TV ekranlarında “bir gösterimlik tüketim”

, , Sende yorum yap

TV ekranlarında “bir gösterimlik tüketim”

Gani Müjde NTV’de tiyatro sa-
natçisi Haluk Bilginer ile söylesi
yapti. Haluk Bilginer’e sordu: ‘TV
için yapilan programlarin sayisinda
artis var. Bu tip programlar tiyatro
sanatçilari için imkan yaratmiyor
mu?”.Haluk Bilginer cevapladi: “IV
programlari parasal bakimdan im-
kan yaratiyor ama bir sanatçi için bir
gösterimlik programa verilen emege
yazik. Tiyatro, sinema daha uzun
sürede daha çok izleyiciye ulasma
imkani yaratiyor. Halbuki TV prog-
raminda bir gösterimde bütün
emekler tükeniyor. O gösterimi kaç
kisinin izledigi belli degil. Daha son-
ra izlemek isteyenin izlemesi müm-
kün degil.”
Haluk Bilginer’in TV programlari
için ortaya attigi bu “özel durum
acaba sadece tiyatro sanatçilari baki-
mindan mi önemli?
Yazarlar, fikir adamlari TV ekrani-
na çikiyor. Izleyenlere mesaj verme-
ye çalisiyor. Verilen bu mesajlar bir
anda ekrana yansidiktan sonra yok
oluyor. O anda ekrani izleyenler
eger dikkatli ise mesaji aliyor. O ka-
dar.
Halbuki yazarlar, fikir adamlari ve-
recekleri mesaji kitap halinde yayin-
ladiklarinda mesaj kalici oluyor.. Der-
gide ve hatta günlük gazetede bile
yayinlansa, kâgit üzerinde iz biraki-
yor. Isteyenin mesaji saklama; izle-
yemeyenin arayip bulma imkani
oluyor.
Bütün bunlara ragmen acaba tiyat-
ro sanatçilari, yazarlar, fikir adamlari
neden TV programlarina katiliyor?
Olayi bir genel boyutta bir de Tür-
kiye açisindan incelemekte yarar
var. Genel olarak dünyanin her kö-
sesinde TV ekrani önemli bir iletisim
kanali olarak kabul ediliyor. Bir gös-
terimde görüntünün, fikrin, görüsün
uçup gidecegi biline biline, ekrana
davet edilenler- ekrana çikmak için
kosuyor.
Türkiye’nin özel durumu, halkin
okuma yazma tembelligi…Gerçek
sanatçilarin, özgün fikirleri olan ya-
zarlarin, fikir adamlarinin halka ula-
sacak yol bulma zorluklari var.
Normal ortamlarda farkliliklari,
özellikleri nedeniyle sistemin kolun-
dan tutarak halkin önüne tasidigi sa-
natçilar, yazarlar, fikir adamlari Tür-
kiye’de “kendin pisir kendin ye” ba-
sitligi içinde halka ulasmak için çirpi-
niyor.
Haluk Bilginer, egitimi, yetenekle-
ri, birikimi ile Bati ülkelerinde arana-
cak, sahneye çikmasi için pesinden
kosulacak bir tiyatro sanatçisi.
Ama geliniz görünüz ki, Türkiye’de
halkin karsisina çikabilmek için, ken-
di tiyatrosunu kendi kuruyor. Her yil
oyun sergilemek için finansal imkan-
lar yaratmaya Çirpiniyor. Tiyatro
sahnesi aliyor. Ilan veriyor. Bütün
bunlardan sonra kendi oyununu
kendi hazirlayarak sahneye çikabili-
yor.
Türkiye’de sistem tikali olmasa, sa-
natçi sadece kendisine teklif edilen
rolleri degerlendirecek. Kontrat sart-
larini begenir ise, sahneye çikip oy-
nayacak: Sadece sanatini düsüne-
cek.
Haluk Bilginer, örnegini roman
yazarina, siyasetçiye, fikir adamina,
gazete yazarina ve baska meslek
mensuplarina uzatiniz.
Meslegini iyi yapani, farkli olani, il-
gi çekecek kisiyi bularak onun özel-
liklerini degerlendirecek sistem yok.
Iste bunun içindir ki, bir anda ha-
vaya uçup gidecegi biline biline sa-
natçilar yazarlar, fikir adamlari TV
programlarina katiliyor. TV ekranin-
dan bir defalik, bir anlik da olsa hal-
ka ulasabilmek önem tasiyor.

 

Sende yorum yap