TÜSİAD “ülkenin geleceği için” ağırlığını koyuyor

, , Sende yorum yap

Her türlü kisisel ve toplu ahlaksizliga, hirsizliga ve düzenbazliga göz yumma ilkesine dayali ittifaklar üzerine “alavere-dalavere” ile hükümet kurarak, halkin ve ülkenin kaynaklarina el koymak, halki ve ülkeyi soymak için çirpinan ve bütün bunlari parlamenter sistem içinde demokrasi mücadelesi olarak bize yutturmaya çalisan politikacilar yüzünden “bindik bir alamete, gidiyoruz kiyamete…”
Böylesine “rezil” bir ortamda, dün Istanbul’da TÜSIAD’in Yüksek istisare Konseyi toplantisi nedeniyle yapilan konusmalar çok önemlidir. Yirmi-besinci kurulus yili içindeki TÜSIAD’in “ülkenin gelecegi için” agirligini koydugunun göstergesidir.
Ben TÜSIAD’in toplantisina katildim. Açilista Yüksek istisare Konseyi Baskani, TÜSIAD’in ilk Yönetim Kurulu Baskani Feyyaz Berker’in ve Yönetim Kurulu Baskani Halis Komili’nin yaptigi konusmalardan etkilendim.
Daha önemlisi, Yüksek Istisare Konseyi toplantisina katilan TÜSIAD üyelerinin tamaminin bu görüsleri destekler davranis içinde olmalari ve destekler konusmalar yapmalaridir.
Bu çok önemli bir gelismedir. Demek ki, Türk sanayiinin, Türk özel sektörünün önde gelen isimleri, Türk ekonomisinde üretimde ve istihdamda büyük payi olan kesim, “ülke sorunlarina sahip çikiyor”. Ülkenin politikacilarin elinde daha da kötü durumlara sürüklenmesini önlemek için bir seyler yapmanin geregini görüyor.
***
TÜSIAD Yüksek Istisare Konseyi toplantisinda Feyyaz Berker ve Halis Komili, TÜSIAD üyelerinin demokratik parlamenter rejime bagliliklarini, parlamento disinda bir arayis içinde olmadiklarini açiklikla vurguladilar.
Feyyaz Berker dedi ki:
“Bir hukuk devletinde basin, düsünce ve ifade özgürlükleri ve insan haklarinin savunulmasi mülkiyet hakkinin savunulmasi kadar kutsaldir. TÜSIAD’in bu konuya önümüzdeki dönemde her zamandan daha çok önem vermesi gerektigine inaniyorum.
Türkiye’de siyasal krizlerin çözümü, parlamento disinda kesinlikle aranmamalidir. Bati dünyasinin
saygin bir üyesi olmak demokrasiye yürekten inanmaktan geçmektedir.”
Halis Komili dedi ki:
“Herkesin her seyi söyleyebildigi bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir dönemde en tehlikeli sey, demokrasiye olan inancin kaybedilmesi, demokrasi disindaki çözümlerden medet umulmasidir. Böyle bir yaklasimin ülkeye yükleyecegi faturanin, ilkesiz, programsiz, günü kurtarmaya yönelik siyasi kompozisyonlarin yükleyecegi faturadan daha küçük olacagini kimse ummamalidir. Çözüm parlamentodadir. Bu parlamento, dün de bu tikanikligi asacak imkanlara sahipti, bugün de bu imkânlara sahiptir. Yeter ki, sonu belirsiz denemelerle zaman yitirilmesin.
Kisisel çikarlari ön planda tutan bir yaklasimla Türkiye’nin gelecegini ipotek altina koyanlar, tarih önünde bunun hesabini mutlaka verirler. Türkiye ise bugün girmis oldugu çagdas uygarlik yolundan öyle pek kolay döndürülemez. Ama sunu deneyelim, bunu deneyelim derken öyle bir zaman kaybederiz ki, kaybedilen yillarin agir faturasi 60 milyonun belini bir daha uzun süre dogrulmayacak biçimde büker.
Aralik 1995’te, seçim öncesinde olusmus siyasi tikanikligin asilmasi için seçmenden yetki alan parlamentomuz, bu bunalimi çözmenin tarihi sorumlulugu ile karsi karsiyadir. Bu çok agir bir sorumluluktur, çünkü çözüm üretememenin bedeli krizdir, kaostur.
TÜSIAD olarak suna bütün kalbimizle inaniyoruz. Bütün eksikliklerine ve hastaliklarina ragmen demokrasimiz, bu tikanikligi kendi kurallari içinde çözmeye muktedirdir.
Demokrasiyle gelen hastaliklarin tek ilaci yine demokrasidir.”
***
Türkiye’de siyasi hayattaki her tikaniklikta, “askeri yönetim” arayisi baslar. Hele, hele isadamlarinin, büyük isadamlarinin “askerden pek hoslandiklari, demokrasi yerine askeri yönetimi tercih ettikleri” söylenir.
TÜSIAD’in bir toplantisinda, iki önemli kisinin agzindan bu konudaki tereddütleri ortadan kaldiracak bu açiklamalar, günümüzde büyük önem tasimaktadir.
***
Iyi de, demokratik parlamenter sistem içinde bu çikmazdan nasil kurtulacagiz? Halis Komili’nin konusmasinda bu konuda çok açik degerlendirmeler var. Komili diyor ki, “Türkiye’nin, laf kalabaligina, dosya pazarligina dayali, ilkesiz, programsiz birliklerle zaman kaybetmeye artik tahammülü kalmadi. Sorumlu siyasetçilerin, reformcu bir program etrafinda uzlasmasindan ve toplumun tüm kesimlerini
kucaklayacak açik, dürüst, kararli, katilimci bir politika ile reformlari uygulamaya koymasindan baska çikar yol görmüyoruz.
