SERBEST BÖLGELERİN “İHRACAT AMAÇLI YATIRIM VE ÜRETİMİ ARTTIRMA” GÜCÜ

, , Sende yorum yap

SERBEST BÖLGELERİN "İHRACAT AMAÇLI YATIRIM VE ÜRETİMİ ARTTIRMA" GÜCÜ

OLAYLARIN IÇINDEN / Tevfik Güngör

Geçen hafta bu sütunda "Serbest bölgeler ithalat ağırlıklı çalışıyor" başlığı altında yayınlanan yazıda, Mersin Serbest Bölgesi'nin faaliyet rakamlarına dayalı olarak değerlendirme yapılmıştı.

Mersin Serbest Bölge İşletmesi Genel Müdürü Edvar Mum, "serbest bölgelerin sadece ihracatı artırmak için kurulmadığını, ihracat için yatırım ve üretimi artırmak amacını da güttüğünü" belirterek, bu yazı üzerine görüşlerini kâğıda dökmüş.

Edvar Mum diyor ki;

28.09.2003 günlü yazınızda "Serbest bölgeler ithalat ağırlıklı çalışıyor" başlığı altında yorumladığınız hususlarla ilgili olarak, uzun süreden bu yana sektörde çalışmakta olan bir kişi sıfatıyla bazı görüşlerimi bilgilerinize sunmak ve sizinle paylaşmak istiyorum.

Serbest bölgelerin Türkiye'de sadece ihracatı artırmak hedefi içerisinde kurulduğu, bugüne kadar birçok yazar, akademisyen ve yorumcunun serbest bölgelere yönelik değerlendirmesinde ifade edilmiş ve halen de edilmektedir. Hâlbuki 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'nun "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinde; "Türkiye'de ihracat için yatırım ve üretimi artırmak" ifadesi yer almaktadır. Bu ifade ile sadece doğrudan serbest bölgeye yapılacak yatırımlar değil, serbest bölge imkânları, avantaj ve teşvikleri kullanılarak Türkiye içerisinde ihraç amaçlı üretimlerin artırılması hedeflenmiştir. Bu amaca ilave olarak, kanunun ilgili maddesinde; "yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek (ithalatı ucuzlatmak), dış finansman ve ticaret imkânlarından daha fazla yararlanmak" ifadeleri de yer almaktadır.

Türkiye'de serbest bölgeler salt ihracatın artırılması hedeflenerek kurulmuş olsa idi, Uzakdoğu ülkelerinde olduğu gibi "Export Processing Zones" (ihraç işlem bölgeleri) modeli seçilmiş olurdu. Ancak, Türkiye'de bu modelin kabul edilerek uygulanması ve basarî kazanılması imkânsızdır. Zira enerji ve isçilik maliyetleri yönünden rekabet etme şansı hiç yoktur. Zaten ucuz enerji ve isçilik temin eden ülkelerin dışında diğer ülkelerde bu model benimsenmemiştir.

Bu husus isin başlangıcında tespit edilmiş olduğu için Türkiye'de serbest bölgelerin kurulusunda gerek Uzakdoğu ve gerekse Bati ülkelerinde yer alan modeller incelenmiş ve Türkiye'de karma (hem üretim ve hem de ticaretin yapıldığı) bir sistemin uygulanması öngörülmüştür.

Diğer tarafta, doğrudan Türkiye'den yapılan ihracatın, serbest bölge üzerinden yapılmasının bir anlamı da yoktur. İhracatçı malini doğrudan pazarına sevk etmektedir. O halde, Türkiye'den serbest bölgeye ihracat hangi amaçla yapılacaktır?

Bu açıklamalardan sonra Edvar Mum, Mersin Serbest Bölgesi ile ilgili ek bilgiler veriyor. Edvar Mum diyor ki; "Mersin Serbest Bölgesi sahip olduğu kriterler ile ticaret ağırlıklı bir bölge olarak kurulmuştur. Dolayısıyla faaliyetlerin bu yönde gelişmiş olması da bu kriterlerin doğal neticesidir. Ancak buna rağmen 2 yıl öncesine kadar 25 civarında seyreden üretici firma sayısı son durum itibariyle 52'ye yükselmiş ve üretimde sağlanan yüksek istihdam sebebiyle de bölgenin istihdam hacmi iki yıl içerisinde 3.200 kişiden 5.500 kişiye yükselmiştir. İstihdamın ülke içindeki önemi dikkate alındığında bu yönde sağlanan katkı önemlidir."

Tartışılan, serbest bölgelerden ekonominin daha iyi nasıl yararlanabileceğidir. Bu da geçmiş deneyimlerin değerlendirilmesi, rakamların ortaya konulması ile mümkün olacaktır.

 

Sende yorum yap