Sınai mülkiyet hakları konusunda Türkiye’nin yükümlülükleri

, , Sende yorum yap

Türkiye, “Dünya Ticaret Örgütü” Kurulus An-
lasmasi’na taraf bir ülke olarak ve gümrük
birligi nedeniyle sanayilesmis ülkelerde ve Avrupa
Birligi’nde uygulanan esaslari benimsemek zorun-
dadir. Türkiye’de üreticinin bir baska ülke üreticisi-
nin veya kendi vatandasinin bulusunu kopya etme-
sine, markasini kullanmasina imkân vermeyecek
sistemi kurup isletmek yükümlülügümüz vardir.
Gümrük birliginin baslangicindan itibaren üç yil
içinde sinai mülkiyet haklari Bati dünyasinda na-
sil korunuyor ise, Türkiye’de de ayni sekilde ko-
runmasi için gereken yapilacak. Burada bizi en
fazla rahatsiz eden konu ilaç konusu. Bizim yerli
ilaç sanayiimiz baska ülkelerdeki sanayi kurulusla-
rinin gelistirdigi ilaçlarin benzerini üretemeyecek.
Üretmeye kalktiginda disariya bir ödeme yapa-
cak. Bu ödeme içeride ilaç maliyetlerini artira-
cak. Fakat çare yok. Imzaladigimiz anlasmaya
göre, “ilaç üretim usulleri ve ürünlerine en çok
1.1.1999 tarihine kadar geçis süresi tanindi.
Sinai mülkiyet haklarinin etkin biçimde korun-
masi için bir yilda önemli ve somut adimlar atildi.
Türk Patent Enstitüsü kuruldu. Yeni mevzuat yü-
rürlüge girdi. Uluslararasi anlasmalar imzalandi.
Bunlar oldu da ne oldu? Kaba anlatimiyla, “bu-
lus, marka, fikir” hirsizligi önlendi. Biz baskalarin-
dan çalamayacagiz. Baskalarinin yaptiklarini kop-
ya edemeyecegiz. Baskalari da bizden çalamaya-
cak. Bizim yaptigimizi kopya edemeyecek. Ya
baskalarinin fikrini, markasini, bulusunu, parasini
ödeyerek kullanacagiz, ya da kendi markamizi,
teknolojimizi gelistirecegiz. Bu düzen teknoloji ge-
listirmeye çaba gösterenleri, fikir gelistirenleri, bu-
lus yapanlari, markasini tanitanlari ödüllendiren
bir sistem.

 

Sende yorum yap