Pulur’un olayları ve insanları

, , Sende yorum yap

Hasan Pulur’un yazilarindan derlenen üçüncü kitabi, Bilgi Yayinevi tarafindan bastirilmis. Geçen hafta dagitimina basla nan bu üçüncü kitabinda Hasan Pulur’un 1979 Mayisi ile 1984 Mayi si arasinda yayinlanan yazilarindan seçmeler veriliyor.
Türkiyenin ne tip bir “dinamige” sahip oldugunu, bes yillik süre içinde Türkiye’de ne hizli degisimler gerçeklestigini görmek isteyenle rin bu kitabi okumasi gerekir.
Hasan Pulur’un günlük yazilarinin hiçbirini kaçirmadan okuyanlar, “…biz o yazilarin hepsini nasil olsa hatirliyoruz.” diye düsünebilirler Önemli olan yazilari teker teker hatirlamak degil, 1979-1984 döne mindeki firtinayi 400 sayfa içince görüp, bundan herkesin kendine göre bir “pay” çikarmasidir.
1979-1984 Yillari arasinda hangi olaylari “Türkiye’ nin ve Dünyanin” en önemli olayi olarak degerlendirmi siz, hangi kisileri “Türkiye’nin ve Ortadogunun” en büyük devlet adami olarak görmüsüz (veya onlar kendilerini öyle sanmis), kaç kere Türk Ekonomisinin “bu kere gerçekten battigini, çikis yolu kalmadigini” sanmisiz ve de ne kadar “havadan-sudan seylerle günlerimizi geçirmisiz”?
Eski günlerde tiyatro kapisinda, sergilenecek oyunlari tanitmak için kullanilan ifade tarzi ile: “Gerçek hayat hikayeleri, hayat facialari, dram, komedi hepsi bu 400 sayfada… Aglamak mi istiyorsunuz, gül mek mi istiyorsunuz, biraz düsünmeye vaktiniz var mi? Bu kitabi oku yun…”
Prof. Dr. Emre Kongar, “Hasan Puluf der, Türk toplu munu iyi izleyen, tahlil eden bir sosyolog’dur”. Türkiye’de bazi seylerin neden oldugunu veya neden olamadigini merak edenlere Türk toplumunu izleyen amatör sosyolog olarak Hasan Pulur birsey ler anlatmaya çalisiyor.
– 9 Haziran 1979. Battik, batiyoruz, batacagiz tartismalari gündem de. Hasan Pulur “.. .isler hep böyle idi. Üç asagi, bes yukari hep böy le gitti ve devlet bugüne kadar batmadan geldi…” diyor.
– 21 Eylül 1979 Süleyman Demirel “bir kursunkalem 10 lira” diye pahaliliktan yakiniyor. “Memleketi iki aspirine muhtaç ettiler. Hani yag, hani ilaç, hani mazot? Bizim zamanimizda yag da vardi, ilaç da vardi. Mazot da vardi. Hatta harta kahve de vardi.” diyor.
– 27 Eylül 1979. “Umudumuz Ecevit” diye Edirne’de karsilanan CHP Baskani, yaninda Kadin Kollari Genel Baskani Güler Gürpinar halka hitap ediyor: “Kalkinmayi köyden baslatacagiz demistik, iste baslattik. Bugdaya 480 kurus, ayçiçegine 16 lira taban fiyati verdik. Köylüyü milyoner yaptik…”
– 4 Ocak 1980. Hasan Pulur yaziyor: “Bu muhtira bize verilmistir.” Çünkü Çankaya’nin muhtirasini ne Demirel, ne Ecevit “muhatabi biz degiliz” diye kabullenmemektedirler.
– 3 Mayis 1980. “AP Genel Baskani Demirel, dün saat 11.00 de MSP Genel Baskani Erbakan’i Meclisdeki odasinda ziyaret ederek, Cumhurbaskani Adayi Bilgiç için destek istedi. Görüsme sirasinda Er bakan Demirel’e önce gülyagi sürdü. Sonra kadayif yedirdi Görüs menin basinda Demirel’e ikram edilmesi kararlastirilmis bulunan ka dayif, alti kizarmadigi için, ancak görüsmenin sonuna yetistirildi.” Hasan Pulur ekliyor: Miladi 1980 yilinin nisan ayinin otuzuncu günü Türkiye Cumhuriyeti’nin “Makarri hükümeti” Ankara’da kimlerin ne lerle istigal ettigini görünüz…