Bu ülkenin gelecegi pahasina günü kurtarma pesinde kosmaya artik bir son verilmelidir. Önemli olan bugünkü siyasi krizin ne olursa olsun asilmasi degildir. Önemli olan, bu krizden, ülkeyi istikrara götürecek bir hükümetin çikmasidir; mevcut kisir döngünün kirilmasi, ülkenin yeniden bir yükselis sürecine sokulmasidir.”
***
TÜSIAD, üç yillik bir yapisal degisim programi öneriyor. TÜSIAD’in önerisi su: Her seyden Önce, hükümetlerin baglayici kriterleri olan, uluslararasi fi-nans kurulustan nezdinde kabul ve destek görebilecek, en az üç yillik bir istikrar programina ihtiyaç bulunmaktadir. Bu program, ekonominin ihtiyaç duydugu reformlarla birarada ele alinarak, uzun dönemli bir sanayilesme stratejisi ile birlikte, “Türkiye Ekonomisinin Yapisal Degisim Programi” haline getirilmelidir.
Böyle bir programin öne çikan bazi unsurlari söyle siralanabilir:
1) Kamu ekonomisinde seffaflik saglanmalidir. Belli ekonomik büyüklükler periyodik olarak yayinlanmali, herkese zamaninda, eksiksiz ve güvenilir bilgiye erisim hakki saglanmalidir.
2) Ekonomide hükümetleri baglayici kriterler konmalidir. Örnegin bütçe açiginin ve kamu borçlarinin GSMH’ya orani yasal olarak sinirlandirillmalidir. Kamu açigi finansmaninda disiplin saglanmali, özellestirilene kadar, kamu bankalarinin portföylerinde bulundurabilecekleri kamu borçlanma enstrümanlarina sinir getirilmelidir.
3) Merkez Bankasi özerklestirilmeli, mali sistem derinlestirilmelidir.
4) Kamu gelirlerini artiracak, vergi tabanini yayginlastiracak, ücretliler üzerindeki vergi yükünü hafifletecek, üretimi, istihdami engellemeyecek, kayit disi ekonomiyi özendirmeyecek bir vergi reformu yapilmalidir.
5) Iflas ettigi herkesçe kabul edilen sosyal güvenlik Sistemi reforma tabi tutulmalidir.
6) Özellestirmede hukuksal sorunlar giderilmeli, devlet tekelinin bulundugu piyasalar özel sektöre açilmali, yap-islet-devret modeline islerlik kazandiril-malidir.
Bu reformlarin uygulamaya konabilmesi için, mümkün oldugunca genis tabanli bir toplumsal uzlasmanin kurumsal yapilarinin olusturulmasi gerekmektedir. Toplumsal uzlasma saglamanin birinci kosulu seffaf bir yönetim tam benimsemek, ikinci kosulu ise uygulamada çesitli toplum kesimleriyle diya-
log içinde olmaktir. Bu diyalogu süreklilestirmek için, ekonomik ve sosyal konsey benzeri, kurumlasmis yapilara ihtiyaç duyulacaktir. Ancak asil önemli olan, toplumun siyasete katilma kanallarinin gelistirilmesidir. Bunun için de siyasal nitelikli bazi reformlara ihtiyacimiz var.
Avrupa Birligi üyeligini gerçeklestirecek, laik ve çogulcu demokratik bir Türkiye için hangi siyasal reformlara ihtiyaç var? Bunlari kabaca söyle siralayabiliriz:
1) Seçmenlerin oylarinin adil ve istikrarli hükümetlere dönüsmesini saglayacak bir seçim sistemi, partilerin daha çagdas ve demokratik bir yapiya kavusmalarini saglayacak bir siyasi partiler yasasi öncelikle ele alinmalidir.
2) Kamu yönetiminde verimliligi artiracak, daha küçük ama daha etkin bir devlet örgütü için acilen kapsamli bir reform baslatilmalidir.
3) Merkezden yönetim yerine yerinden yönetime agirlik veren bir yerel yönetim reformu mutlaka gündeme alinmalidir.
4) Gönüllü kuruluslarin meslek örgütlerinin danisma mekanizmalarina, karar süreçlerine katilmalarini saglayacak düzenlemeler yapilmalidir.
***
Yirrnibes yilin birikimiyle hazirlanan bu toplantida TÜSIAD yönetimi ciddi hazirliklarla üyelerinin karsisina çikti. Üyelerden büyük destek gördü. Bir sivil toplum örgütü olarak bu konulan kamuoyuna anlatabildigi ve kamuoyunu arkasina aldigi takdirde, TÜSIAD, ülkede iyiye dogru yeni degisimlere yardimci olacaktir.
Geçmis yirmibes yillik dönemde bunun örnekleri görüldü. Feyyaz Berker’in konusmasinda belirttigi gibi,
“1970’li yillarin Görüs Dergisi, Türkiye’de ekonominin temel kavramlarinin ve sorunlarinin anlasilmasinda ögretici bir yayin olarak büyük etki yapmis-tir.
Daha sonra, TÜSIAD’in konjonktür raporlari ve ekonominin temel sorunlarina çözüm önerisi getiren arastirmalari, fiyat kontrolüne, miktar kisitlamalarina ve kambiyo cezalandirmalarina dayali bir sistemde, “serbest piyasa ekonomisinin temel kuralla-rinin anlasilmasina” yardimci olmustur.
– Mal, faiz ve döviz üzerindeki fiyat kontrollan, miktar kisitlamalarinin kaldirtmasinda bu yayinlarin ögretici etkisi küçümsenemez.
– Kapali ekonomiden serbest ekonomiye geçiste TÜSIÂD tarafindan gelistirilen kamuoyunun gücü büyük deger tasimaktadir.”

 

Sende yorum yap