Türkiye’de ne de çok iktisatçı varmış?

, , Sende yorum yap

Deprem uzmani diye bir uzmanlik dalini kim bilirdi? Türkiye’de deprem profesörü olduguna kim inanirdi. Bir deprem oldu, Türkiye’de yüzlerce deprem uzmani onlarca deprem profesörü oldugunu ögrendik, tanidik. Deprem uzmanlari “firsat bu firsat”, “aman kendimizi unutturmayalim” diyerek, depremi “sakiza çevirdi”… Her gün deprem masali anlatmaya, unutuldukça “deprem geliyor” diyerek kendilerini hatirlatmaya çalisü durdu.
Derken efendim ekonomik kriz patladi. Medya birden ekonomi uzmanlarinin, ekonomi profesörlerinin istilasina ugradi. Ne de çok iktisatçi, ne de çok iktisat profesörü varmis da, kiyida-kösede “kriz çiksin” diyerek beklerlermis. Iki aydir herkes konusuyor, yaziyor… Her uzman, her profesör her seyi biliyor. Her seyin reçetesini veriyor.
Bu ekonomik kriz, deprem gibi uzun aralarla da gelmiyor. Sik sik geliyor… Bundan sonra bu medya bu genis iktisatçi ve profesör kadrosunu tasiyacak, yasatacak demektir.
Borsa ve borsacilar unutuldu
Krizden önce gazete sütunlarinda, TV ekran- larinda ekonomi denilince borsa anlatiliyordu. Borsada fiyatlar indi-çikti, bono faizi degisti, repo su kadar, gecelik faiz bu kadar, bankalar su kadar borçlandi, bu kadar para satti haberleri ile günler geçiyordu.
Ekonomi haberi adi altinda yayin yapan radyo ve TV kanallarinda gün boyu, endeks indi, endeks bindi hikâyesi anlatilip duruyordu. Kriz çikti. Birden borsa unutuldu. Endeks indi, endeks bindi hikâyelerinin yerini, “öldük, bittik, acep ne olacak, nasil olacak” hikâyeleri aldi. Inanilmaz bir sekilde, “binbir gece masali gibi” alti aydir ayni konu isleniyor. Bir alicisi var ki, önceleri borsa isleniyordu, simdi kriz isleniyor.
Bu haftanin gazete zammi 25 bin lira
Gazetelerin personel harcamalari disindaki giderleri döviz fiyatindaki artisa endeksli olarak artiyor.
Toplam giderlerin yaklasik yüzde 20’si personel gideri. Kalan yüzde 80’i kontrol disinda büyüyor. Kâgit, mürekkep, ulasim, haberlesme giderleri devamli artiyor.
Bu çerçevede gazete fiyatlarinin hemen 500 bin liraya çikmasi gerekir, ama gazete sahipleri, yayincilari bu fiyat artisini göze alamadiklarindan “keseden yemeyi kabullenerek” kademeli fiyat artisini tercih ediyor.
Dün sabah büyük gazeteler fiyatlarini 25 bin lira artirabildi.

Medya, “merkez”de kümelendi
Basinda bir yelpaze vardi. Gazeteler soldan saga siralanirdi. Aksam, Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet, Yeni Sabah, Tercüman, Son Havadis ve Babiali’de Sabah, soldan saga farkli görüsler içinde rekabeti sürdürürdü.
Bîr de “müzmin muhalif” gazeteler vardi. Vatan, Dünya, Yeni Istanbul ve Son Posta.
Istanbul halkinin vapurda, trende, tramvayda okumaya alistigi Ekspress Son Saat gibi
aksam gazeteleri vardi.

