Elveda demek için

, , Sende yorum yap

Babamin isi nedeniyle 1943 yilinda Ankara’ya yerlestigimizde, bütün ticari faaliyet Ka-raoglan ve Samanpazari’nda yogunlasmisti. “Araf Kardesler diye bilinen Musevi asilli bir ailenin hirdavat dükkani” ne ararsan bulursun, derde devadan gayri” tipli bir dükkandı. Vitali Araf isimli Musevi vatandaşın hikayeleri ise dilden dile dolaşırdı.
Ankara’da o yillarda idam hükümleri Samanpazari’nda, kaleye çikan yolun agzinda kurulan daragacinda infaz edilir, halka ibret olsun diye infaz sonrasi teshir devam ederdi. Bu, Ankara’da Istiklal Mahkemeleri döneminden kalma bir usul idi. Sonra unutuldu. Vitali Araf’in dükkani Samanpazari’ndaydi. istiklal Mahkemeleri çalismaya baslayip, idamlar artinca, Araf Kardesler ticarethanesinin önünde her gün daragaci kurulur olmus.
Vitali Araf bir gün Ankara Valisi Yahya Ga-lip’den randevu alip huzura çikmis: “Vali bey, Vali bey” demis. “Ya su idamlari azaltin, ya da her gün adam asmayi birakin. Belli aralarla yapin su isi…” Vali hiddetlenmis: “Vay, sen haddini bilmeden Istiklal Mahkemelerine mi karsi çikarsin” diye… Vitali Araf, “Yok be pasam diye atilmis.. Benim Istiklal Mahkemeleriyle, astiginiz adamlarla derdim yok. Benim derdim maiset derdidir. Her gün, her gün daragaci kuruyorsunuz. Kimse Samanpazaei’na ug-rayamaz oldu… Idamlari arada bir yapin da. biz de müsterileri kaybetmeyelim…”
Iste bu Vitali Araf, uzun yillar Ankara’da renkli kisiligini sürdürdü. Son hikayesi, bir müzikli gazinoda yarattigi olay ile ilgilidir.
Istanbul’dan gelen bir arkadasina ikramda bulunmak üzere, Ankara’da müzikli bir gazinoya gitmisler. Asgari ölçüde yiyip içmeye özen gösteriyorlar. Birer duble raki. Bir patlican kizartma, beyaz peynir vesaire derken hesap gelmis: 52 bin lira… Vitali Araf,
hesap kagidina söyle bir bakmis, gülümse-mis. Basinda bekleyen garsona “Pasam, bana lütfen patronu çagir…” demis. Garson gitmis, biraz sonra zebelah gibi basgarson gelmis… “Ne o beyim” demis. “Hesaba itirazin varsa bana söyle…” Araf israrli, “Yok pasam, hesaba falan itirazim yok. Ben patronu görmek istiyorum. Lütfen bana patronu çagir…” Biraz sonra iki karis suratla patron gelmis. Araf, bir söz etmeden kükremis patron: ”Hesabi begenmediniz ise…” Araf atilmis, “Aman be pasam, hesaba itiraz eden yok. Buyur 52 bin lira hesap. 8 bin lira bahsis. 60 bin lira. Helal olsun. Ama benim sizi israrla rica etmemin sebebi baskadir.” Ayaga kalkmis, saskin vaziyette bakisan patronun boynuna sarilip iki yanagindan sapur sapur öpmeye baslamis: “Elveda demek için sizi rica etmis bulunuyorum. Görüyorum ki, bu fiyatlar karsisinda bir daha görüsmemiz mümkün olmayacaktir. Elveda pasam..”
Biz 1974 yilinda Istanbul’a gelince, Be-bek’de bir apartmanin giris katinda 4 bin lira aylik kira ile oturuyor, baliklarimizi Pul Ba-likçisi’ndan, etlerimizi Kasap Sedat’dan, meyvayi, sebzeyi Arap Manav’dan aliyorduk. Aradan on yil geçti. Vitali Araf usulü önce Pul Balikçisi’yla vedalastik. Sonra Kasap Sedat ile ve nihayet Arap Manav ile. Bu kadar ile de kalmadi. Ev sahibimizle de öpüsüp vedalastik… “Bu fiyatlar altinda sizlerle görüsmemiz mümkün olamayacak” diyerek, onunla vedalasa, bununla vedalasa…. Be-bek’den.daha baska bir semte göç ettik… Orada yeni kasap, yeni balikçi, yeni manav bulduk… Ama son yillardaki fiyat artislarinin hizi onlara da “elveda…” demeye zorluyor bizi…
Son günlerde Vitali Araf aklimdan çikmaz oldu… Her girdigim dükkanda, her alisverisimde, patronu çagirip, yanaklarindan öpüp “elveda dostum, Bu fiyatlar karsisinda sizi bir daha görmem mümkün olamayacak” demek geliyor içimden…
Senaryo: Ali Riza KARDÜZ^

 

Sende yorum yap