VAN

, , Sende yorum yap

Faruk Suyun isimli “kitap mecnunu” bir arkadasimiz DÜNYA Gazetesi için KITAP Dergisi hazirliyor. Her ayin ilk cuma günü DÜNYA okuyucularina ücretsiz olarak verilen, tek basina gazete bayilerinde 6 bin liraya satilan bu dergi nefis bir dergi…
Her sayisinda Faruk Suyun’u kutlamak istiyorum.
***
KITAP Dergisi’nde “Mehmet Basaran”in “Tanyeri atanda Van’da” “Kirvem, hallacimiz aynen böyle yaz” basligi ile yazigi yazi benim ilgimi çekti.. Önce bu yazidan aktarmalar yapayim. Yazinin sonunda “benim de söyleyeceklerim var.”
***
Atatürk’ün en büyük özlemlerinden biri, Van Gölü kiyilarinda bir üniversitenin kurulmasidir; bilimin yol göstericiligiyle degistirilmelidir yöre gerçegi…
Yazinimizda ünlü ses ustamiz Ruhi Su ‘nun, bilim ve yazin adamimiz Aksit Göktürk’ün, Serafettin Turan’in dogum yeri olarak anilan Van, pek yansimamistir yazin ürünlerine, insanindan çok, kedisi taninan bir yerlesim yerimizdir.
Yasar Kemal’in Bu Diyar Bastan Basa adli gezi, ani ve röportajlardan olusan yapitinda yer alan “Dünyada Van…”baslikli yazi, genel özellikleriyle Van’i tanitir okurlara. Gölün 7.5 km. uzaginda. Van Kalesi dibinde kurulmus dogal güzelliklerine, varsilligina karsin, bakimsiz ve yoksul bir yerlesim yeridir.
Van denince, Van kedisi gelmektedir usa, o kediden söz açmadan edemez yazar:
“Bu kediler büyecek, sütbeyazdir. Yumuluverdiler mi bir pamuk yiginidir saniyorsunuz. Öylesine apak. Sonra bu kedilerin en büyük özellikleri gözlerinde.
Gözlerinden biri mavi, öteki saridir. Bazilarinin gözlerinde ise türlü türlü renkler bir aradaymis.”
Yazisinin baska bir bölümünde Van’da üniversite açilmasini düsler Yasar Kemal. Üniversitenin kurulacagi alani saptar. Dogu Anadolu’nun ve komsu ülkelerin tüm ögrencilerinin bu üniversitede toplandigini, yabanci ülkelerden ögretim üyelerinin geldigini düsler.
Düs güzeldir ama, bu düsün gerçeklesmesi için gerekli alt yapi yoktur… Yol, su, kanalizasyon, oturabilecek ev… “Ne kadar idealist olursa olsun, hangi ilim adamini oturtabilirsiniz burda? Bir gazete bile eline bir ayda geçerse…”
Ama Vanlilarin “Deniz” dedikleri gölün güzelligine, mavisine diyecek yoktur
“Dünyada hiçbir göl, hiçbir deniz, hiçbir su Van Gölü’nün maviliginde olamaz. Masmavi… Deli eden bir mavilik. Ne gökyüzünde vardir öyle mavi, ne de baska bir yerde. Bir tek mavi uyar bu maviye, Diyarbakir Ovasi’ndaki çiçeklerin mavisi. Birde, bir cami kirip kesitine bakin, iste o mavi…”
Daha sonra yöre yasaminin yansidigi olaylara da deginen yazar, köy evlerini söyle anlatir:
“Köye girdik. Bildigimizden de beter çikti. Gerçekten yer altinda evler. Evlerin duvarlari çok çok yerden bir metre yükseklikte. Topragi kuyu gibi kazip, yanlarina da kara çamurdan, tas örmüsler, örmüsler degil yigmislar. Sonra agaçlari dösemisler üzerine, agaçlarin üzerine de doldurmuslar topragi…”
Bu ortamda nasil yasar, nasil geçinir yöre insani?
***
Fikret Ürgüp’ün kitabina adini veren VAN adli öyküdeki olay da Van’da geçmektedir.