Türk halk bu farkti ve birbiriyle rekabet halindeki gazetelerde farkli haberi, farkli yorumu bulurdu.
Her gazetenin “farkli bir karakteri” vardi.
Ankara’da Ulus, Zafer ve Kudret, parti gazeteleri; Pazar Postasi, “mücadele” gazetesiydi
Sonra haftalik Akis ve Yanki çikti.
Liberal ekonomi, gelir seviyesindeki farklilasma, köyden sehire göç, ideolojik degisim yeni gazeteleri ortaya çikardi.
Günaydin ve Bulvar bir yanda, Aydinlik, Ortam, Özgür Gündem öte yanda farkli okuyuculara ulasti.
Dergicilikte de benzer gelisme yasandi. Çocuklar Yavrutürk ve Dogan.Kardes okuyarak büyüdü. Insanlar berberde Akbaba ve Tef okumaya alisti. Evlere, Hayat ve Ses dergileri girdi. Yildiz ve Radyo Haftasi, sanatçdan tanitti.
Gelelim bugüne…
Gazetelerin hepsi geldi, merkezde toplandi, Bütün gazeteler yerinden oynadi, Merkezde yerinden oynamayan tek gazete Hürriyet oldu. Bu nedenle de Hürriyet, okuyucu kaybetmedi. Kazandi.
Bugün açik açik “parti gazeteciligi yapan” parti gazetesi yok. Solda gazete yok. Sagda gazete yok.
” Bugün solcu Aksam’in yeri bos. Bugün saga Tercüman’in, Yeni Sabah’in yeri bos.
Ancak zaman içinde önemli bir de degisim oldu. Gazete yayimciligi büyük sermaye gerektiren bir iskolu haline geldi,
Dikkat buyurunuz, yillar önce medyadaki sahiplik büyük sermayeye dayanmiyordu. Sinirli imkânlar ve basit bir matbaa makinesi ile gazete çikarilabiliyordu. Bu nedenle çok sayida gazete sahibi vardi. Biri giderse, bir baskasi piyasaya girebiliyordu.
Teknolojik gelismeler medya yatirimlarini, büyük .sermayenin fonlarina muhtaç hale getirdi. Reklamlarin artmasina ragmen reklam ve gazete satas geliri, gideri karsilayamaz boyuta ulasti.
Basinda uzun sürede yasanan bu gelisme, TV ve radyo yayinciliginda kisa sürede benzer dalgalanmalarin ortaya çikmasina yol açta.
Biz Türkiye’de kinlan tartisamiyoruz. Medya kendi sorunlarini tartisamadan, sorunlara çözüm bulamaz.
Demirkent’e ‘Onur Ödülü’
Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (CGC) ta-rafindan düzenlenen “Basin Özendirme Yansmasi”nda dereceye giren gazetecilere ödülleri törenle dagitildi. Yansmada 11 Su-bat’ta yitirdigimiz DÜNYA Gazetesi’nin kurucusu Nezih Demirkent’e ‘Yerel basina katki-larindan dolayi” “Onur Ödülü” verildi.
Büyüksehir Belediyesi Tiyatro Salonunda düzenlenen törene Adana Valisi Oguz Kagan Koksal, Büyüksehir Belediye Baskani Aytaç Durak, Emniyet Müdürü Sükrü Yeti-moglu, Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Yalçin Kekeç ve Adana Ticaret Odasi Baskani Fethi Kamisli da katildi. Törende Demirkent’in ödülünü CGC Baskani Kurtar Çakin, gazetemizin Adana Temsilcisi Fatos Karakas’a verdi.
Törende bir konusma yapan Adana Valisi Oguz Kagan Koksal, gazetecilerin daha basarili olmasi için özendirme yarismalarinin aksatilmadan sürekli yapilmasini istedi. CGC Baskani Kurtar Çakin ise, “ekonomik kriz” gerekçe gösterilerek gazetecilerin isine son verildigini belirterek, “Ülkemizde Issiz gazeteci sayisi 4 bine ulasmistir. Bu issiz gazetecilerin çogalmasinda, ekonomik krizi yaratan üst düzey yöneticiler etken olmustur. Gazete sahipleri, çanak-çömlek vererek, gazetecilerin itibarini kaybettirdiler. CGC olarak, Basin Yasasi’nin bir an önce çikarilmasini ve 212 Sayili yasayla çalistirilanlarin haklarinin gaspedilmemesini istiyoniz. Gazeteler asil meslegine dönmeliler dedi.

 

Sende yorum yap