Evinize kaç ton buğday sığar

, , Sende yorum yap

Canan ablama hosgeldine gittik. Hos-geldin bahanesiyle, Japonya dan neler almis, onlari da görürüz diye içimden geçiriyordum. Muradima da erdim. Canan ablam kocasina bir lazer isinli disk-plak calici, ogluna bir video çekici, kendine de bir otomatik fotograf makinesi almis.
Ben dayanamam. Herseyin fiyatini sorarim. Bu kaç para, su kaç para derken, kocasi atildi: “Recep, evladim dedi, sen kaç para diye soracagina, kaç ton bugday diye sor bakalim…”, Ben, saf bakir Anadolu çocugu olarak isin inceligini önce pek anlayamadim. Ama, Canan ablamin kocasi, bir güzel açikladi:
“Bak Recep, bu evde yeni gelenlerle beraber kaç tane Japon aleti var? Simdi onlarin bu eve girebilmesi için Türkiye’den kaç ton bugday çikmis onu hesapla… O zaman bu eve Japonlarin kaç ton bugday sigdirabilenlerini anlarsin…”
Canan ablamin kocasinin, sözünü ettigi hesabi yapmaya basladik. 1984 yilinda Türkiye, 1 ton bugdayi 162 dolardan ihraç etmis. Anlayacaginiz, köylü kardeslerimiz tarlayi sürüyor, ekiyor, biçiyor, harman ediyor, traktöre yükleyip, ofis kapisinda bekleyip satiyor. Parasini zar zor tahsil edip cebine koyuyor. Sonra, baba Türk gidip 1 ton bugdayi 1 küçücük Japon fotograf makinesine dönüstürüp, evine getiriyor, Masanin üzerine koyuyor. Yani, masanin üzerinde duran sey, her ne kadar fotograf makinesi gibi görünüyorsa da, gerçekte 1 ton bugday.
Bu yoldan hesabi ilerlettik. Daha önceden alinan Japon müzik dolabi, 3 ton bugday, Japon video gösterici 2.5 ton bugday… Canan ablamin ogluna hediye getirdigi video çekici, bir kamyon yani 4 ton bugday… Disk-plak calici 2 ton bugday… Canan ablamin fistik kizinin Walk-Man kulaklikli teypi yarim ton bugday… Açikçasi sadece Japonlar eve 10-12 ton bugdayi baska seye dönüstürüp yerlestirme becerisini göstermisler. Amerikalilarin, Fransizlarin, Almanlarin da baska seye dönüstürüp eve yerlestirdikleri bugdaylari hesaplayinca bir de baktik ki, o apartman katinda en asagi 30-40 ton bugday (su veya bu isim altinda) stok edilmis durumda…
Açikçasi, Canan ablamin kocasi benim aklimi karistirdi. Onlarin evinden çikip, bizim eve dogru yürürken, karimla beraber her geçen otomobili bugday olarak görmeye basladik… Yeni bir Mercedes 190 geçiyor. Karim hemen beni dürtüyor:
—”Bak Recep, Almanîar’a giden 62 ton bugday geçiyor… Bu kadar bugday 15 kamyon ile tasinir. Almanya’ya 15 kamyon bugday gönderip, bunu mu almisiz?” Gerçi karim matem atikde iddialidir ama, söyledikleri ilk anda mantiksiz geldi. “Olmaz öyle sey dedim. Sen deli misin?” Rakamlarda bir yanlisin var. Turgut agabeyim hesap adami, hiç 12 kamyon bugday göndertip, karsiliginda 1 tane gicir gicir ama küçücük karsiligi evimize giren Japon pilli hesap makinesini çikardi. Mercedes’in fiyati 10 bin do-
lar. Bir ton bugday 162 dolar. Böldü-çikardi. Hesap dogru. Inanamadim. Bir de baba Türk usulü bakkal hesabi yaptim. Dogru…
Simdi beni sinir basti. Istatistiklere bakip, geçen yil neyin kaça ihraç edildigini ögrendim, kromun tonunu 78 dolara, çimentonun tonunu 35 dolara, canli hayvanlarin-inegin, koyunun-tanesini 109 dolara, zeytinyaginin tonunu 1.277 dolara, findigin tonunu 2.139 dolara ihraç etmisiz.
Bakkala gidiyorum. Gözüme ithal peynir takiliyor. Hemen bir hesap yapiyorum. Vitrinin üzerinde bir kamyon çimento duruyor… Gözüm vitrindeki viskilere, Amerikan sigaralarina ilisiyor, 3 koyunun, bes inegin kara gözleriyle, me-lül melül bana baktiklarini görüyorum. Vitrinlerde ithal mali ayakkabilarin her çiftinin yerinde bir kamyonet çimento görür oldum.
Evdeki durum da iç açici degil. Televizyonu bazen 3 çuval findik bazen 1 kamyon dolusu krom madeni, bazen de balya balya pamuk olarak seyretmeye basladim.
Ali Riza Kardüz^

 

Sende yorum yap