Gazetecilerin buluşma yeri

, , Sende yorum yap

Yakup, İstanbul’daki birçok gazetecinin devamlı gittiği, dostlarıyla bir arada olduğu bir meyhanedir. Her akşam burayı dolduranların yarısı, bazı akşamlar yarısından çoğu kadın müşterilerdir

Okay Gönensin öldü. Yakup’taki masası boş kalacak. Sigara yasağı başlamadan Gönensin’in salonda dostlarıyla paylaştığı bir yuvarlak masası vardı. Sigara yasağından sonra masa, kapının önündeki balkona taşındı. Okay Gönensin Yakup’a haftada iki veya üç defa uğrardı. Ama gelsin gelmesin masası hazır olurdu. O masa Gönensin’in masası idi. Geldiğinde masa dostlarının katılmasıyla büyürdü.
Kerem Çalışkan, Okay Gönensin’in masasını şöyle anlatıyor: “Yakup’taki Okay’ın masası onun gerçek makam koltuğuydu. Böyle bir makam her faniye nasip olmaz. Bir tür ‘şeyh postu’ gibi bir şeydi. Son medya şeyhinin son postu. O koltuk, Okay’ın gerçek mesaisini gecenin geç saatlerine kadar sürdürdüğü çok önemli bir işleve sahipti. Okay o masadan istihbarat toplar, ülkedeki son siyasi, edebi, kültürel gelişmeleri izler ve bu gelişmelere bir anlamda yön verirdi.”
Okay Gönensin kardeşimiz, dostumuzdu. Özlediğimizde karı-koca Yakup’ta sohbet ederdik. Aslında Yakup, İstanbul’daki birçok gazetecinin, dostlarıyla bir arada olduğu bir meyhaneydi ama Yakup için Gönensin farklı bir müşteriydi.

Yakup’tan Yakup 2’ye
Gönensin her gece evden çıkmaz ama çıktığında da sadece Yakup’a giderdi. Ölümüne kadar Yakup, ölümünden sonra oğlu Yıldıray Arslan için de dükkanın baş müşterisi olmaya devam etmişti.
Asmalımescit’te amcası Refik’in meyhanesinde işe başlayan Yakup Arslanoğlu, 1977’de Sofyalı Sokak’ta küçük bir dükkan kiralayarak Yakup adı ile kendi yerini açmıştı.
Milliyet’te yayımlanan bir yazıda bu küçük dükkanın yazarların, çizerlerin, özellikle de İkinci Yeni’nin ikinci evi haline geldiğini; Edip Cansever, Cemal Süreya, Tomris ve Turgut Uyar, Özdemir Asaf’ın devamlı buluştukları bir yer
olduğu hatırlatılmıştı. 1982’de, o küçük dükkan yetmemeye başlayınca Yakup, Asmalımescit’teki bugünkü yerini açtı. İsmini de Yakup 2 koydu.
Nasıl Yakup 1 yazan, çizen, okuyan, söyleyenlerin ama en çok da edebiyatçıların mekanı ise; Yakup 2 de en çok gazetecilerin mekanı oldu. Yakup 2, kimine göre “entel meyhanesi”, kimine göre “İstanbul’un eski Rum meyhanelerinin benzeri”, kimine göre “içkili lokanta”dır.
Yakup 2’nin kocaman bir salonu var. Duvarları yerden tavana kadar eski tiyatro, konser, sergi afişleri, gazetelerden, dergilerden kesilmiş ve camlanmış yazılar, resimlerle kaplı. Her akşam Yakup 2’yi dolduranların yarısı, bazı akşamlar yarısından çoğu kadın müşterilerdir. Kadın kadına gelenler de var, kadınlı erkekli gelenler de vardır. Yakup 2’nin müşterilerinin çoğu da buranın “devamlı müşterileri”dir. Onlar için Yakup 2 bir kulüp niteliğindedir.

Meyhane buluşmaları
Yakup 2’nin özelliği, patron Yakup Arslan’ın her zaman işinin başında olması, elindeki tesbihini sallayarak, her masa ile, her müşteri ile ilgilenmesiydi. 2013’te Yakup’un ölümünden sonra oğlu Yıldıray Arslan, Yakup 2 geleneğini sürdürüyor. Ben İstanbul’un kahve dönemini yaşayamadım.1980’lerden bu yana meyhane buluşmalarına katılma şansım oluyor. Bebek Oteli’nin barında her salı günü Yılmaz Çetiner, Feyyaz Tokar, Mehmet Barlas ve Hasan Pulur ile bir araya gelirdik. Masamıza arada sırada Vehbi Koç ve Vitali Hakko da katılır olmuştu. Aynı grup perşembeleri öğle yemeğinde Park Şamdan’da bir araya gelmeye başladık. Ama Park Şamdan faslı kısa sürdü. Salı toplantılarına katılanlar öldükçe, grup küçüldü. Salı toplantıları bitti.
Salı toplantıları Bebek’te bitti ama bu defa Beşiktaş’ta Balıkçılar Çarşısı’nda daha farklı bir dost çevresi ve farklı sohbetle başladı. Cahit Kayra, Müntekim Ökmen, Hasan Pulur, Hilmi Yavuz, Hasan Mani, Orhan Duru, Murat Katoğlu, Demir Özlü’nün her çarşamba öğle buluşmalarına katılma şansım oldu. İlber Ortaylı’nın da zaman zaman katıldığı buluşmalar, kadro küçülünce, Moda’ya taşındı. Şimdilerde çarşamba toplantıları Koço’da devam ediyor. Kadroya Tarihçi Kitabevi sahibi  Necip Azakoğlu ve Ahmet Yücekök de katılıyor.

Müşterileriyle ünlü mekanlar

İstanbul’da yazar çizer takımının devamlı gittikleri, müşterileri ile ünlenen mekanlar vardır. Bu mekanları, bu devamlı müşterileri canlı tutar. Beyazıt Camii yakınındaki Küllük, edebiyatçıların kahvesi olarak ünlenmişti. Baylan 1950 kuşağının; Attila İlhan, Demir Özlü, Ferit Edgü, Yüksel Aslan’ın buluştukları mekandı.
A Dergisi’nin yakınındaki Yenikapı Kahvesi, Doğan Hızlan ve Onat Kutlar grubunun mekanı olmuştu. 1960’larda Nusret Baban’ın Taksim’de açtığı Cafe Bulvar öne çıktı. Taksim’de Marmara Oteli Kahvesi edebiyatçıların buluştuğu bir kahve haline gelirken patlayan bomba ile Onat Kutlar’ın ölümü sonrası, kahve şekil değiştirdi.
Yazar çizer takımının bir araya geldikleri bir başka meyhane de
bir zamanlar Balıkpazarı’ndaki Lefter’in Yeri idi.

 

Sende yorum yap