Seçim propagandalarının getirdiği

, , Sende yorum yap

Yarin oy verme günüdür. Kisa da olsa, yogun geçen bir seçim hazirligi dönemi bugün sona eriyor. Seçim için yarisan 3 partinin propaganda konusmalarinda, gazetelere yansiyan açiklamalarinda ve ilanlarinda ekonomi üzerine degisik görüsler ileri sürülmüs, degerlendirmeler yapilmistir. Bu degerlendirmeler ve görüslerde Türk ekonomisinin kötüye gittigi, büyük sorunlarla karsi karsiya oldugu vurgulanmistir. Seçim için yarisan 3 parti de, geçen iki yilda ekonomi yönetiminde büyük hatalar yapildigi, Türk ekonomisinde herseyin kötüye gittigi konusunda ittifak halinde görülmüslerdir. Bu suçlamalari kimse yanitlayamadigina göre, içeride ve disari da konusmalarin ciddi yankilar ortaya çikarmasi beklenebilir.
Unutulan bir nokta vardir. Bu üç parti iktidar olmak için yarismislardir. Yarisi kazanan parti, isbasina geldiginde, hem kendi tarafindan ve hem de rakibi diger iki parti tarafindan mümkün oldugu kadar kötü sergilenen ekonomik yapiyi yönlendirme ve gelistirme sorumlulugunu üstelenecektir. Ekonomi yönetiminde, maddi imkanlar veya güçlükler kadar yönetimi etkileyen bir baska faktör vardir: içeride halkin bekleyisi ve davranisi ile, ülke disinda ilgili kurulus ve yöneticilerin ülke hakkindaki degerledirmelerini yansitan, moral faktör.
1980 öncesi dönemde zedelenen dis kredi itibarinin tekrar kazanilmasi mümkün olamamistir 24 Ocak 1980 tarihinden buyana istikrar tedbirlerinin tesbitinde ve uygulanmasinda, dis kredi çevrelerini memnun edebilecek tedbirlere agirlik verilmesine ve uygulamasina dis çevrelerde begeni kazanmasina karsin, kredi itibarinin düstügü noktadan pek nazli bir sekilde yukariya tirmanmaya basladigi görülmektedir.
Dis çevrelerin Türk ekonomisindeki gelismeleri degerlendirmede kullandiklari temel ölçüler, ihracat artisi, ödemeler dengesindeki düzelme, dis borçlara sadakat ve faiz ödemedeki düzen, ithalatin ve tütekimin sinirlandirilmasi, enflasyonun kontrolüdür. Geçen dönemde Türk ekonomisini yönetenler bu konulardaki basarilari disariya anlatmaya çalismis, dis çevreler de bu basarilari övmüs, uygulayicilari tesvik etmistir. Seçim öncesi propaganda döneminde üç partinin de sözcüleri yukarida deginilen temel göstergelerin tersine bir gelisme içinde oldugunu ifade etmisler, ihracatin düstügünü, döviz gelirlerinin azaldigini, enflasyonun costugunu söylemislerdir. Seçim ortaminda kamu sorumlulari da bu ithamlari çelebilecek beyanda bulunamamislardir. Su anda, dis ekonomik çevrelerin Türk ekonomisi hakkindaki iyimser görüsleri tam tersine dönmemisse bile, en azindan büyük süphe içine düstükleri söylenebilir.
Seçim sonu iktidar sorumlulugu üstlenecekler, seçim yarisi içindeki belki de abartmali degerlendirmeleriyle çok önemli bir avantaji kaybettiklerini kisa sürede anlayacaklardir. Dört yilda biraz kipirdatilan bir kredi itibarinin kisa bir sürede zedelenmesi ciddi bir kayiptir. Unutulmamalidir ki, dis kredi itibarini güçlendirme yolunda israrla uygulanan bazi politikalarin yurt içinde agir faturalari ortaya çikmistir. Yatirimlarin kisitlanmasi, iç tüketimin sinirlandirilmasi, maas ve ücretler üzerindeki baski bu agir faturalarin baslicalaridir.
Bir de, yurt içinde yasayanlarin ekonomi yönetimi karsisindaki duyarliligi konusu vardir. Halkin ekonomi politikalarina itimadinin ortadan kalkmasi enflasyonu körükleyen en önemli etkendir. Ekonomi politikalarina inanmayanlar tasarruflarini bankalar yerine mala baglar, yatirim yerine spekülasyona yönelirler. Ekonomik güçlükler, is ve as bulmadan ümidin kesilmesi sosyal huzursuzlugu da artirabilir.
Seçim sonunda ülke yönetimini üstlenecek olanlar süphesiz ki ekonomiyi devraldiklari çizginin ötesine götürmek için büyük gayret göstereceklerdir . Fakat sunu kabul etmek gerekir ki, zamanlarinin önemli bölümünü seçim öncesi yaris heyecaninda karalanan ekonomi tablosunun aklanmasi için harcamak zorunda kalacaklardir.

 

Sende yorum yap