Tank sesleriyle uyandıktan sonra Ecevit’den gelen mektup

, , Sende yorum yap

“12 Eylül Günlügü-Tank Sesleriyle Uya nmak” Hasan Ce-mal’in “günü gününe yazdigi” notlarin e:n ilginç olanlarini biraraya toplayan bir kitap. Nisan ayimdan buyana, iki ay içinde dördüncü basimi yapilan kitajp, “en çok satilan kitaplar listesinde” devamli olarak ilk sirayi koruyor.
Yayinindan buyana hemen her köse yazari ve tenkitçi “kitabi öven” o kadar çok sey yazdi ki, övgülere yeni seyler eklemek imkansiz hale geldi.
Konularin çesitliligi, yorumdan çok olaylarin gerçek yaninin aktarilmasi, dönemin özelligi nedeniyle yayinlanamiyan bilgilerin ve belgelerin verilmesi kitabi ilginç, zevklo okunur hale getirmis… 12 Eylül Günlügü, bir ders kitabi dregil ama”büyüklerin ders alacaklari” bir içerige sahip.
12 Eylül Günlügü, Türk insaninin kendini tanimasina, “saf ve bakir Anadolu çocuklar mm”, Ankara’da olup bitenleri ögrenmesine, “Ankara’d a vatani kurtarmaya çalisanlari tanimasina” imkan verecek “gerçek hayat hikayeleri” ile dolu.
Hasan Cemal, 12Eylül’de “Jank Sesleriyle Uyandiktan” sonra günler geçmis 1982 yilinin 3 Subat Çarsamba günü bir mektup almis. Bu mektup ile ilgili olarak g ünlügüne su notlari düsmüs:
Ecevit’ten 25 Ocak tarihli bir imektup aldim. Cezaevinden yazmis mektubu, Dikkatimi çekti,, mektup kagidinin sol üst kösesinde “Bülent Ecevit, Merkez Cezaevi, Ankara,, yazisi var. Belli ki hapishane için özel olarak bastirtmis…
Mektup aynen söyle:
“Sayin Hasan Cemal,
Haddim olmadan bir kaygimi dikkatinize sunmak isterim.
Dünkü ‘Cumhuriyet’in 5. sayfasinda çikan “Ekonomide Diyalog’yazisi (Sayin Osman Ulagay’in Sayin Sungur Savran’-la görüsmesi), ‘Cumhuriyet’in simdiye kadar, yani iki yildan beri, 24 Ocak 1980 kararlariyla lilgili olarak sürdürdügü tavri bir kalemde tümüyle çürütüp etkisiz kilabilecek bir yazi…
Yazinin degerini küçümseyerek söylemiyorum bunu… Tam tersine, yazinin degerini göz önünde tutarak söylüyorum. Çünkü bu, simdiye kadar okudugum 24 Ocak kararlari savunmalarinin belki de en aki Ilicasi, en ‘Inandirici’si… O yüzden kaygi duyuyorum.
Sayin Sungur Savran, bu ‘akillica’ ve ‘inandirici’ savunmayi ve tanitmayi yaparken, söz kon usu modelin sosyal sorunlara iliskin, siyasal rejime iliskin, dis iliskilere iliskin ve bunlarin da ötesinde, salt ekonomiye iliskin tüm sakincalarini, büyük bir ustalikla, gözardi etmeyi basarmis.
O arada, 24 Ocak kararlariylei getirilen modele de kapitalist ülkelerde bile bildigim kadar pek az tutucu ekonomistin layik gördügü bir övgüde bulunmus; Bu modeli “Yeni Liberalizm” diye tanimlamis. Oysa Batida bu modele daha çok ‘Tas Devri Kapitalizmi’ veya Neandertal Ekonomisi’ gibi sifatlar verildigini kuskusuz biliyorsunuz. Birakiniz ‘yeni’ liberalizm olmayi, eski liberalizmin dogusundaki -bir ütopya veya özenti olarak kalan- özgürlükçü ve demokratik felsefeyi bile dikkate almayan bir ‘liberalizm’ bu…
Türkiye’de, bir tür meslek deformasyonuna ugramis kimi ‘solcu’ekonomistlerin bile,bu model karsisiinda, yilanla göz göze gelen insanlar gibi büyülendiklerini, dillerinin tutuldugunu, kafalarinin durdugunu biliyorum.
Oysa dünyada, bu modeli, hem de yalniz sosyal ve siyasal yansimalari açisindan degil, ayni zamanda saft ekonomik sonuçlari açisindan, çok akillica ve inandirici biçimde ‘challenge’ eden ekonomistler ve politikacilar var (Örnegin Isveç’te).
Üstelik, bu modeli reddederek, ekonomide Özal’inkinden daha gerçek ‘mucize’ler yaratmis ülkeler var. Ama bizim, solcu geçinen nice ekonomistlerimiz ne gariptir ki, o örneklerle bile ilgilenmiyorlar. Belki onlari yeterince ‘sol’da bulmadiklari için ilgilenmiyorlar, ovsa sonuçta en safim tu.
bulmadiklari için ilgilenmiyorlar, oysa sonuçta en sagin fu-zagina düsüyorlar.
Ama mademki Sayin Sungur Savran ‘la -konuyu derinligine ve çok yönlü olarak düsünmemis olanlar için- çok ‘inandirici’ bu diyalogu yayimladiniz, bu durumda, ‘Cumhuriyet’in kendi dogrultusundaki tutarliligini ve inandiriciligini koruyabilmek için, bu diyalogu, hem de salt ekonomi minderinde, çürütebilecek uzmanlari bulmaniz ve onlari da konusturmaniz uygun olur düsüncesindeyim. (Türkiye’de bulunamazsa, disarda bulunabilir).
Bülent Ecevit, Türkiye’de büyük halk kesiminin “umut bagladigi” bir liderdir. Lider “vasfini”‘ tasiyan kimselerin (Isveç’de tanidigi çok akilli ve inandirici, “challenge” eden, ekonomistler ve politikacilar) kadar,, liderlige soyundugu ülkesindeki ekonomistleri de tanimasi, onlara da güvenmesi gerekir.
Mektup, “cümle okur-yazar takiminin”, umut bagladiklari veya hiç olmazsa sempati duyduklari Sayin Ecevit’in “kendilerini nasil degerlendirdigini” ortaya koyan ilginç bir belgedir.
Sayin Ecevit, ülkedeki ekonomistlerin tümü ile (bir tür meslek deformasyonuna ugramis “kimi” solcu ekonomistler) oldugunu tesbit ettikten sonra, Cumhuriyet Gazetesi yöneticilerine (Turgut Özal’in ekonomi modelini çürütebilecek uzmanlarin Türkiye’de mevcut olmamasi nedeniyle, disaridan bulunabilecegini anlatmaktadir…
Turgut Özal ” çikita muz ithali ediyor” diye “kiyameti koparan” “yazar-çizer takiminin kulaklari çinlasin”… Bülent Ecevit iktidara geldiginde, disaridan “yazar-çizer ithal edecek”…

 

Sende yorum yap