YANLIŞ BACAK

, , Sende yorum yap

1981 yilinin eylül ayinda Washington’da Geor-getown Üniversitesi, Stratejik ve Uluslararasi Arastirmalar Merkezi tarafindan düzenlenen bir îoplan-
1da 24Ocak 1980 kararlarini, zamanin Basbakan Yardimcisi Turgut Özalve Maliye Bakani Kaya Erdem açiklamislardi. Türkiye’de eskiden görev yapmis Amerikalilar da toplantiya konusmac) olarak katilmisti.
Bu konusmacilardan biri Kennedy döneminde ClA’da uzun süre sorumluluk üstlendikten sonra Ankara’da büyükelçilik yapan Robert Korner idi. O toplantida Korner Türkiye’de iç politika, dis polftM’degistktiklerini 24 Ocak kararlariyla yapil-mak istenenler yorumladiktan sonra su hikâyeyi
“Adamcagizin biri kaza geçirmis. Iki ayagi da degisik yerlerinden kirilmis. Hastaneye kaldir-mislar. Bir süre sonra sag ayaginda morartilar baslamis. Kangren teshisi koymuslar. Ayak keslimiz ise, hasta için hayati tehlike oldugunu seçmisler. Adamcagiz ise ayagini kestirme-mekte, direniyormus. Kendisini zar-zor ikna etmisler ki, yasamasi için kangren ayagin kesilmesi zorunlu. Uzun bir ameliyat sonu hasta narkozun etkisinden kurtulup, gözlerini açtiginda bakmis ki, basucunda doktoru bekliyor… Hasta fisildayaraksormus, “Doktor kurtuldum mu?”, Doktor gülümseyerek cevaplamis, ‘Tamam… Tamâm,.. Kurtuldun… Ama sana bir kötü, bir de iyi haberim var… Hasta önce kurtuldugunu ögrendigi için sevismis. Bu heyecanla, ‘Aman doktor bey’ demis… ‘Önce iyi haberi söyle, sevineyim.. Sonra da kötüyü söylersin.’ Doktor, ciddi ciddi anlatmaya baslamis. ‘Iyi habsrim su ki, ayagindaki morarti kangren falan degilmis… Bu nedenle hayati tehlike yokmus.’ Adamcagiz sevinmis.’ Aman ne iyi, aman ne sansliymisim’ diyerek… Doktor devam etmis. ‘Kötü haberim ise su, maalesef biz yanlislikla senin sag ayagin yârine sol ayagini kesmisiz…”
Eski CIA yöneticilerinden, ABD’nin Ankara Bü-yükelçiligi’ni yapmis Korner, gibi bir ciddi adamin bu hikâyeyi neden anlattigini o günlerde pek anlayamamistim…
Aradan dört yil geçti, benim dinleyici olarak katildigim toplantinin konusmacilari, Türkiye’de bashekim yardimciligindan ve cerrahliktan, bashekimlige, bascerrahhga yükseldiler. Ekonomiyi teshis ve tedavide her türlü müdahalede tam yetkiye sahip oldular. Kesiyorlar, biçiyorlar… Kesmeleriyle, biçmeleriyle ilgili niyetlerini yorumlarini radyoda, televizyonda, gazetelere verdikleri beyanatlardan ögreniyoruz.
Ama su eski ClA’ci, benim içime bir süphe düsürdü. (… ne de olsa adamin görevi, insanin aklini karistirmak…) Acaba bizim ekonomi 24 Ocak’-tan önce gerçekten “hayati tehlike” içinde mi idi?
Biliyorum, hemen itiraz edeceksiniz.
“Bütün döviz ödemeleri tikanmisti. Ihracat düsmüstü. Borçlar birikmisti. Herseyde kuyruk vardi…” Ama, acaba bunlar “gerçekte bir kangren belirtisi mi?” idi Yoksa, “kirilan bacagin ortaya çikarttigi morarti mi?”
1979-1980 yillarinin bazi rakamlariyla bugünün bazi rakamlarini karsilastirmadan bu konuda yargiya varmak imkânsiz. Mesela, dis ticarette önemli olan ithalat ile ihracat rakamlari arasindaki fark, “dis ticaret açigi” rakamidir, ihracat artti ama, ithalat da artti. Sonuçta dis ticaret açigi rakami 1979-1980 yillarinkinden iyi degil. Mesela, dis borç ödemesinde tikaniklik baska sey dis borcun büyümesi baska sey, simdi döviz islemlerinde tikaniklik yok ama! Türkiye 1979-1980’lere göre giderek daha fazla dis borç yükü altina giriyor. Mesela, artik otomobil almak için, kamyon almak için kuyruk yok, karaborsa fiyat yok… Yok ama, o yillarda bir memur, bir isçi tasarruflariyla bir binek otomobili alabiliyordu. Bir yerli binek otomobili kidemli bir isçinin 12 aylik ücretine satiliyordu. Simdi ise ayni otomobil, ayni isçinin 25 aylik ücreti degerinde..
Eski bir CIA mensubundan ne beklenir? Kaç yil önce, “nifak tohumlarini benim kafama serpmis…” Simdi bu tohumlar filizlendikçe içim içimi yiyiyor… Acaba bizim bashekim, ekonominin yanlis bacagi ile mi ugrasiyor diye… Tevfik GÜNGÖR^

@

 

Sende yorum yap