Acaba 1986 yılında ekonominin durumu…

, , Sende yorum yap

Yeni bir yil baslarken, herkes önüne gelene so-rar: “Kardesim, dolar ne olacak dersiniz? Üs-tadim, önümüzdeki yil için ne buyurulur? Önümüz-deki yil acaba döviz sikintisi çekilir mi? Ufak bir not hazirlasaniz da… Yaz iki satir bir makale de, okuya-lim bakalim!..”
Dikkat ediyorum, insanlar hep gelecegi merak edi-yorlar… Bugünü soran yok… Meshur sarkida oldu-gu gibi acaba “Ümit Gene Kaldi Bir Baska Bahara’ da, ondan mi nedir?
Her ne ise, benim yazmak istedigim sey bambaska…
Iste, ben Avrupa’da iken, Türkiye’yi çok iyi bilen, Isviçre uyruklu fakat aslen Trakyali bir Rum dostumuz ilginç bir hikaye anlatti.
Efendim, Karanjoulis isimli bu dost, herhalde bir mesajlar vermek istiyor ama… Ben pek anlayamadim..
Hikaye söyle:
Memleketin birinde, ortaokula yeni baslayan cin gibi bir erkek çocugu aksam ders çalisirken, babasi yanina yaklasmis. “-Eee söyle bakalim oglum.. Neler ögreniyorsun okulda?” diye sormus. Çocuk, “— Babacigim demis, yeni yeni dersler var. “Yurttaslik Bilgisi” diye bir elerse basladilar. Millet, hükümet, iktidar, istikbal gibi ilk defa duydugum bir sürü yeni kelime… Onun disinda isler iyi…” Babasi hemen bilgiçlik taslamis… “—Aman oglum… Böyle güçlüklerin olursa bana danis. Ben sana, senin anlayacagin sekilde açiklarim. Bak, bu yurttaslik bilgisi dersini sana kolay hale getireyim de gör… Simdi bizim evi bir ülke farzet. Bir ülkenin esas gücü millettir. Amaç, milleti mesut ve müreffeh kilmaktir. Millet hükümetini seçer. Oyu ile destekler. Hükümet de millet için çalisir. Bizim evde ise annen “Millet’dir. Ben baba olarak “Hükümet”im. Bu ülkenin “istikbali” de senin bir yasindaki kardesindir. Evdeki yardimci kiz, “isçi kardesimiz”dir. Ücretlileri temsil eder…”
Bu anlatim çocugun çok hosuna gitmis… “— Tesekkür ederim babacigim… Simdi daha iyi anladim” demis. Derslerini tamamlamis ve yatagina uzanip yatmis.
Gece yarisi, yan odada alti aylik kardesinin aglama sesiyle uyanmis. Bakmis evde hareket yok, mec-
buren kardesinin karyolasina kadar gitmis. Isigi yakmis ki, küçük kardesi donunu kirletmis. Pislik disarilara kadar tasmis. Örtüler berbat… Yapacak bir sey yok. Gideyim de yardimci kizi uyandirayim demis. Yardimci kizin odasina girdiginde ne görsün: Babasi kizi altina almis. Eziyor… Çaresiz, annesinin odasina yönelmis…
“—Anne anne, diye bagirmaya baslamis.. Sonra birden babasinin yurttaslik bilgisi dersi aklina gelmis. Hitap tarzini degistirmis.. Hey millet… Millet, uyan su derin uykudan… Hükümet, isçi kardesimizi, ücretlileri altina almis eziyor… Istikbal agzina kadar pislige bulanmis… Sen horul horul uyuyorsun…”
Durup dururken bu hikayeyi bana niye anlattilar dersiniz?
Aman, o kadar düsünmeye gerek yar mi?… Iyi ki anlattilar… 1985 yili hakkinda ne düsünüyorsunuz diye bana soru soruldugunda, “Zülfi-yara dokunacak bir laf etmemek için…” bu hikayeyi anlatiyor, onu-bunu kizdiracak, hele hükümetteki dostlarimizi gücendirecek bir laf söyleme tehlikesinden böylece kurtulmus oluyorum.
Hakli degil miyim?
ALI RIZA KARDÜZ^

 

Sende yorum yap