Zorunlu tasarrufların hak sahiplerine iadesi imkânsız

, , Sende yorum yap

Zorunlu tasarruf sahiplerinin devletten gerçek alacagi 500 trilyon liranin üzerindedir. Ama devletin çikardigi hesaba kimsenin itiraz hakki yok. Devlet temmuz ayi sonu itibariyle 428 trilyon liralik bir hesap çikardigina göre, bu rakam mecburen alacaga esas olacak.
Ancak. Gerçekçi olalim: Devlet bu parayi bir yilda ödeyemez. Iki yilda ödeyemez. Dört yilda ödeyemez. Çünkü devletin parasi yok.
* * *
Yanlis olan “zorunlu tasarruf” gibi “aldatmacali” haraç toplama uygulamalarindan kaçinmaktir. Haraç toplama uygulamalarinin sorumlulugu toplanan haraci ödeyemeyenlerde degil, bu haraç uygulamasini baslatanlardadir.
Ne yazik ki, bizim ülkede her sey unutulur. Sorumlular ortalikta dolanir. Bugüne kadar kimse:
– Tasarruf bonosunu kimilerin icat ettigini hatirlamiyor. Tasami bonosu sonunda yenilen kaziklar unutuluyor.
– Süper emeklilik ödenegi adi. altinda haraç toplama isini kimin baslattigi unutuldu. Toplanan haraçlarin ne oldugunu kimse sormuyor. Süper emeklilik vaadine kapilip, varini yokunu toplu ödemeye dönüstürenlerin bugün enflasyon karsisinda eriyen tek bir maasla nasil yasadiklarini kimse bilmiyor.
– Konut edindirme yardimi adi ile toplanan paralar eriyip gitti.
***
Simdi geldik zorunlu tasarruf masalinin sonuna:
– Zorunlu tasarruf yasasi l Nisan 1988 yilinda yürürlüge girdi. Kim hatirliyor ki, bu sistemi icat eden, basimiza bela eden kim?
– 16 Ocak 1994 tarihine kadar (çalisandan yüzde 4, isverenden yüzde 6 olmak üzere) her çalisanin bordrosundan yüzde 10 kesinti yapildi.
Bu ne demektir? Çalisana yüzde 10 ek vergi yükü getirmek demektir.
– 16 Ocak 1994 tarihinden sonra toplam kesinti yüzde 5’e düsürüldü.
– Yaklasik 3 milyon çalisanin bordrolarindan bu kesintiler 8 yildir yapiliyor. Zorunlu tasarruf 10 kisiden az isçi çalistiran isyerlerinde uygulanmadigi için sisteme ancak 3 milyon kisi dahil olabildi. 2
milyon kisi zaman zaman sisteme girip çikti.
* * *
– Yapilan kesintilerin ana parasinin (8 yildaki enflasyon dikkate alinmadan, cari yilin kesinti rakamlariyla üst üste) 130 trilyon liraya ulastigi açiklaniyor.
– Tansu Çiller Hanim’in “kendi parasi için yaptigi nema hesabi ile”, Erbakan Hoca’mizin kendi varligini degerlendirme usulü ile bu ana para degerlendirilse idi, 1.000 trilyon liraya ulasmasi gerekirdi.
– Açiklamalara göre temmuz ayi sonunda anapara ve faiz ile birlikte ton 428 trilyon liraya ulasti.
– Bu para 3 milyon çalisana dagitilsa, ortalama olarak çalisan basina 150 milyon lira para düsecek.
Ama bu para dagitilamayacak.
* * *
Devlet ciddiyeti diye bir sey vardir. Devlet geçmis
uygulamalari dikkate alip, ödenemeyecek taahhüt-
ler altina baslangiçta giriniz. Yillar sonra bu taah-
hütler birikip, birikip birinin basini yakar. Birinin
basini yakmaz da devletin itibarini yok eder.
Zorunlu tasarrufun nemasinin düsük kalmasinin, ödenememesinin sorumlusu bugünkü hükümetler degildir.
Finansman açigi ile karsilastiginda zorunlu tasarruf gibi gerçekçi olmayan sistemler koyacak yerde, dogru dürüst vergi uygulamasi baslatamayanlar sorumludur.
* * *
Zorunlu tasarruf konusundaki tartismalarda isçi sendikalarinin isçiden yana tavir koymalarindan, bu isin hesabini sormalarindan dogal bir sey olamaz. Su anda Çalisma Bakanligi koltugunda eski Hak-Is Baskani’nin oturmasi nedeniyle Çalisma Bakani’nin her sözü dikkatle izleniyor. Fakat Çalisma Bakani (ne yazik ki) sözlerine dikkat etmiyor.
Bu konuda bir yorumda bulunmadan Milliyet Ga-zetesi’nden iki alinti yapacagim:
1) 15 Agustos 1996 Milliyet Ekonomi’de “Iki Canli, Iki Metamorfoz” (Metamorfoz/Baskalasim: Biyolojide bir canlinin dogumundan ya da yumurtadan çiktiktan sonra eriskin evresine gelinceye kadar geçirdigi köklü yapisal ya da biçimsel degisiklik) baslikli resmi/çizimli haberde sunlar yazili idi:
Sendikaci Çelik
• “Sendikalar demokrasinin vazgeçilmez kuruluslaridir. Sendikal özgürlükler kisitlanamaz.”
Milletvekili Çelik
• “Zorunlu tasarruf anayasaya aykiri anapara, nemasiyla birlikte defaten ödenmeli.”
Bakan Çelik
• “Emekliler, sendika olarak örgütlenemez. Nema ödemesi için bir takvim yapilmali”
Yumurta
• Armut seklindedir. Rengi, büyüklügü farklidir, hareket edemez.
Tirtil
• Yaprak yer, 4-5 kez deri degistirir. Çok hizli büyür hareket edebilir.
Kelebek
• Artik kanatlanmistir ve çok farklidir. Ne kadar yasayacagi bilinemez.
2) 27 Agustos 1996 Milliyet Ekonomi’de “Çelik agzini bozdu” baslikli Gaziantep kaynakli Kemal Bagci’nin haberi söyle idi:
SSK toplantisina katilmak isteyen emekli sendikasini “sendika hüviyetinde olmadiklari” için içisleri Bakanligi’na ihbar eden Çalisma Bakani Necati Çelik, Kilis’teki parti il kongresinde yaptigi “argo” konusmayla dikkatleri üzerine çekti.
Çelik, Türkiye’nin 30 yildir hirsizlarin pervasizlarin ve düzenbazlarin elinde oyuncak oldugunu savundu, “Kaçan ipin ucunu pustlarin elinden alacagiz” dedi.
Ayrica asgari ücret son 20 yilda verilenin üzerine çikardiklarini, memur ve isçiyi memnun ettiklerini, zorunlu tasarrufu kaldirarak, isçinin, memurun gelirini yüzde 2 daha artiracaklarini da belirtti.
Öte yandan Necati Çelik 3 milyon çalisanin ortalama 150’ser milyon liralik zorunlu tasarruf parasinin geri verilmesi konusunda “Hazine’de
para yok” açiklamasinda bulundu.
* * *
Sayin okuyucularim bakanlik koltuguna her oturan gelmis geçmis en iyi bakanin kendisi olduguna inaniyor. Kendinden öncekileri kötülüyor. Bu böyle sürüp gidiyor.
Çalisma Bakanligi’na 10 yilda 13 bakanin gelip gittigi unutuluyor.

 

Sende yorum yap