Sermaye hareketleri

, , Sende yorum yap

Zekeriya Yildirim’dan Ekonomide durum degerlendirmesi
Zekeriya Yildinm, Maliye’yi, Merkez Banka- si’ni, dis ve iç piyasalari bilen bir iktisatçidir. Simdilerde politik iliskisi de var. CHP için çalisiyor.
Ama duru bir kafa ile ekonomi degerlemeleri yapar ve her zaman tarafsizligini korur.
Zekeriya Yildinm’in Türkiye’nin içinde bulundugu ekonomik sartlarla ilgili degerlemeleri söyle:
1) Vergi geliri artiyor. Ama artis faize gidiyor.
Devlet gelirleri 1995 yilinda 30 milyar dolar iken bütün gelirleri 1998 yilinda 45 milyar dolar. Yüzde 50’lik artis önemlidir. Türkiye’de vergi toplanmiyor savi aslinda çok da dogru degil. Dolar cinsinden ortalama yilda yüzde 15’lik bir gelir artisi olmus. Peki bu gelir nereye gitmis? Bu gelir, artan faiz giderlerine gitmis. 1995’te 12 milyar dolar olan faiz giderleri 1998’de 24 milyar dolar olmus. Mutlak artisa dikkat çekiyorum. Ordaki 15 milyar dolann 12 milyar dolan faiz gideri olarak sarfediimis. Egitime, sagliga herhangi birsey harcanmamis re-el anlamda. Kime harcanmis? Rantiye lafina pek de gitmek istemiyorum ama sinirli sayida Türk vatandasina 12 milyar dolar faiz geliri olarak aktarilmis. Bu rakamlar nominal degil, dolar rakamlaridir. Bunun sonucunda bütçe açiginin GSMH’ye orani 1995’te yüzde 4 ikeri, 1998’de yüzde 7 olmustur. Reel anlamda bütçe açigi kendini katlamis. 1999 yili daha da kötü. 1999 yili Subat ayi nakit dengesine baktigimiz zaman iki ayda yapilan faiz giderleri bütçe gelirlerinin yüzde 86’sini bulmus.
2) Iç borç artiyor. Özellestirme yapilamaz hale geldi.
Iç borç stoku 23 milyar dolardan 37 milyar dolara çikmis. 1995 sonundan 1998 sonuna. Ve bu rakamlar tablonun daha da kötüye gittiginin, 1999 Nisan’inda yapilacak seçimlerden sonra gelecek hükümetin daha da zor bir tabloyla karsilasacaginin Isareti. Reform tarafina bakiyoruz. Bir tek adina reform derseniz, vergi reformu çikarildi. Onun da bugün ne kadar tartismali oldugunu benim size söylememe gerek yok. Ekonomi durgunluga girdi. Arka arkaya üç aya baktigimizda Sanayi imalat Endeksi’nde önemli düsüsler yasiyoruz. Yüz binler issiz kaldi. 1995’te özellestirmeye fevkalade endeksliydik biz. Tam bir fiyaskodur, hiçbir sey yapilmadi. Sonuçlanyla da fiyaskodur, uygulanan yöntemleriyle de fiyaskodur. Maalesef kamuoyunun özellestirmeye duydugu güveni de yok etmistir ki, bu hepsinden daha önemli. POAS’i hatirlamak bile yeter. Türkbank’i da unutmayalim. Bu özellestirmeler sirasinda yasanan olaylar kendi kendisini anlatiyor.
Özellestirme, maalesef fiyaskoyla bitti. Ve maalesef bir park yeri olmasi gereken Özellestirme Idaresi, bugün Türkiye’nin en büyük holdingi oldu. Böyle çarpik bir yapi var. Orasi özellestirmeyi hazirlayip, gerçeklestirecek, isi bitirecek bir kurumdur. Ama Özellestirme Idaresi Baskani, özellestirmeyle mesgul olamiyor, o, sirketlerin yönetimiyle mesgul olmak durumunda. Siyasetçilerden gelen telefonlar önemli zamanini aliyor. Özellestirme büyüme ve verimliligin bir araci olmali. Ikincisi, özellestirmeye girecek kuruluslar arasinda önyeterlilik getirilmeli. Ön yeterlilik uygulamasini cesaretle ve dürüstlükle gerçeklestirmemiz lazim. Özellestirmeye talip olacak kuruluslarin teknik bilgilerinin yeterli olup olmadigini, deneyimlerinin yeterli olup olmadigini, mali güçlerinin olup olmadigini aramamiz lazim.
3) Yap-islet modeli disinda yatinin yok. Onlarin da finansman ve altyapisi eksik
Baslattiklarini söyledikleri projelerin ancak çok azi finansman bulabilmis durumda. Basta tahkim olmak üzere sorunlar orada duruyor ve miktar olarak sorarsaniz yap-islet ve yap-islet-devret projeleri, kredili ihalelerle baslatilmak istenen projeler bunlann hepsini enerji ve diger altyapi projelerini alt alta koyarsaniz 30 ila 40 milyar dolar düzeyinde bir uluslararasi finansman ihtiyaci olan proje paketinden bahsediyoruz. Ama böyle bir proje paketinin ihtiyaç duydugu hukuki altyapi hazirlanmadi.