– 25 Haziran 1980. Demirel Istanbulda, Çekmece dolayinda yurt disindaki isçiler için gerçeklestirilecek 5 bin konutluk “Türkiye’deki Avrupa” projesinin ilk 500″ evinin temelini attikdan sonra konusuyor: “Simdi temel atarken sordum. Insaati bin is gününde bitireceklermis. Aman haa dedim. Ben yüz günde isleri düzeltiriz dedim basim derde girdi. Sizin de bin günde basiniz derde girmesin. Ona göre çalisin. (Açiklama: Temel atma töreni için kurulan kürsü, kazilan çukurlar ol dugu gibi kalmis, Türkiye’de toplu konut projelerinin basarisizliklari nin bir örnegi olan bu projeye inanip döviz gönderen yurt disindaki isçiler ciddi sorunlarla karsilasmislardir.)
– 5 Temmuz 1980. Orta Anadoluda iki kent ölü sehir oldu. Çorum ve Sivas’da kimse sokaga çikamiyor.
– 10 Eylül 1980. Hasan Pulur Siyaset Rasim ile konusuyor “Bekle görürsün. Dis politikada Necmettin Hocanin dümen suyuna giren bir partinin basina gelecekleri görürsün” (Bu yazi 12 Eylül’e 48 saat kala yayinlanmistir.)
Aradaki yazilari atlayip, kitabin sonuna geliyoruz:
Aradaki yazilari atlayip, kitabin sonuna geliyoruz:
– 8 nisan 1984. Adam günlük geçim sikintisiyla perisan olmus, is ten ne halde çikip eve geliyor. Evden ne halde çikip ise gidiyor. Sen ona Karun’un hazinelerini vaad ediyorsun… Bakalim ömrü yetecek mi? Hem sonra dedigin acaba dogru çikacak mi? Bu kaç yüzyillik ma saldir, bilirmisiniz? Dededen babaya, babadan toruna, nesilden nesi le, kusaktan kusaga, hep bu masal anlatilmistir. “Sik disini kurtulu yorsun…” Bu pahalilik, bu sikinti, bu zamlar iyiye alametdegildir. Bu
gidis güzel gidis degildir.
– 28 Nisan 1984. Siyasi iktidarlar kendi felsefelerini uygulayacak bir kadro kurmak zorundadirlar. Buna da kimse itiraz edemez. Ama bu kadro müstesarlik ve genel müdürlük seviyesinden asagiya inme ye baslayinca, onun adina siyasi kadrolasma degil, partizanlik denir. Ve bu partizanlik bir kere basladi mi, durdurmanin mümkünati yok tur.
Ve nihayet bu son iki yaziyi iyi degerlendirmek için biraz eskiye dönüp 9 Aralik 1979 tarihli yazisinda Ha san Pulur’un anlattigi hikayeyi nakledelim:
— Adamin birini görevden alip, yerine baskasini tayin etmisler. Gi den gelene kapali üç zarf birakmis. “Basin sikistigi zaman bu zarflari sirasiyla teker teker açar okursun” demis. Yeni gelen bir süre ugras mis, didinmis, isleri düzene koyaflarmis, aklina gidenin biraktigi zarf lar gelmis. Birincisini açmis: “Kendinden öncekileri kötüle”… Basla mis kötülemeye. Demedigini koymamis. Ama fayda etmemis, isler gene düzelmemis. Bu kez ikinci zarfi açmis: “Teskilatlan.. “Onu da yapmis, Teskilatini kurmus. Ama isler yine berbat. Bu sefer son çare olarak üçüncü zarfi açmis: zarf dan bir pusula çikmis’… Sen de üç zarf hazirla”.
(Yazarin son notu: Hasan Pulur’un 1979-1984 yili arasinda degin digi olaylarda belli makamlardaki görevleri nedeniyle bir çok “insan ‘in adi tekrarlanmaktadir. Bu “insan”lar çok yillar önce degil, geçen bes yillik dönemde, isimleri ile resimleri ile hergün gazete sütunlarin da TV ekranlarinda arz-i endan eyleyen “Türkiyenin, Balkanlarin, Ortadogunun ve de Dünyanin” en önemli kisileri olduklarina inanan, inandirilan iyi niyetli Türk vatandaslaridir. Bugün bu binlerce isim ne rededir?. Ne yapmaktadir? Hâlen belli makamlarda bulunan, belli koltuklarda oturanlarin Hasan Pulur’un kitabini bu gözlükle okumala ri kendi yararlarinadir.)

 

Sende yorum yap