Bir fikir adamının romanı

, , Sende yorum yap

—Geçen hafta Ziya Gökalp’in ölümünün 60’inci yildönümü idi. Eski bir mülkiyeli, devlet adami Emin Erisirgil’in 1951 yilinda yazdigi “Bir Fikir Adaminin Romani – Ziya Gökalp” isimli kitabin ikinci baskisi gene bir Mülkiyeli olan torunu Prof. Cem Alpar tarafindan yayinlatildi.
—Bunlari bana neden anlatiyorsun Recep Agabey?
—Hiç… Bir baska Mülkiyeli “fikir adaminin drami”nin yasandigi su günlerde, eskiden fikir adamlari nasil mücadele edermis, belki ilgilenen olur diye, kaynak göstermek istedim.
—Agabey, anladim… Sen, “Mülkiyeli fikir adaminin drami” derken, Maliye eski Bakani Mülkiyeli Vural Arikan’-dan söz ediyorsun… “Eskiya Vural’dan…” —Niyazi, devlet adamina öyle hitap edilir mi?
—Ben etmiyorum agabey. Vural bey, Mülkiyeli sira arkadasi Altan Öymen’e mülakat veriyor. “Yigit lâkabi ile anilir. Bana Eskiya Vural” derler diyor…
—Bu yigitlik nereden çikti?
—Agabey, azlinden sonra gazetelerde pehlivan tefrikasi gibi yayinlanan hikayeleri okumadin mi? Vural bey, yigit olmayacak da kim yigit olacak? 29 Ekim 1984 günü Hürriyet gazetesinde açikliyor: “…Bundan sonra herseyi yazacagim, ilk yazimin basligi ‘Maliye Bakanligi kaldirilamaz’ olacak… Maliye Bakanligi ile hazineyi ayirdilar. Maliyenin hiçbir fonksiyonu kalmadi…”
—Niyazi, senin Vural agabeyin, 10 aydir o begenmedigi bölünmüs ve yetkisi alinmis binada bakanlik yapmiyor mu idi. Makale yazacagina, basbakanina, hükümetine durumu anlatsa idi ya…
—Vural agabeyim sosyal adaletten de yana… Bak neler diyor: Disariya el, avuç açmayalim. Adil bir vergi sistemi ile iç kaynak üzerine bir ekonomi sistemi kuralim…”
—Deli etme beni Niyazi… Vural agabeyin 10 aylik bakanlik süresinde bunlari düsündü, tasarilari hazirladi da bizim haberimiz olmadi mi yoksa?..
—Recep agabey, mesele bu fikirleri üretmek… Dahasi var!.. Bazi seylerde, özellikle halkin zorunlu ihtiyaç maddelerinde sübvansiyon yapalim. Kur politikasini yeniden düsünelim. Disariya bagli olunca dolarin yükselmesi bizi perisan ediyor… Bunlari grupta söyleyecegim, diyor…
—Niyazi, Vural agabeyin bunlari grupta simdi söyleyecegine, geçen on ayda söylese idi ve hatta bu fikirleri dogrultusunda icraat yapsa idi ya…
—Belki dUsündü de, IMF’den çekindigi için…
—Yok canim Vural agabeyin IMF’ye de karsi imis. Bereket azledildigi gerçegi ögrendik. Yoksa, bu önemli gerçek de-
mis: Disa bagimli olmaya karsiyim. Bana IMF niye gelmez biliyor musunuz? Daha bakanligimin basinda geldiler. Biraz tartistik. Ben size hesap vermem dedim. Gönderdim onlari. Bir daha gelmediler…
—Gördün mu agabeyimin kahramanliklarini… Yalniz anlayamadigim noktalar çok… Mesela diyor ki, “Fakire sübvansiyon vermiyorsun, hayali ihracat yapana müsamaha gösteriyorsun… Söyletmesinler simdi beni…”
—Niyazi, fakire, sübvansiyonu kisan da Maliye Bakanligi, hayali ihracata kaynak ayiran da Maliye Bakanligi.
—Olsun… Vural agabeyim herseyi açik ve veciz ortaya koyuyor ya..