Tahkim konusu teknik bir olaydir. Hakem meselesi sözlesmelerin, Danistay onayindan geçme zorunlulugundan kaynaklaniyor. Belki de yeni bir Anayasa düzenlemesi gerekiyor. Çünkü kimsenin aklinda bu kamu hizmetlerinin bu kadar yaygin bir biçimde özel kesime devredilecegi yoktu Anayasa yazilirken. Sözlesmeler, Danistay tarafindan incelenir diyor Anayasa. Sorun da buradan çikiyor. Önceligimiz kamuoyu vicdanini rahatlatmak. Benim adima bunu gözetecek birileri var, ben özellesmeden zarar göremeyecegim demeli vatandas.
4) Sorunlar nasil çözülebilir?
Büyüme, istihdam, istikrar ve onunla beraber sosyal devlet anlayisinin uygulamaya geçirilmesi hedeflerinden baktigimiz zaman en önemli engelin iç borç stoku ve yüksek faiz oldugunu görüyoruz.
Bugün iç borç stokunun iki temel özelligi var. Biri devamli TL üzerinden aliniyor ve herkes biliyor ki, TL faizleri döviz faizlerinin üzerinde. Ve bundan istifade ederek, devlete para veriyor Türk bankalan. Son üç-bes yilin grafigini çizin, bakin döviz borçlanma maliyetinin çok üstünde TL faiziyle borçlanma. Bir tek 1994 yilindaki krizin getirdigi bir ani devalüasyon bu trendi bozmustur. Devlet israrli, TL’nin itibarini koruyacagini zannediyor.
Bir kere devleti bir borçlanma ajani olarak düsüneceksiniz. Birakin Merkez Bankasi para politikasiyla devlet TL itibanni yeniden tesis etsin. Nasil özel sektör kurulusu en ucuz maliyetle borçlanmanin yolunu ariyor, siz de eger dövizle borçlanma daha ucuzsa dövizle borçlanacaksiniz.
Bunun yaninda vadesi kisa iç borçlar. Bu vade yedi ayla 12 ay arasinda degisiyor. Bu vadeyi ileri çekmek lazim. Piyasa, sizin ihtiyaciniz var diye çekmez. Piyasaya birsey vermeniz lazim, tahvil bono alanlara. Burada bizim düsüncemiz bunlara vergi tesviki. Yani uzun vadeli devlet borçlanma enstrümanina yatinm yapan yatirimcidan vergi almayacagiz. O faizi vergilendirmeyecegiz. Böylece bir kere uzun vadeye dayali borçlanmayi baslatalim, aylik yenilenmeleri rahatlatalim. Merkez Bankasi, para politikasi da daha rahat olsun, manevra alani genislesin. Bir üçüncü yol tabi, bu iki özelligini degistirirken, miktanni da mümkün oldugunca çabuk azaltmak lazim. Bunun yolu da ya vergi gelirlerinizi artirir faiz disi bütçe fazlasi yaratirsiniz, yahut da malinizi satarsiniz. Simdi Türkiye’de her ikisi de denendi. Faiz disi bütçe fazlasi 1998 yilinda hükümetin en çok övündügü bir performans ölçüsü olarak önümüze konuldu. Simdi Türkiye yüzde 4 faiz disi fazlayi kaça çikarabilir? En fazla bir puan daha artirabilirsiniz. Dördü bes yapin, alti yapin. Daha fazla yapamazsiniz. Biz diyoruz ki, bir mekanizma kuralim. Bu iç borçlanma tahvillerinin içine öyle provizyonlar koyalim ki, belli dönemlerde, belli fiyatlarla, önceden belirlenen özellestirmeye konu olan kuruluslann hisse senetlerini almak isteyenler bunlari getirsin degistirsin. Böylece kisa yoldan iç borç stokunu asagi çekelim. Ama bu konsolidasyon degil kesinlikle. Bu her yerde vardir. Bugün siz hisse senedine dönüstürülebilir tahvil bile çikarabilirsiniz. Daha evvel geçtigimiz hükümetler bunu konustu, yapmadi.
Hisse senedine dönüstürülebilir tahvillerden söz edildi. Onun da aslinda baska nedenleri var.
Ekonomi yönetimi daginik. Bu kadar dagilmis bir ekonomi yönetiminde bu benim söylediklerini yapmaya tabii ki imkân yok.
5) Kamu bankalan, sorunlarin kaynagi
Bizde sik sik moda haline gelen bir deyim var. Bankalann içi patronlarca bosaltiliyor. Oysa, bankalann içini bosaltanlann basinda devlet geliyor. Özel sektörde de birtakim örnekler yasadik. O yasadigimiz örneklerden çok daha fazlasini devlet yapiyor. Devlet bütçelestirmek istemedigi giderlerini, götürüyor kamu bankala-nna plase ediyor, onlara ödettiriyor. Bu da kamu bankalarina kaldiramayacaklari bir finansman yükü yaratiyor. Likidite sikintisi yaratiyor. Onlar da likidite sikintisiyla piyasalara saldiriyorlar. Faiz yukari çekiliyor. Bu da büyüme, istikrar ve sosyal devlet anlayisina iliskin çözümlerimizi zorlastiriyor. Bu faiz yapisi her seyden önce özel sektöre zarar veriyor. Çare ne? Banka denetimi. Meclis tatile girmeden önce bankacilik reformu çok gündeme getirildi; ancak kimse getirilen yeni sistem altinda kamu bankalarinin da denetlenecegini söylemedi. Ayni özel sektör bankalan gibi onun da denetlenmesi lazim.
Zekeriya Yildinm bunlan anlatiyor. Zekeriya Yildirim arkadasimizdir. Ekonomi konularini birlikte tartisiriz. Söylediklerine katildigimi belirtmeliyim.

 

Sende yorum yap