinde idi. Recep “Merhaba Cengiz dedi, gene ihracaat formaliteleri pesinde misin?” Cengiz “Yok Recepcigim diye cevap verdi, bu kere gemi pesindeyim.”
– Ne o, gemicilige mi baslayacaksin. Her mütesebbis Türk evladi gibi sen de yüzde 5 pesin, yüzde 95 kredili gemi sahibi olmak mi istiyorsun?
– Hayir Recepcigim. Ben elimdeki 3 bin ton ihraç malini Suriye’ye sevkedecek gemi ariyorum.
– Gemi sokakta mi aranir. Duydugumuza göre, son zamari-larda dünya kadar kisi yeniden gemi aldi, yaptirdi, denizcilige basladi. Gazetelerin yazdigina göre, gemiler issizlikten “El aman diye gazel çekiyor”… Herhalde senin tasinacak yükün oldugunu duysalar çok sevinirler…
– Sen öyle san Recepcigim. iki gündür dolasmadik kapi kalmadi, gene gemi bulamadim…
– Ne demek gene gemi bulamadim?
– Yahu ortada ihraç mali tasitacak gemi yok. Gel surada bir birahaneye iliselim de, sana geçen ihracat partisinde gemi yüzünden çektiklerimi anlatayim.
iki arkadas Karaköy’de “lümpen kültürünün ürünü yeni tip bir birahane”ye tünedjler. Cengiz basladi anlatmaya:
– Geçen ay Suriye’ye 3 bin ton un yollayacagim. Benim de gazetelerden okuduguma göre Istanbul’da dünya kadar gemi is bekliyor. Atladim uçaga Izmir’den, geldim Istanbul a. Alici Suriye firmasi unun sartnamesi yaninda 2 sayfa da nakliye sartnamesi vermis bize. Gemi 15 yasindan büyük olmayacak. Kara listeye alinmamis bulunacak. Su kesimi 27 ayagi geçmeyecek. 3 vinci olacak, 3’ü de isleyecek. Içinde musamba olacak, temiz olacak falan filan…
– Normal.
– Gemi acentalarina gidiyorsun, bizim gemide 2 vinç var. Yeter diyorlar. Öbürü idare et agabey.. Bizim su kesimi 35 ayak diyor. Ben idare etmiyecegim ki.. Alici sartini koymus.
– Sen de abartiyorsun. 3 vinci olan bir Türk gemisi bulamadin mi yani?
– 3 vinçlisini buldum da 3 bin tonlugunu bulamadim. Kimi 2500 ton. Kimi 5.000 ton. Baska mal alamadiklari, düzenli sefer yapamadiklari için, sadece bizim mal ile gemiyi doldurmak istiyorlar. Hepsi beni itham ediyor. Ya 2 bin 500 ton, ya 5 bin ton mal sat diyorlar. Anlatamiyorum ki, benim siparisim 3 bin tonluk.
– Gemi buldun mu kisaca anlat…
– Recepcigim,. mali yükleme günü geldi. Kimi beni oyaliyor: “Libya’dan gemim yola çikti, geldi geliyor. Yok Libya makamlari gemiyi tevkif etti…” Öbürü oyaliyor “Tamirden çikti, çikiyor. Hay Allah kahretsin yedek parça gelmedi…” Ben deli olacagim, mallari sevkedemiyorum.
– Mallar elde kaldi mi?
– Allah devlet babaya zeval Vermesin. Son çare atladim uçaga, dogru Ankara’ya. Ulastirma Bakanligi’nda bir yetkili,
Allah razi olsun benimle ilgilendi. DB Deniz Nakliyat’in
– DB Deniz Nakliyat’in gemisi var miymis?
– Gemisi yok ama, iyi niyeti varmis. Bir babacan yetkili benim halime acidi. Bak evladim dedi, sana “madem ki sikistiniz” formülünü uygulayalim. Iskenderun’a yük götüren 15 bin tonluk bir gemi Izmir Limani’nda. Geminin yükü az. O gemiye senin 3 bin ton unu yükleriz. Gemi Izmir’den Laz-kiye’ye gider. Senin isini görür. Sonra Iskenderun’a geçip normal yükünü bosaltir.
– Oldu mu bu is.
– Inanilmaz ama oldu. Zamaninda mali Suriye’ye teslim ettik. Hem gemi büyük, hem yolundan çikti diye DB Deniz Nakliyat unun tonunu 10 dolar yerine 16.5 dolara tasidi. Biz buradan 50 bin dolar içeri girdik ama Allah razi olsun. Rezil olmaktan kurtulduk.
Recep Cengiz’e sordu “— Pekiyi simdi derdin ne?” “Recepcigim, ihracat bir kere yapilmiyor. Simdi bir parti daha mal gönderecegim. Ayni macera gene basladi.
SENARYO: KAMERA:
Ali Riza KARDUZ Mistik^

 

Sende yorum yap