Eskişehir’de sanayi ve eğitim mucizesi

, , Sende yorum yap

Eskişehir’de organize sanayi bölgesi ekonomiyi hızla büyütürken, gözüyle görmeyenin büyüklüğünü tahmin edemeyeceği eğitim tesisleri kenti bir üniversite şehri haline getirdi.
İstanbul-Bağdat demiryolu inşa edilirken, lokomotif ve vagonların tamiri için Eskişehir’de 1894 yılında “Anadolu Osmanlı Kumpanyası” adıyla küçük bir atölye kuruldu. Bu atölye Cumhuriyet döneminde büyüdü. Sanayi için okul oldu. 1958 yılında burada ilk lokomotif, 1968 yılında motor üretildi. 1971 yılında dizel ve elektrikli ana hat lokomotifi üretimine başlandı.

1926 yılında kurulan ve halen Hava İkmal Bakım Merkezi olarak faaliyetini sürdüren “Tayyare Bakım Atölyesi” ile 1933 yılında kurulan Eskişehir Şeker Fabrikası da Eskişehir’de sanayinin hızlı büyümesinin dinamikleridir. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde devletin kurduğu fabrikalar sadece üretimle ekonomiye katkıda bulunmadı. Bu fabrikalar sosyal tesisleriyle, çalışanlarının sosyal yaşamlarıyla da şehirlerde sosyal hayatın gelişmesine katkıda bulundu.

Bu fabrikalarda yetişen çıraklar, ustalar, mühendisler, fabrikalardan ayrılarak özel sektörde faaliyet göstermeye başlayınca özel sektörün gelişmesinin yolunu açtı.

Hızlı sanayileşti

Sanayi Odası Başkanlığı’na Mümtaz Zeytinoğlu isimli idealist bir genç sanayici seçildi. Yanına Yılmaz Çakır isimli bir iktisatçıyı genel sekreter olarak aldı ve Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulusunu sağladı. Eskişehir’de sanayileşme hareketinin öncülüğünü yaptı. Bir trafik kazasında genç yaşta ölen Mümtaz Zeytinoğlu’nun meşalesini kardeşi Yavuz Zeytinoğlu söndürme gayretine girdi.

Sanayi gelişirken Eskişehir’de bir başka hareket başladı. Prof. Dr. Orhan Oğuz, Eskişehir İktisadi Ticari İlimler Akademi’sini kurdu, etrafına genç ve Eskişehir’i seven bir öğretim üyesi kadrosu topladı, onları yurt dışında yetiştirdi. Orhan Oğuz’dan meşaleyi alan bir başka genç öğretim üyesi Prof. Dr. Yilmaz Büyükerşen, Eskişehir’de, kimsenin gözleriyle görmeden büyüklüğünü tahmin edemeyecekleri eğitim tesisleri geliştirdi. Anadolu Üniversitesi’ni kurdu. Açık Öğretim Sistemi ile yurt içinde ve yurt dışında üniversiteye devam imkânları olmayanlara eğitim imkânı sundu.

Eskişehir’de sanayileşme ve eğitim, birlikte gelişmeye başladı.

Bugün Eskişehir, üniversite ve sanayi şehri. Savunma sanayii hızla gelişiyor. Koç’un, Eczacıbaşı’nın Şişe Cam’ın Caner Grubu’nun, Pınar’ın önemli tesisleri var. Yerli yatırımcılardan Sarar, Kanatlı ve Kılıçoğlu grupları yatırımlarını büyüttü. Bu tesisler ve Zeytinoğlu’nun döküm tesisi ihracata çalışıyor: Koç’un beyaz eşya ve kamyon fabrikası önemli tesisler. Türkiye’de üretilen toplam beyaz eşyanın büyük bölümü, bisküvinin, seramik duvar ve yer kaplama malzemelerinin, kiremit ve tuğlanın üçte biri Eskişehir’de üretiliyor.

Yılmaz Büyükerşen’in katkısı büyük

Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, rektörlükten ayrıldıktan sonra halkın büyük oy desteğiyle Belediye Başkanı oldu. Eğitim konusundaki faaliyetlerine, şehircilik konusundaki becerisini ekledi. Eskişehir, (Eskişehirlilerin anlatımıyla) “Çöldü. Yemyeşil bir vadi oldu.”

Vehbi Koç Vakfı tarafından, insanların yaşam kalitesinin artırılmasına katkıda bulunan kişi ve kurumları teşvik etmek amacıyla her yıl kültür, eğitim ve sağlık alanlarından birine verilen Vehbi Koç Ödülü, bu yıl eğitim alanındaki katkılarıyla Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’e verildi.

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, “Eğitim, Vehbi Koç Vakfı için her zaman ‘eşitler arasında birinci’ faaliyet alanı oldu. Yürüttüğümüz eğitim projelerinde, ‘hür nesiller’ yetiştirmek için elimizden gelen gayreti göstermeye çalışıyoruz” diyor.

Eğitimin yalnızca eğitim kurumlarına ait olmadığını belirten Prof. Dr. Büyükerşen, belediye başkanı olarak müzelerin, sanat kurumlarının, belediye merkezleri tarafından da desteklenmesi gerektiğini savunuyor.

Genelde eğitime yaptığı katkıları, özelde eğitim ve sanayin imkânlarını kullanarak Eskişehir’i çağdaş bir yaşam bölgesi haline getirdiği için Prof. Yılmaz Büyükerşen ödülü hak etti. Tebrikler.

 

Sende yorum yap