Sistemin esası “han-ı yağma”

, , Sende yorum yap

Yagmacilik bizim kanimizda var. Biz yagmaciligi Orta Asya’da ögrendik. Orta Asya’da Türk beyleri, halki üzerinde hakimiyet kurmak, halki kendine baglamak için devlet malini ortaya yigar sonra yagma ettirirdi. Buna da “han-i yagma” denilirdi.
Yagma isi bir sölendir. Türkler buna “Potlaç” der.
Eski Türkler’de, kamu velayetinin ve otoritenin toteme ve reise ait oldugunu belgelemek ve vurgulamak için reis, vari yogu bir meydana yigar, sonra halki çagirir.
Türkler yiyip içip giyindikten sonra “hoy” diyerek ortada ne var ise yagma eder, toplayip götürür.
Bu adet eski Oguzlar’da hakimiyeti ferdilestir-mek için gelistirilmis.
Bir taife yagma toyuna dahil bulundukça, ferdi hakimiyeti de kabul etmis demektir. Reis hakimiyetini böyle kurar han-i yagma saltanatla sonuçlanir.
Fikret’in “Han-i Yagma” siirinde vurguladigi biçimiyle “Ittihat Terakki” iktidari da hakimiyetini, toplum geneline adilane bir yönetim biçimini sergileyerek saglamak yerine, kendi baglilarina devlet malini yagmalattirarak pekistirme yoluna gitti.
Ulufecilik, devlete kapilanma gibi çarpik gelenek, günümüzde de devam ediyor. Tarihi süreç içerisinde “han-i yagma” anlayisi “hakimiyet-te-baa” iliskisinin nirengi noktasini olusturdu.
Bizde sistem yagma üzerine kuruludur. Halk devlet malini en iyi yagmalatacak olani basa geçirir. Basa geçen halki yagmaya çagirir. Yagma sürdükçe halk memnundur.
Daha dogrusu memnun idi. Ama bir yanda yagmalanacak mal azaliyor, öte yanda yagmalayacak halkin sayisi artiyor… Mal ve para kapanin elinde kaliyor… Iste bütün sorun da burada… Yoksa sistemde degil.

 

Sende yorum yap