—Nerede herseyi açik ve veciz ortaya koymus? Meclis kürsüsünde mi, yoksa Parti Grubu’nda mi?
—Yok agabey, gazeteci Yavuz Gökmen’in anlattigina göre, istanbul’da Galatasaray’da bir içkili lokanta’da… Garsona “servisi biraz erteleyin deyip…” anlatmaya baslamis..
—Herhalde Vural agabeyin, (hukuk anlayisi devlet felsefesi, kafa yapisi, ekonomik ve hatta politika görüsü) hükümetin diger üyeleriyle çelisti ki, adamcagiz, bu kadar sinirli… .
—Iste bu konuda biraz süphem var agabey. Baksana Vural agabeyim neler söylüyor: “Özal’in çevresindeki o birkaç kisi olmasaydi uyum saglardim. Gümrüklerle ilgili soru önergesini Mesut Yilmaz yerine benim cevaplamam istense idi, bu çikisi yapmazdim… Bakanligimin devir-teslim töreninden önce arabami altimdan aldilar. Bana o kadar agir geldi ki, aradim buldum…”
—Anlasiliyor Niyazi… Vural agabeyin sinirlenmese idi adil vergi sistemi, saglam kur politikasi gibi konular hatirina gelmeyecekti… Demek ki, Türkiye’de devlet adamlarinin ülke sorunlarini düsünmeleri için arada sirada sinirlenmeleri sart.
— Niyazi, 1980 yilindan bu yana, “istikrar programi” uygulaniyor.
— Recep Agabey, istikrar programi sadece ücrete mi uygulanir.
— Ücretler kontrol edilmez ise, enflasyon daha da artar…
— 1980 yilindan bu yana ücretler kontrol ediliyor, enflasyon niye artiyor?
— Canim tabii ki baska sebeplen de var…
— O zaman ücretleri de enflasyon seviyesinde tutsunlar.
— Deli misin? O zaman herseyin fiyati artar.
— Recep Agabey, sen benimle alay m; ediyorsun? Istanbul Sanayi Odasi’nin 500 Büyük Firma Anketi’ne göre, özel isyerlerinde, maliyette ücretin payi yüzde 10 oraninda. Ücretler bu kadar sinirlandirildigi halde, buzdolabi, televizyon, otomobil fiyatlari ayda bir yüzde 3-5 neden zam görüyor?
— Tabii zam görecek. Enflasyon var. Mallar reel degerlerinin altinda mi satilsin?
— Recep Agabey, eger herseyin reel degerini korumak nart ise, neden emegin reel degeri korunmuyor?
— Sen bugün bayagi tehlikeli konulara giriyorsun. Ne demek istiyorsun yani?
— Recep Agabey, tehlikeli konu olur mu? Derdim su; birakalim prodüktivite artisini. Gelirlerdeki iyilestirmeyi. Herkesin ücreti enflasyonun altinda korunsun, Reel ücretler gerilemesin ye-ter.
— Sart midir?
— Tasarruf sahiplerinin paralarina verilecek faiz tespit edilirken, enflasyon oraninin üzerinde bir seyler ödemek sart oluyor da, ücrete gelince bu sart neden unutuluyor?
— Bak sana anlatayim Niyazi: Eger tasarruf sahiplerine enflasyonun üzerinde faiz vermezsen, paralarini bankaya yatirmaklar. Sana enflasyonun üzerinde ücret vermezlerse sen ne yaparsin?
— Estagfurullah agabey.. Bir sey yapmak haddimize mi düsmüs. Allah, devlete, millete ve de Turgut Agabeyime zeval vermesin diye dua ederim. Ben zaten sohbet olsun diye iki laf cimeye kalktim. Yoksa Halit Agabeyimin himmetiyle, isçi çikarmanin serbest birakildigi bu günlerde ücret tartismasina girmek bizim ne haddimize…
Senaryo: Ali Riza KARDÜZ Kamera: Ibrahim TAPA^

 

Sende yorum yap