Ben neden aday olmayayım?

, , Sende yorum yap

ADAY olmaya karar verdim. Ben de olacagim… —Aday olmak birsey degil ki… Önemli olan seçim.
—Bos yer Agabey. Akilli biçimde aday olursan, “milletvekilligi garanti”.
—Ya seçim?
—Seçim formalite Agabey. Referandum oylamasi, ondan önceki oylamalar ortada. Turgut Agabeyin yeni seçim sistemi belli. Her partinin hangi seçim bölgesinden kaç milletvekili çikarabilecegini herkes biliyor.
—O zaman yeni bir seçime ne gerek var?
—Olur mu Agabey?.. Türkiye’de demokrasinin oldugunu nasil ispat edecegiz. Saf ve bakir Anadolu çocuklari, sandik basinda siraya girecek… Televizyon basinda oy sayilarini izleyecek. Türkiye’de demokrasi olduguna inanacak…
—Sen seçim olmadan mebusluk garanti demek mi istiyorsun?
—Tabii Agabeycigim. Tabii ama bir sartla.. Üç parti baskanindan biri beni tutarsa garanti..
—Senin gönlün hangi partide?
—Bu is gönül meselesi degil, mebusluk meselesi Agabey. Hangi parti beni mebus yapabilecek siradan aday gösterecek ise o partiye basvuracagim.
—Ama kardesim, biri sagda, biri solda, biri ortada… Sen kimden yanasin?
—Bosver agabey. Sen benimli dalga mi geçiyorsun. Hangi partinin digerinden farkli politikasi var? Hepsi ayni seyi söylüyor. Soldaki parti sagcidan daha fazla özel tesebbüscü. Sagdaki parti solcudan daha fazla devletçi. Hepsinin demokrasi anlayisi “ala-turka”… Ha o, ha öbürü.. Mühim olan ben mebus çikayim…
—Hangi seçim bölgesinden?
—O da önemli degil.
—Nasil olur? Aday bir seçim bölgesinin “adami olacak”. Veya bir seçim “bölgesinde taninacak”. O seçim bölgesinin insanlari, “hah… Iste bu, bizim dertlerimizi en iyi bilen adam. Bu bizi mecliste temsil edebilir” diyecekler ve oylarini verecekler…
—O eskidendi. Bugün dünden farkli bir gün. Anka-ra’daki parti baskanlari adaylari belirleyecek, siralayacak. Sonra halkimiza “seçin bunlari” diyecek… Bir bakmissin Adanali Edirne’den mebus çikmis. Trabzon’lu, Izmir’den…
—O seçim bölgesinin sorunlari, o seçmenlerin Mecliste temsili?.
—Parti baskanlarimiz, ülkenin, yörelerin, halkin ve de cümle fertlerin her türlü dertlerine bizzat vakiftirlar. Dertlerin çözümü kafalarindadir. Ne yapacaklarini, nasil yapacaklarini bizzat bilirler ve de bizzat yaparlar…
—Iyi de o zaman sen neden aday oluyorsun? Milletvekili seçilince ne yapacaksin?
—Parti baskaninin gözüne girip danismani olacagim. Nereye giderse beni yaninda gezdirecek. Gazeteciler beni taniyacak. Onlara hergün haber sizdiracagim. Onlar beni meshur edecek.. Arada sirada yurt disi geziler. Avrupa Konseyi, AET falan filan…
—Ya Meclis müzakereleri. Kanun tasarilari, Meclis denetimi… Sen Meclis kürsüsünden konusabilir misin? Herhangi bir konuda kanun tasarisi hazirlayabilir misin?
—Evelallah TV kameralari karsisinda elimizdeki kagida bakip yemin isini becerdik mi, gerisini bos ver… Bir daha kürsüye neye çikayim? Kavgaya karisacak isek, kürsüye çikmadan da bu isi yapariz. Kanun isine gelince… Senin degisikliklerden haberin yok. Artik hükümetler memleketi kanun ile degil kararname ile idare ediyor. Meclis’ten illâ da bir kanun geçmesi gerekirse, onu da hükümetin basi hazirliyor. Mebuslari el kaldiriyor tamam…
—Sen her isi halletmisin. Yapacak bir sey kalmamis.
—Yapacak bir sey kalmamis olur mu? Simdi bakacagim. Hangi partinin adaylik aidati daha ucuz ise ona gidecegim. Sonra baskana sözü geçen birini bulacagim. Seçimi garanti bir siraya da ismimi koydurabilir-sem… Iste ondan sonra yapacak bir sey kalmaz. Bu arada askeri mars çalismaz ise dört yil gel keyfim gel…
Ali Riza Kardüz^

 

Sende yorum yap