Tahtakale ölmez

, , Sende yorum yap

MERKEZ Bankasi bir ABD Dolarinin döviz alis kurunu, bir defada yüzde 5.2 artirarark 307 lira 22 kurusa yükseltti. Merkez Bankasi döviz alis kurunu yilbasindan sonraki 13 gün içinde yüzde 9.7 arttirdi. 13 Ocak 1983 tarihinde l ABD Dolarinin alis kuru 184 lira 95 kurus iken, aradan geçen l yillik sürede Türk Lirasinda yüzde 66 deger kaybi görüldü.
MERKEZ Bankasi 29 Aralik 1983 tarihinde adina “Pencere Sistemi” denilen bir uygulama baslatmisti. Ayni gün l ABD Dolarinin esas kuru 282 lira 80 kurus olarak ilan edilmis ve ticaret bankalarinin bu esas kurun yüzde 6 altinda veya üzerinde uygulayacaklari dolar kurunu serbestçe tayin edebilecekleri açiklanmisti. Tabii olarak, daha fazla dolar toplama yarisina çikan bankalar dolar alis kurunu en yüksek sinir dolayinda tespit edince, dolar satis fiyati da 299 liranin üzerine çikti.
GERÇEKTE bu yüzde 6 fiyat serbestisi, bir anlamda do- lar fiyatinin örtülü olarak yüzde 6 dolayindadevelüa edilmesi anlamini tasiyordu. “Pencere Sistemi’nin bankalara getirdigi bir külfet vardi. Topladiklari dövizin yüzde 20’sini, “esas kur” üzerinden Merkez Bapkasina devretmek zorunda olan bankalar, dolar toplama yarisinda yükselttikleri fiyat nedeniyle belli miktarlarda zarara ugrayacaklardi. Bankalarin açmazi surada idi: Bankalar, “esas kur üzerinden” döviz alimi yaparlarsa esas kurun % 6’sina kadar fiyati yükseltebilecek rakipleri yanindedolar toplama sansini yitiriyorlardi. Rekabete girip, fiyattaki tavani zorlamalari halinde ise yüksek fiyatla topladiklari dövizin yüzde yirmisini Merkez Bankasina ucuz fiyatla satma zorunlulugu nedeniyle zarara ugruyorlardi. Bankalar bu açmazi dile getirerek, uygulamanin düzeltilmesini istediler. UYGULAMANIN düzeltilmesinin degisik yollari var idi. Örnegin % 6’lik fiyat farki siniri % l’e veya % 2’ye indirilebilir, bankalarin zarar limiti küçültülebilirdi veya Merkez Bankasi % 20’lik bölümü, bankalarin maliyetinden satin alabilirdi. Uygulamanin son günü olan 12 Ocak 1984 tarihinde Merkez Bankasinin l ABD Dolari için esas kuru 293 lira 61 kurus, alis kuru ise 292 lira 15 kurus idi. Ayni gün % 6’lik farki kullanan bankalar ise, Merkez Bankasina 292 lira 15 kurustan satacaklari dolari 305 lira 22 kurustan aliyorlar, isteyenlere 311 lira 22 kurustan satiyorlardi.
PENCERE’den uzaklasildiktan sonra Basbakan bir ga- zeteye yaptigi açiklamada “böylece Merkez Bankasinin esas kuru öteki bankalarin fiyatlarina yaklasmis oldu. Korkulacak birsey yok” demistir. Basbakan her nekadar “korkulacak birsey yok” demis ise de, bir günde Tahtakale’de dolar 336 liradan 347 liraya yükselmis, bankalar 312 liranin üzerinde fiyatla dolar satmaya baslamislardir.
SON zamanlarda “Tahtakale” döviz konusunda birsey-ler yapmak isteyenlerin tek hedefi haline gelmistir. Tahta-kalenin var olus nedeni ve islevi bilinmeden harcanan gayretler, “Don Kisot’un Degirmenlere Karsi Savasi”na benzemektedir. Döviz arzi ile talebi arasinda fark bulundugu sürece Tahtakale devam edecektir. Tahtakaledeki döviz fiyati, dövizin gerçekçi kuru degildir. Bu fiyat, resmi arz fiyatinin her zaman üzerinde olma durumundadir. Açik anlatimiyla, Tahtakale’yi yok etme düsüncesiyle, resmi fiyat Tahtakale fiyatinin üzerine çikarilsa da, ertesi gün Tahtakale fiyatinin resmi fiyatin % 10 ila % 20 üzerine çiktigi görülecektir. Tahtakale fiyati, hiçbir zaman resmi kur tespitlerin e esas alinmamalidir. Tahtakale fiyati ile resmi kur fiyati arasindaki farkin büyümesi tehlikelidir. Bu farkin büyümesi halinde, Tahtakale’de talebin neden arttigini anlamak, resmi fiyattan dolar teminindeki yavaslamanin nedenlerini arastirmak gerekir. Ödemeler dengesi sorunu çö-çözülmeden “Tahtakale ölmez.”

 

Sende yorum yap