Trenle kente gelen bir yabancinin gözlemleriyle baslar öykü. Devlet Demiryollarinin bir vagonu içkievine dönüstürülmüstür. Içerdeki konusmalar, kent yasami üzerindedir:
‘ ‘Burada gece, gündüz, yaz ve kis birbirinin ayni. Kuru bir soguk topraklan çatlatmis, kas kati yapmis… tümsekler agaçsiz, tas mi, boya mi, çürümüs demir mi belli degil.”
Donmamak için hora teper, oyunlar oynar içenler. Kente gelen yabanci yitmistir, içerdekilerden biri söyle açiklar yitis nedenini: “O gezgin imansizin biriymis.” Sorusturmacilarin da akli bu açiklamaya yatar, gazetecinin “olay”in üstüne gitmesine kizarlar. Tam bu sirada yitenin ölmüs oldugu haberi gelir.
***
” Van Kapisi” adli siirinde yöre gerçeklerini dile getirir. Hayrettin Unur da:
Bir aganin kusbakisi resmini çizer köy çocugu
Gelin, türkü yakar askerdeki yarine
Trene bindi de savustu M’ola Van daglarina kavustu M’ola
Kan Kalesi, Toprak Kale ile Van eski bir Tanri
Artik bir geçit, afyonun gelip gittigi
Dogu sigarasi ve kitlama çay içilir kahvelerinde
***
Yörenin tarihini, dogal güzelliklerini tanitan bir yapiti var Abdullah Tekin’in.
Tarih boyunca, çesitli kavimlerin yerlesim yeri olmus Van. Kalintilar tarihsel zenginligi olusturuyor. Bu kalinti ve höyüklerden de söz ediyor yazar kitabinda. Sonra iran’a varis yollarini arastiriyor, yöredeki yönetimi simgeleyen, Van’da sık sık anlatilan bir öyküyü aktariyor:
“Bir gün zamanin Van Valisi, Taskiran Karakolu komiserine telefon eder:
– Alo, kimsiniz? Komiser cevap verir:
– Vanliyam, sanliyam, gilici ganliyam. Taskiran Karakolu komise-riyem. Altin disli Fatma’nin dostuyam. Sen kimsen?
– Ben Vali. Cevabini alinca bizim sevimli komiser
– Irrl.. Sen menden de bûyüksen Deyip telefonu kapatir. ”
***
Faruk Suyun’un hazirladigi her ayin ijk cuma günü DÜNYA okuyucularina ücretsiz dagitilan DÜNYA KITAP DERGISI’nde Van böyle anlatiliyor.
Ben Van’a geçen yil gitmistim…
Atatürk’ün özlemi gerçeklesmis. Van’da üniversite var. Van’da tüm alt yapi tamamlanmis. Yol su, elektrik, telefon gitmeyen köy kalmamis.
Yasar Kemal’in çok degil, yani zaman önce “olamiyacagini sandigi seyler olmus.”
Ortam, ekonomik sartlar degismis. Van “idealist olmayanlarin bile” yasayabilecegi bir çizgiye ulasmis…
***
Fakat bütün bunlar yetmiyor… “Van”da gidiyor!…
***
Geçen hafta beni çok üzen bir olaya sahit oldum. Van’li bir baba, oglu ve gelini ile bir hafta sonu “Van’a gidiyorlardi.” Uçak ile cuma günü gidip, pazar gönü döneceklerdi… Gelin ilk defa Van’i görecekti… “Oralar daha fazla karisacagi benziyor… Is isten geçmeden bir kere kocamin sehrini göreyim… Belki bundan sonra görme imkâni olmaz…” düsüncesiyle yola çikiyordu… Ama tereddüt içinde idiler… “Ya bir sey olursa?..”
Ben “-Ne olacak? Hiç bir sey olmaz… Gidiniz…” diye israr ettim… Gittiler… Fakat döndüklerini haber alincaya kadar “ne yalan söyleyeyim içimdeki endiseyi atamadim… Çünkü kendimi sorumluluk altinda hissediyordum…”
***
Sayin okuyucularim… Su Türkiye’deki degisimin hizina bakiniz… Hayalleri gerçeklestiriyoruz… Iyiliklerin zevkini alamadan, elimizdekileri kaçiriyoruz…
Bu isde bir yanlislik var ama, acaba neresinde?

 

Sende yorum yap